Damak nedir, Damak ne demek
Damak; bir anatomi terimidir.
- Ağız boşluğunun tavanı

Yerel Türkçe anlamı:
Takmak
Balık oltasının yem takılan kısmı.
Atlarda görülen damak hastalığı.
Değmek
Çelik çomak oyununda kullanılan çeliğin sivri uçları.
Kilit içindeki ince demir, dil.
Ahşap binalarda ağaçları birbirine geçirmek için açılan kertik.
Kapı rezesi, zemberek, kapıdaki sürgü.
Kıyı, kenar
Kıraç arazi ile ekin veren araziyi birbirinden ayıran bölge.
Şehir.
Dolap kapağını pervaza bağlayan mandal.
Ocağın ortasına konulan ve diğer odunlara destek olan ana kütük.
Merkezden uzak, kenar.
Biyoloji'deki anlamı:
Böceklerde farinksin tavanı. Palat.
Omurgalı hayvanlarda ağzın tavanı.
Gramer anlamı:
Ağız boşluğunun üst kısmını çevreleyen ve belirli seslerin oluşmasında görev alan kubbemsi yer. Damağın sert bir tavan oluşturan ön kısmına ön damak, arka kısmına art damak, art damağın geniz boşluğundan ayrılan kısmına da yumuşak damak adı verilir. Bunlara bk.
Veterinerlik alanındaki anlamları:
Omurgalı hayvanlarda ağzın tavanı, palatum.
Bilimsel terim anlamı:
Azerbaycan Türkçesi: damag; Türkmen Türkçesi: damak; Gagauz Türkçesi: damak; Özbek Türkçesi: taňlay; Uygur Türkçesi: taňlay; Tatar Türkçesi: afiqaw; Başkurt Türkçesi: aňqaw; Kmk: taňlaw; Krç.-Malk.: tıňılawuk;Nogay Türkçesi: taňlay; Kazak Türkçesi: taňday; Kırgız Türkçesi: taňday; Alt:: taňday; Hakas Türkçesi: hurgah;Tuva Türkçesi: t'aalay; Şor Türkçesi: kurgak, til; Rusça: nyobo
İngilizce'de Damak ne demek? Damak ingilizcesi nedir?:
palate
Fransızca'da Damak ne demek?:
palais
Osmanlıca Damak ne demek? Damak Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
hanek
Damak hakkında bilgiler
Damak (Latince: palatum) insan ve diğer memelilerde ağzın tavanını oluşturur. Ağız boşluğunu burun boşluğundan ayırır. Benzer bir yapı timsahlarda da görülür ancak diğer dört üyelilerin çoğunda ağız ile burun boşlukları tam olarak ayrılmamıştır. Damak iki bölüme ayrılır: Öndeki kemiksi sert damak ile arkada bulunan yumuşak damak (ya da velum)
Damak ile ilgili Cümleler
- Yabancı pirinç sert ve tatsızdır ve de Japon damak tadına hitap etmez.
- Kurutulmuş balık benim damak tadıma uygun değil.
- Burada satılan yiyeceklerin büyük çoğunluğu, damak zevkime uymuyor.
- Damak tadım sizinkinden oldukça farklı.
Damak kısaca anlamı, tanımı:
Tavan : Bir yapının, kapalı bir yerin üst bölümünü oluşturan düz ve yatay yüzey, taban karşıtı. Bir şeyi değerlendirmede kabul edilen en yüksek seviye veya fiyat. Çatı kiremidi.
Damak eteği : Damağın kemiksiz ve yumuşak olan arka bölümü.
Damak tadı : Yiyeceklerden alınan lezzet.
Damak ünsüzü : Dil sırtı yardımı ile ön damakta veya art damakta oluşan ses: g, k, n.
Art damak : Damağın arka bölümü.
Diş damak ünsüzü : Diş eti-damak ünsüzü.
Diş eti damak ünsüzü : Dil ucunun, üst diş etleriyle ön damağa dokunmasından oluşan ünsüz, diş-damak ünsüzü: c, ç, z, s, n, j, ş.
Ön damak : Damağın ön bölümü.
Sert damak : Damağın ön bölümü.
Yumuşak damak : Damağın boğaza yakın bölümü.
Damaklı : Damağı olan.
Damaklı diş : Damağı ile birlikte hazırlanan takma diş.
Damaksı : Boğumlanma noktası damakta bulunan (ses).
Damaksıl : Damakla ilgili.
Damaksıllaşma : Damaksıllaşmak işi.
Damaksıllaşmak : Bir kelimede art damaktan çıkan bir ünsüz veya kalın bir ünlü ön damağa kayıp yumuşamak ve incelmek: Yana yine, alma elma gibi.
Damaksıllaştırma : Damaksıllaştırmak işi.
Damaksıllaştırmak : Bir fonemin boğumlanma noktasını sert damağa doğru kaydırmak.
Damaksız : Sivri uçlu balıkçı iğnesi. Tat alma duyusu zayıflamış olan veya bu duyuyu tamamen yitirmiş olan (kimse). Damağı olmayan.
Art damak ünsüzü : Ciğerlerden gelen havanın dil sırtı yardımıyla art damağın çeşitli noktalarında bazen patlayarak, bazen de sızarak oluşturduğu ünsüz: kara, gayrı, yağmur kelimelerindeki k, g, ğ ünsüzleri gibi.
Kara damaklı : İnatçı, aksi (kimse).
Ön damak ünsüzü : Ciğerlerden gelen havanın dil sırtı yardımıyla ön damağın çeşitli noktalarında patlayarak veya sızarak oluşturduğu ünsüz: kedi, gelin, yeni gibi.
İnsan : Âdemoğlu, âdem evladı. Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse).
Diğer : Başka, özge, öteki, öbür.
Memeliler : Doğurarak üreyen, memeleri olan, sıcakkanlı, iki akciğerli, kalbinde dört boşluğu olan, vücutları genellikle tüylerle örtülü omurgalı hayvanlar sınıfı.
Burun : Kibir, büyüklenme. Bazı şeylerin ön ve sivri bölümü. Karanın, özellikle yüksek ve dağlık kıyılarda, türlü biçimlerde denize uzanmış bölümü. Alınla üst dudak arasında bulunan, çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı.
Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.
Timsah : Bu hayvanın derisinden yapılan. Sürüngenlerden, sıcak bölgelerin akarsularında yaşayan, kalın derili, uzun kuyruklu, iri bir hayvan (Crocodilus).
Dört : Üçten bir artık. Bu sayıyı gösteren 4 ve IV rakamlarının adı. Dört sayısının adı.
Ağız : Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Uç, kenar. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Kesici aletlerin keskin tarafı. Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Üslup, ifade biçimi. Çıkış yeri. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili.
Damak ağacı : At, eşeklerin damaklarını kanatmak için kullanılan ağaç.
Damak ak zarı : Damak kemiğinin serbest kenarında bulunan ve m. Palatinusa origo veren zar, aponörozis palatina.
Damak arka deliği : Canalis palatinus'un, fossa pterygopalatina'da bulunan arka deliği, foramen palatinum kaudale.
Damak bezleri : Damak mukozasının altında, orta hattın sağında ve solunda iki grup hâlinde bulunan damak tükürük bezleri, glandula palatina.
Damak boşluğu : Sığırda damak kemiğinin yatay yaprağının içinde, üst çene kemiğinin proc. palatinusunun da katılmasıyla oluşan boşluk, sinus palatinus.
Damak buruşukluğu : Damak dikişinin iki yanında enine oluşmuş mukoza kabartıları, ruje palatina.
Damak büyük atardamarı : Fossa pterygopalatina'da a. palatina descendens'ten ayrılan ve özellikle sert damakla ventral burun yolunun ön kısmı mukozasını vaskularize eden atardamar, arterya palatina mayor.
Damak büyük deliği : Damak kemiğinin lamina horizontalisi üzerinde bulunan canalis palatinus'un ön deliği, foramen palatinum mayus.
Damak çalmak : Dille kaşık şıkırtısı gibi ses çıkarmak.
Damak çıkan atardamarı : Etçilde ve domuzda a. lingualis'ten, koyunda ve keçide a. carotis communis'ten, sığırda a. occipitalis'ten, atgillerde truncus linguofacialis'ten çıkan ve yumuşak damakla bunun kaslarını vaskularize eden atardamar, arterya palatina assendens.
Diğer dillerde Damak anlamı nedir?
İngilizce'de Damak ne demek? : adj. palatal, palatine
n. palate, roof of the mouth
Fransızca'da Damak : palais [le], voûte du palais
Almanca'da Damak : n. Gaumen
Rusça'da Damak : n. небо (N), щеколда (F)
adj. небный, палатальный

Bu kısımda Damak nedir? Damak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Damak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Damak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.