Descendence türkçesi Descendence nedir

  • Çocuklar.
  • Döl döş.
  • Torunlar.

Descendence ingilizcede ne demek, Descendence nerede nasıl kullanılır?

Condescendence : Diğerlerine karşı gururlu bir şekilde davranma. İstekli olarak kendini alçaltma. Tutum veya davranış himaye etme. Tenezzül etme.

Descendens : İnen, inici. Dessendens.

Descendent : İnen. Aşağıya inen. Furu. Bir neslin devamı. Sonradan gelen. Bir aileden gelen. Bir soya ait. Aşağı doğru giden. Desandan.

Arteria genus descendens : Arterya genus dessendens. Diz eklemi atardamarı.

Arteria palatina descendens : A. maxillaris'ten çıkarak rostro-ventral yönde fossa pterygopalatina'ya giden atardamar, arterya palatina dessendens. Arterya palatina dessendens. Damak inen atardamarı.

Condescended : Tenezzül. Küçümsemek. Sözde alçakgönüllülük göstermek. Küçümseme ile davranmak. Düşmek. Tenezzül etmek. Lütfetmek.

Be descended from : Soydan gelmek. (belli bir) aileden gelmek.

Descended from : Soyundan gelmek.

Pars descendes : Henle kulpunun üst düz parçalarının devamı olan ve çapı en dar olan borucuklar, inen henle. İnen henle. İnce parça.

Descend from : Türemek. Kalmak. Soyundan gelmek.

İngilizce Descendence Türkçe anlamı, Descendence eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Descendence ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Small fry : Önemsiz masraf. Önemsiz kimseler. Ufaklıklar. Ufak tefek masraf. Ufak balıklar. Önemsiz kimse. Küçük balık. Küçük yavru balık. Dezavantajlı kimse.

Descendance : Zürriyet. Soy.

Child : Deneyimsiz. Çaylak. Sonuç. Ürün. Velet. Küçük. Tam tarifeye tabi olmayan yaşça küçük kişi. Tıfıl. Seyahatte. Yavru.

Reliance : Güvenç. Güven. İstinat. Emniyet. Güvenme. İnanç. İtimat. İnan. Tevekkül. -e bel bağlama.

Helplessness : Çaresizlik. Acziyet. Zayıflık. Acizlik. Kabiliyetsizlik. Savunmasızlık. Miskinlik. Yardıma muhtaçlık. Aciz. Beceriksizlik.

The next generation : Mevcut neslin çocukları. Yeni nesil. Gelecek kuşak. Ürün gelişiminde bir sonraki safha. Gelecek nesil.

Progenies : Evlatlar. Nesil. Ürün. Döl. Kuşak. Yavrular. Soy. Sülale.

Younger generation : Yeni nesil. Daha genç kuşak.

The kids : Yıldızlar kümesi. Bizimkiler. Arkadaşlar. Oğlak takımyıldızı. Takımyıldızı.

Dependency : Tabi olma. Bağıllık. Bağlı olma. Olaylar ya da değişkenler arasında, birindeki değişmelere bağlı olarak ötekinin de değişmesini içeren bağlaşı. Bir kişi, toplumsal küme ya da toplumun siyasal, ekonomik, ekinsel vb. bakımlardan başka kişi, küme ya da toplumların güdüm ve yönetimi altına girmesi durumu. Bağımlılık. Sömürge. Sosyoloji, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır.

Descendence synonyms : state, children, relative, juvenility, kids, chaps, relation, descendant, juvenilities, family, scion, cion, contingency, cions, dependance, guys, grandchildren, progeny, subordination.

Descendence zıt anlamlı kelimeler, Descendence kelime anlamı

Ancestor : Ata.

Unrelated : Bağlantısız. Alakasız. Namahrem. Birbiri ile ilişkisi olmayan. İlişkisiz. Akraba dışı. Akraba olmayan. İlgisiz. İlişkilendirilmemiş. Na-mahrem.