Decayed türkçesi Decayed nedir

  • Düşkün.
  • Dumura uğramış.
  • Takatsiz.
  • Bozuk.
  • Aşınmış.
  • Zayıflamış.
  • Çürük.
  • Çürümüş.
  • Halsiz düşmüş.
  • Harap.
  • Çöken.
  • Dağılmış.
  • Kuvvetsiz.
  • Göynük.
  • Kudretsiz.

Decayed ile ilgili cümleler

English: This tooth is decayed.
Turkish: Bu diş çürümüş.

English: I think I have a decayed tooth.
Turkish: Sanırım bir dişim çürüdü.

Decayed ingilizcede ne demek, Decayed nerede nasıl kullanılır?

Decayed tooth : Çürük diş. Çürümüş diş.

Decayed town : Ölü şehir. Çevresinde değerli kaynaklar, örneğin maden tözü bulunması nedeniyle kurulup hızla büyüyen, ancak bu kaynağın tükenmesiyle sönükleşen ve tümüyle bir yana bırakılan kent. Ölü kent.

Decayedness : Çürüklük. Bozuk olma. Çürümüşlük. Bozukluk. Ayrışmış olma.

Decayer : Çürümeye neden olan şey.

Decayers : Çürümeye neden olan şey.

Decay time : Sönüm süresi. Bozulma zamanı. Radyoaktif bozunma süresi. Bozunma süresi.

Decay constant : Azalım sabiti. Bozulma sabitliği. Bir radyonüklid çekirdeğinin birim zamanda kendiliğinden bozunma olasılığı (.). Bozunum sabiti. Bozunum değişmezi. Sönme sabiti (titreşim). Bozunma değişmezi. Radyoaktiflik sabiti.

Atomic decay : Atom bölünmesi.

Double beta decay : Çift beta çözünmesi.

Chain decay : Birbirini izleyen radyoaktif değişimler dizisi. Bozunma zinciri.

 

İngilizce Decayed Türkçe anlamı, Decayed eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Decayed ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Rodless : Sırıksız. Asasız. Değneksiz. Milsiz. Çubuksuz.

Corrupted : Virüslü. Lekelenmiş. Ahlaksız. Sapık. Berbat olmuş. Bozulmuş. Sahtekar.

Decadents : Yıkılmış. Batmış. Çökmekte olan. Çökmekte olan sanatçı. İtibarını yitiren. Gözden düşen. Dekadan. Çökmüş. Yozlaşmış.

Bad : Yetersiz çelgi. Bir dürtüş ya da vuruşa karşı korunmak için yapılan, yerinde ve yeterli olmayan çelgi. Terbiyesiz. Kokuşmuş. Batak. Sahte. Kokmuş. Şanssızlık.

Atonic : Zayıf. Takatsız. Düz kasların gerginliğinin zayıflaması veya yokluğu. Dermansız. Aksansız. Vurgusuz. Atonik.

Rudimentary : Basit. Temel. Ana. İlk öğrenilen. İptidai. Rudiment. vestigium. Rüdimanter. Rudimenter. İlkel.

Down at heel : Perişan kılıklı. Parasızlık yüzünden eski püskü giyecekler giyinmiş. Pejmürde. (britanya ingilizcesi) parasızlık yüzünden kötü giyinmiş. Bakımsız. Harap görünüşlü. Perişan görünüşlü. Köhne. Hırpani. Kılıksız.

Untidier : Kılıksız. Derbeder. Düzensiz. Savruk. Pasaklı. Dağınık.

Rottenest : Cılk. Çok kötü. Kokmuş. Kokuşmuş. Rezalet. Çürümüş (besin vb).

Eroded : Yıpranmış. Yalama olmuş. Aşındırılmış. Eskimiş. Kemirilmiş.

Decayed synonyms : bumpier, atrophied, enamored, bruise, scattered, dilapidated, worn, footworn, clapped out, addles, exhausted, slimmed, unsound, insubstantial, impotent, rudimental, decomposed, affected, damaged, peaked, forceless, bedrid, eaten away, cavities, contused, impaired, decollated, caries, tired out, weakened, devoted, dissipated, addicted.

 

Decayed zıt anlamlı kelimeler, Decayed kelime anlamı

Sound : Sondalamak. Emin. Sağlıklı. Derin (uyku). İyi. Öttürmek. Titreşimli bir kaynaktan çıkan, belirli bir ortamda uzunlamasına dalgalar biçiminde yayılan basıncın etkisiyle kulağın algıladığı duyu. İşitme duyusunu, uyaran dalga; bu tür dalgaların beynin işitme özeğini etkilemesi. Geçerli. Genel anlamı içinde, insan sesi olmayan herhangi bir ses. bir nesnenin titreşimlerinin havada dalgalar halinde işitme duyumuza etki yapmasıyla ortaya çıkan ses.

Decayed ingilizce tanımı, definition of Decayed

Decayed kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Rotten. Affected with decay. Fallen, as to physical or social condition. As, decayed vegetation or vegetables. A decayed fortune or gentleman.