Defience türkçesi Defience nedir

Defience ingilizcede ne demek, Defience nerede nasıl kullanılır?

Defied : Alnını karışlamak. Karşılaşmaya davet etmek. Dikelmek. Kafa tutmak. Kışkırtmak. Küçümsemek. Dayanmak. Meydan okumak. Baş kaldırmak. Karşı gelmek.

Defied him : Ona karşı geldi. Ona açıkça meydan okudu. Ona itaat etmedi.

Defier : Karşı koyan. Meydan okuyan. Meydan okuyan kimse.

Defiers : Karşı koyan. Meydan okuyan.

Defies : Baş kaldırmak. Dikelmek. Meydan okumak. Alnını karışlamak. Küçümsemek. Kafa tutmak. Gücünü aşmak. Karşı gelmek. Karşılaşmaya davet etmek. Dayanmak.

Defiance : Karşı koyma. Muhalefet. Nispet. İsyankarlık. Gözdağı. Karşı çıkma. Başkaldırma. İtaatsizlik. Meydan okuma. Saygısızlık.

Defibrillative : Kalp kasının fibrilasyonunu durdurmak için elektik şok kullanımı ile ilgili (tıp veya medikal terimi). Defirbilasyon ile ilgili.

Defibrination : Defibrinasyon. Fibrinin yıkılması veya uzaklaştırılması, defibrinasyon. Fibrinsizleşme.

Defibrillators : Defibrilatör. Kalp kasının fibrilasyonunu durdurmak için elektik şok kullanan elektikli makine (tıp veya medikal terimi).

Defiances : Saygısızlık. İsyankarlık. Meydan okuma. Başkaldırma. Karşı koyma. Gözdağı. Nispet. Muhalefet. Karşı çıkma.

İngilizce Defience Türkçe anlamı, Defience eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Defience ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Set : Sonucu belirtmede birim olan 15 sayılık bölüm. Ayarlamak. Tenis, atletizm, bilgisayar, fizik, uzay, voleybol alanlarında kullanılır. Küme. Oyunun, karşılaşıcılardan birinin altı oyun kazanması ile biten bölümü. şöyle ki, kazanan oyuncu karşısındakinden en az iki oyun artık kalmış olsun. yoksa dönem bu durum sağlanıncaya dek sürer. Yapmacık. Bir odayı ya da kapalı bir alanı gösteren dekor. 800 metreye dek düzenlenen koşularda, çıkış çizgisinde yerlerini alan yarışçıları dikkat durumuna getirmek için, çıkışçının kendi ana dilinde verdiği uyarı komutu. Olgunlaşmak. Bir gökcisminin gözerimi altına inmesi eylemi.

Delimit : Tahtidlemek. Sınırlarını koymak. Limitlerini belirlemek. Tahdit etmek. Sınırlandırmak. Limit koymak. Sınırlamak.

Proportions : Nicelik. Orantı. Uyum. Miktar. Oran. Pay. Simetri. Boyutlar.

Spite : Üzmek. Rahatsız etmek. Kasten kızdırmak. Garezi olmak. Nispet yapmak. Kin. Kin duymak. Zarar vermek. İnat.

Fix : Önceden belirlenmiş sonuç. Düzeltme. Aşırı doz. Gözünü ayırmamak. Rüşvet vermek. Düzeltmek. Onarmak. Tayin etmek. Uyuşturucu iğne. Güç durum.

Ratio : İki değerin birbirine bölünmesiyle elde edilen göreli ölçüm. İncelenen nüfusta belli bir sürede görülen iki olaydan birinci olay sayısının ikinci olay sayısına bölünmesiyle elde edilen değer. Rasyo. Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Oran. Orantı. Nisbet. Hız.

Percentage : Yüzde. Yüzde sayışımı ile yüzde oranı denilen ve aracıya verilen para. Yüzde oranı. Yüzdelik. Kar payı. Hisse. Ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kısım. Yüzdesi.

 

Limit : Tavan sınır. Belirlemek. Sürekli, sonsuz bir değişmenin en son varacağı yer. Sınır. Olaylar ve süreçlerde kimi niteliklerin ulaşacağı düşünülen son nicellik değeri. (ing. boundary) evreleri birbirinden ayıran yüzey. Sınırlama getirmek. Limit koymak. Sınırlamak. Kısıtlamak. Sınır koymak.

Measure : Önlem. Miktar. Ölçme aygıtı. Ölçüye vurulan bir konuda bir ölçme aracıyla elde edilen ve ölçme dizgesinin çeşitli birimleriyle dile getirilen değer. Tartmak. Ölçüsünde olmak. Sınır. Tedbir. Ayarlamak.

Determine : Amaçlamak. Kesmek. Karara bağlamak. Karar vermek. Belirlemek. Azmetmek. Kararlaştırmak. Saptamak. Karara varmak. Sabitleştirmek.

Defience synonyms : relativeness, relation, familiarness, proportion, delimitate, delineate, correlation, specify, be, defiance, redefine, defiances.

Defience zıt anlamlı kelimeler, Defience kelime anlamı

Tractability : Uysallık. Uygunluk. Tatlılık. İtaat. Boyun eğme. Elverişlilik. İdare edilebilirlik. Hoşluk. Çözülebilirlik. Yumuşak başlılık.

Subordination : İkincil konuma itme. Bağlılık. Toplumsal sıralanma, sınıf ya da yetke aşamalanması bakımlarından başkalarına göre aşağı olan ve o kişilere karşı ilişkilerinde bağımlılık gösteren bireylerin, sınıfların, ırkların... durumu. Üstünlük kurma. Subordinasyon. İtaat. Astlık. Alta sıralama. İkinci derecede önemli olma.

Hide : Deri. Saklanmak. Yaşırmak. Derisini yüzmek. Post. Herhangi bir hayvanın işlenmiş ya da işlenmemiş olan derisi. Cilt. Ortaçağ arazi ölçü birimi. Saklamak. Dayak atmak.