Decomposing türkçesi Decomposing nedir

Decomposing ingilizcede ne demek, Decomposing nerede nasıl kullanılır?

Decomposite : Birleştirilmiş olan. Daha önce karışmış olan. Bileşenlerine ayrılmış.

Decomposition : Çürüklük. Bir bütünün çeşitli etmenlerin etkisi altında, kurucu öğelerine ayrılması. Bozukluk. Bir maddenin daha basit molekül veya atomlara parçalanması olayı. Bozulma. Faktörlere ayırma. Ayrıştırma. Bozunma. Bozuşma. Ekonomi, fizik, kimya, gramer, madencilik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Decomposition odour : Kokuşma sonucu proteinlerin yıkımından ileri gelen ptomaine, putreskin, tiramin ve özellikle de kadaverin gibi kısmen zehirli ürünlere bağlı olarak biçimlenen rahatsızlık verici koku. Kokuşma kokusu.

Decomposition reaction : Büyük bir molekülden daha küçük parçalar meydana getirmek için kimyasal bağların parçalanmasını sağlayan kimyasal bir tepkime. Parçalanma reaksiyonu. Parçalanma tepkimesi.

Decomposition voltage : Ayrışma gerilimi. Elektrikle ayrışımda, sürekli ayrışım sağlayacak en düşük gerilim. Bozunma voltajı. Ayrıştırma gerilimi.

Blanchard quah decomposition : Blanchard-quah ayrıştırması.

Cholesky decomposition : Cholesky ayrıştırması.

 

Doob meyer decomposition : Doob-meyer ayrıştırması.

Double decomposition : Çifte bozunma. Çift ayrışma. Tepkime öncesi ve sonrasında molekül sayıları değişmemekle birlikte, atomların ya da köklerin yeniden düzenlenerek ayrı moleküller oluşturmaları. örn. nacı + agno3->agcı + nano3 tepkimesi. Çift bölünme.

Bartlett decomposition : Bartlett ayrıştırması.

İngilizce Decomposing Türkçe anlamı, Decomposing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Decomposing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Separates : Bir takımın parçası olarak değil ayrı şekilde satılan elbise parçaları. Ayrı yaşamak. Ayırmak. Tecrit etmek. Çıkmak. Kopmak. Yollarını ayırmak.

Corruption : Namussuzluk. Rüşvet. Ahlaksızlık. Yozlaştırma. Yozlaşma. Yolsuzluk. Yedirim. Bilgisayar, hukuk alanlarında kullanılır. Rüşvetçilik. Ahlaksız olma.

Confuting : Susturmak. Çürütme (bir fikri vb). Yalanlamak. Aksini ispatlamak. Çürütme.

Cankering : Buğdaypası. Yozlaştıran etmen. Pamukçuğa yakalanmak. Mahvolmak. Pamukçuk oluşturmak. Bozucu etken. Mahvetmek. Aft.

Realisation : Tasavvur. Farketme. Gerçekleşim. Teeyyüt. Gerçekleştirme. Farkına varma. Kavrayış. İdrak. Paraya çevirme. Anlama.

Recapitulation : Özetleme. Tekrarlama. Temel sınıflara göre karışık verilerin özeti. Bir canlının gelişme ve büyümesindeki safhanın nesiller boyunca tekrarı. Özet. Rekapitülasyon. Yineleme. Yeniden özetleme. Tekrar.

Clears : Kazanmak. Aklamak. Aydınlatmak. Gümrükten çekmek. Kurtarmak. Elde etmek. Limana giriş veya çıkış izni almak. Ormanda alan açmak. Ödemek. Açmak.

 

Confutes : Yalanlamak. Çürütmek (bir görüşü vb). Aksini ispat etmek. Aksini ispatlamak. Tersini kanıtlamak. Doğru olmadığını ispat etmek. Tersini ispat etmek. Susturmak. Aksini kanıtlamak.

Distills : Süzülmek. İmbikten geçmek. Damıtmak. Özünü çıkarmak. Özünü almak. Taktir etmek. Biçimlenmek. Damla damla akıtmak. Damlatmak. Süzmek.

Decomposing synonyms : creating by mental acts, become putrid, distill, decouple, be scattered, composition, unbundle, decoupling, blight, corruptions, corruptibilities, separating, putrefaction, realization, dealing out, resolves, decay, extrications, corrodes, bestrewn, adjourning, controvert, allocate, bestrews, be on the rampage, extrication, cankers, arrangement, dry rot, decompositions, apportion, dissociating, desorb.