Dates türkçesi Dates nedir

  • Bir kişinin doğum ve ölüm tarihleri (örneğin, . wolfgang amadeus mozart'ın tarihleri 1756 ile 1791 arası).
  • Tarihler.

Dates ile ilgili cümleler

English: I go on more dates than Tom does.
Turkish: Tom'dan daha çok flört ederim.

English: How many dates have you been on since you and Moustapha broke up?
Turkish: Sen ve Mustafa ayrıldığınızdan beri kaç tane randevuya çıktınız?

English: He often dates Mary.
Turkish: O Mary ile hangi sıklıkta buluşur?

English: How many dates did you go on last month?
Turkish: Geçen ay kaç tane randevuya gittin?

English: Ali never dates older women.
Turkish: Ali asla daha yaşlı kadınlarla çıkmaz.

Dates ingilizcede ne demek, Dates nerede nasıl kullanılır?

Invalid dates and times : Geçersiz tarih ve saat.

Leading zeros in dates : Tarihlerde baştaki sıfır.

Show dates : Tarihleri göster.

Datestamp : Tarih damgası. Değişik belgeler üzerine geçerli tarihi kaydetmek için vurulan damga.

Datestring : Tarihdizi.

Chordates : Çok hücrelilerin (metazoa), ikincil ağızlılar (deuterostomia) filumundan, iki yanlı bakışımlı, sölomları iyi gelişmiş, hayatları boyunca ya da hayatlarının bir evresi boyunca bir sırt ipliği (korda), bir sırt sinir borusu ve solungaç yarıkları bulunan, gömlekliler (tunicata), kafatassızlar (acrania) ve omurgalılar (vertebrata) dallarını içine alan, bazı sınıflandırmalara göre ise ilkel kordalılar (prochordata) ve omurgalılar (vertebrata) gruplarına ayrılan bir alt filum. Son derece gelişmiş hayvanları içeren chordata filumu üyesi (omurgalı hayvanlar, kafatası olan hayvanlar, deniz omurgasızları, vb.). Omurgalı hayvan. Kordalılar. Omurgalı.

 

Fecundates : Verimli yapmak. Döllemek. Verimlileştirmek. Bereketlendirmek. Hamile bırakmak. İlkah etmek.

Antedates : Erkene almak. Erken tarihe almak. Önce gelmek. Bir senede geçmiş tarih atmak. Sezmek. Erken bir tarihe almak. Eski tarih atmak. Geçmiş tarih atmak. Eski tarih koymak. Geçmiş tarih atmak (faturaya vb).

Accommodates : Uyum sağlamak. Uydurmak. Sağlamak. Alıştırmak. Telif etmek. Uzlaştırmak. Alışmak. Kalacak yer sağlamak. Yaşayacak yer temin etmek. Bağdaştırmak.

Candidates : Adaylar. Namzet. Aday.

İngilizce Dates Türkçe anlamı, Dates eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dates ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Mean solar day : Güneşin bir boylamdan ardışık iki geçişi arasındaki değişmez süre. Vasati güneş günü. Ortalama güneş günü. Ortalama güneşin öğlenden art arda iki geçişi arasındaki zaman süresi; 86400 saniye. Fizik, uzay alanlarında kullanılır.

Blind date : Tanışma randevusu. Önceden tanışılmayan biriyle eğlence yeri lokanta vb'ne gitme. Tanımadığı biriyle çıkma. Tanımadan buluşulan kimse.

Engagement : Görev. Çarpışma. Randevu. Sorumluluk. Nişanlanma. Taahhüt. Birbirine geçme. Yükümlülük. Sözleşme. Mülakat.

 

Meeting : Toplantı. Yasama, yönetim, yürütme örgütlerindeki kişilerin görevlerini başarma amacıyla yaptıkları belirli süreli toplantı. Karşılama. Oturum. Miting. Görüşme. Buluşma. Vuslat. Cemaat. Bitişme.

Escort : Maiyet. Eşlik etme. Refakat etmek. Eşlik eden (koruma veya gözetim için). Korumak. Eşlik etmek (korumak veya gözetmek amacıyla). Refakatçi. Koruma. Kavalyelik etmek. Kavalye.

Natal day : Doğuş günü.

Appointment : Görev. Atama. Atanılan makam. Tayin. İş. Memuriyet. Emir. Buluşma. Randevu.

Birthday : Yaş günü. Doğum günü.

Get together : Toplamak. Buluşmak. Anlaşmaya varmak. Biriktirmek. Toplanmak. Kafa kafaya verip konuşmak. Bir araya gelip konuşmak. Bir araya gelmek.

Day : Çekimin gündüz gerçekleştirildiğini ya da gündüz görünçlüğü olduğunu belirtmek üzere oyunlukta ve çekim tahtasında yer alan sözcük. Devir. Zaman. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri. Gün. Dönem. Çağ. Gündüzlü (öğrenci). Gündüz.

Dates synonyms : twenty four hour period, 24 hour interval, day of the month, maturity, maturity date, tryst, double date, rendezvous, solar day, due date, twenty four hours.

Dates zıt anlamlı kelimeler, Dates kelime anlamı

Fashionable : Revaçta olan. Şık. Moda. Modaya uygun. Rağbette olan. Kibar. Asortik. Moda olan. Sosyetik.