Denizlaleleri nedir, Denizlaleleri ne demek

Denizlaleleri; bir hayvan bilimi terimidir.

  • Vücutları bir sapla deniz dibine bağlı veya serbest olabilen, beş veya daha fazla kollu, toplu durumda yaşayan derisi dikenlilerden bir sınıf

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Sölomlu hayvanlardan, derisi dikenliler (Echinodermata) şubesinden, vucutları bir sapla buna bağlı kollardan yapılmış bir çiçek gibi olan, kendilerini saplarıyla bağlayan, bazıları sapsız olan ve serbest yüzen, toplu hâlde yaşayan, sarı, kırmızı, yeşil, beyaz, esmer renkli olabilen, yenilenme yetenekleri yüksek olan bir sınıf.

Biyoloji'deki anlamı:

Sölomlu hayvanlardan, ikincil ağızlılar (Deuterostomia) filumunun, derisi dikenliler (Echinodermata) alt filumundan, vücutları bir sap ile buna bağlı kollardan yapılmış bir çiçek gibi olan, kendilerini saplarıyla bağlayan, bazıları sapsız olan ve serbest yüzen, toplu hâlde yaşayan, sarı, kırmızı, yeşil, ak, esmer renkli olabilen, yenilenme yetenekleri yüksek, Paleozoik devrinde yaşamış pek çok fosilleri bulunan, antedon (Antedon), komatula (Comatula) cinsleri iyi bilinen bir sınıf.

İngilizce'de Denizlaleleri ne demek? Denizlaleleri ingilizcesi nedir?:

sea lilies

Osmanlıca Denizlaleleri ne demek? Denizlaleleri Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

 

zambakıy-üş-şekil

Denizlaleleri anlamı, tanımı:

Deniz : Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi. Geniş alan. Çokluk, yoğunluk. Aydaki düzlükler. Bu su kütlesinin belirli bir parçası.

Deni : Alçak, kötü, kişiliksiz (kimse).

Vücut : İnsan veya hayvan gövdesi, beden. Var olma, varlık.

Kollu : Herhangi bir biçimde kolu olan. Kolu olan.

Toplu : Vücutça dolgun. Topunu, tamamını, bütününü içine alan. Hepsi bir arada bulunan, toplanmış. Bir arada, bütün, kombine. Topu olan. Düzenlenmiş, dağınık olmayan.

Durum : Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Deri : Bu tabakadan yapılmış. İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten. Toplantı, düğün. Pazar veya panayır kurulan gün, dernek. İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu.

Dikenli : Dikeni olan bitkilerin bulunduğu (yer). Dikenli olan. Zor, çetin, sıkıntı veya üzüntü veren.

Sınıf : Bir toplumda, aynı görevi yapan, aynı yararı sağlayan, aynı şartlarda yaşayan büyük insan grubu, klas. Takımlardan oluşan birlik, dalların alt bölümü. Öğrencilerin yıllık öğrenime göre ayrıldıkları bölümlerden her biri. Önemlerine, niteliklerine göre kişi veya nesnelerin yerleştirildiği kategorilerden her biri. Derslik. Çeşitli amaçlarla oluşmuş kümeler. Belli ortak belirtileri olan tek tek nesneler öbeği.