Deans türkçesi Deans nedir

Deans ingilizcede ne demek, Deans nerede nasıl kullanılır?

Deanship : Dekanlık. Dekan konumu (üniversitede belirli fakülte başkanı).

Deanships : Dekan konumu (üniversitede belirli fakülte başkanı). Dekanlık.

Antipodeans : Taban tabana zıddı. Tam zıt tarafta olan. Tam tersi.

Deputy dean : Yardımcı dekan. Dekan yardımcısı. Dekan vekili.

Faculty dean : Bilimyurdu dekanı. Fakülte dekanı.

Archimedean : Arşimet'e ait. Arşimet ile ilgili. Arşimet'e ait veya onun tarafından geliştirilen (yunan matematikçi).

Deaning : Dekan. Baş papaz. En kıdemli üye. Papaz meclisi başı. Katedralin başrahibi. Başkan.

Andean pact : Andean antlaşması. Andean paktı. Andean grubu ülkeler arasında gümrük birliği oluşturmak amacıyla 1969 yılında yapılan, cartagena anlaşması olarak da anılan antlaşma.

Andean group : Lafta’nın gösterdiği yavaş ilerleme karşısında iktisadi birleşme veya işbirliği konusunda daha etkin girişimde bulunmak amacıyla 1969 yılında bolivya, kolombiya, ekvator, peru ve şili’den oluşan grup. bu gruba 1973 yılında venezüella katılmış, 1976 yılında ise şili çekilmiştir. Bolivya. Kolombiya. And ülkeleri grubu. Ekvator. Andean grubu. Peru ve venezuela arasında kurulan ve ekonomik ortak pazar.

 

Deaneries : Dekanlık. Başrahibin evi. Dekanın yeri.

İngilizce Deans Türkçe anlamı, Deans eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Deans ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Tooth : Damak zevki. Diş. Dişli makaralardaki çıkıntılardan her biri. Sert yüzey (kağıt vb.). Sevme (yemek). Diş açmak. Tırtık. Pütürlü yapmak (kumaş ). Dişlemek. Omurgalı hayvanların çenelerinde ya da ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ya da ağız duvarında taşıdıkları sert yapılar.

Doyens : Üst rütbeli subay. Grubun en kıdemli üyesi. Eski efendi. Duayen (erkekler için). Duayen. Grubun en yaşlı üyesi.

Chairperson : Kurul başkanı. Parti genel başkanı. Genel başkan.

Foreman : Amele başı. Kalfa. Kolbaşı. Usta. İşçibaşı. Reis. Ustabaşı. Jüri sözcüsü. Formen.

Deaning : Papaz meclisi başı. Baş papaz. Katedralin başrahibi.

Way : Yön. Civar. Bakım. Uzak mesafede. Davranış tarzı. İnsanların, bir yerden başka bir yere gitmek üzere üzerinden ya da içinden geçtikleri, yerleşim yerlerinin gelişme doğrultusunu yakından etkileyen ve düzentasarlarda önemli bir öge oluşturan yerler. Uzakta. Kolcuğun veya anahtarın konumlarından her biri. Huy. Yapılış şekli.

Voice : Fiil kök veya gövdesinin, sözlük anlamında herhangi bir değişikliğe uğramadan fiilden fiil yapan belirli bazı eklerle genişletilerek cümledeki özne ve nesne ile olan bağlantısında uğradığı durum değişikliği; fiilin anlam değişikliği göstermeyen, ancak özne ve nesneye hükmeden şekil değişikliği. || çatılar, türlerine, aldıkları eklere ve işlevlerine göre kendi içlerinde etken çatı (yalın çatı), edilgen çatı, meçhul çatı, dönüşlü çatı, işteş çatı, ettirgen çatı diye sınıflandırılır. bunlara bk. Anlatmak. Ses tellerini titreştirerek oluşturmak. Düşünce. Ses. Fikir. Ötümlüleştirmek. Sözcü. Dile getirmek. İfade etmek.

 

Provosts : Katedral sorumlusu. Amir. İnzibat subayı. Dekan (ingiliz ingilizcesi). Okul müdürü. Müdür. Belediye başkanı. Müdür (üniv.). Okul müdürü (üniv.).

Deans synonyms : open sesame, decane, chairpersons, chief, dint, fast track, salvation, chieftains, chairmans, stepping stone, desperate measure, ethnarch, chieftain, agency, chairman, wings, chair person, implementation, expedient, escape, instrument, effectuation, doyen, instrumentality, provost, instrumentation, chairmen, dean, chief executive officer, chief executive, road, tool.