Desperate türkçesi Desperate nedir

  • Umutsuz.
  • Her şeyi göze alabilen.
  • Tehlikeli.
  • Aşırı.
  • Gözükara.
  • Vahim.
  • Azgın.
  • Dehşetli.
  • Çok ciddi.
  • Çaresiz.
  • Gözü dönmüş.
  • Ağır.
  • Her şeyi göze almış.
  • Ümitsiz.
  • Korkunç.
  • Çaresizliğe kapılmış.

Desperate ile ilgili cümleler

English: Ali was desperate to sell his car.
Turkish: Ali arabasını satmak için umutsuzdu.

English: Desperate diseases require desperate remedies.
Turkish: Umutsuz hastalıklar umutsuz çareler gerektirir.

English: Ali was desperate to escape.
Turkish: Ali kaçmak için umutsuzdu.

English: Ali was desperate to lose weight.
Turkish: Ali kilo vermek için umutsuzdu.

English: Desperate men do desperate things.
Turkish: Umutsuz adamlar umutsuz şeyler yapar.

Desperate ingilizcede ne demek, Desperate nerede nasıl kullanılır?

Desperate condition : Ümitsiz durum. Çaresiz durum. Umutsuz durum.

Desperate criminal : Saldırgan suçlu. Gözü dönmüş cani. Tehlikeli suçlu.

Desperate measure : Aşırı önlem.

Desperate remedy : Son çare.

Desperate straits : Tehlikeli durum. Mali darboğaz.

Desperately in love : Karasevdalı.

Be desperate for : Korkunç ihtiyacı olmak. Yapmaya muhtaç olmak. İhtiyacı olmak.

Desperateness : Umutsuzluk. Çaresizlik. Korkunçluk. Ümitsizlik. Gözükaralık.

Be desperate to get : Muhtaç olmak. İhtiyacı olmak. Korkunç ihtiyacı olmak.

 

Desperation : Çaresizlik. Her şeyi göze alma. Ümitsizlikten ileri gelen dengesizlik. Umutsuzluk. Umarsızlık. Gözü dönmüşlük. Ümitsizlik.

İngilizce Desperate Türkçe anlamı, Desperate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Desperate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bleaks : Kasvetli. Kötü. Rüzgara maruz. Tatlısu sardalyası. Rüzgarlı. Akkefal. Rüzgar alan. Rüzgara açık. İnci balığı.

Unflinching : Çekinmeyen. Kararlı. Gözü kara. Yılmaz. Sağlam. Korkusuz. Gözü yılmaz. Cesur. Azimli.

Badly : Berbat. Fena bir şekilde. Şiddetle. Çok. Fena halde. Kötüce. Berbat bir şekilde. Fena. Kötü bir şekilde.

High and dry : Dımdızlak ortada kalmış. Sorunlardan uzak. Kimsesiz ve çaresiz kalmış. Kimsesiz ve çaresiz. Karada. Tek başına. Yardımsız. Karaya oturmuş. Suyun dışında.

Overearnest : Fazlasıyla ciddi. Aşırı derecede ciddi.

Futureless : Geleceği olmayan.

Sombre : Karanlık. Loş. İç karartıcı. Sıkıntılı. Kasvetli. Koyu. Hüzünlü. Ağırbaşlı. Can sıkıcı. Karamsar.

Fearful : Korkulu. Ürkek. Müthiş. Kaygılı. Korku veren. Hürmetli. Saygılı. Korku dolu. Korkak. Endişeli.

Acuter : Dar. Keskin. Zeki. Sivri. Açıkgöz. Dar (açı). Güçlü. Şiddetli. İlerlemiş.

Desperate synonyms : sorest, sorer, beyond hope, cruelest, despondent, acute, fierce, goatish, bleak, drear, impuissant, adventurous, formidable, burdensome, crassest, fatal, acutes, delirious, inevitable, deepest, do or die, bloodcurdling, gagging, raving, arduous, gone, appaling, catastrophal, dreadfuls, blue, direr, rash, chanceful.

Desperate zıt anlamlı kelimeler, Desperate kelime anlamı

 

Hopeful : Ümit verici. Ümitli. Umutlu. Geleceği parlak. Umut veren. İyimser. Ümitvar. Umutlandırıcı. Umut verici.

Irresolute : Tereddütlü. Duruksun. Tereddüdlü. Tereddüt eden. İradesiz. Mütereddit. Kararsız. İkircimli.

Desperate ingilizce tanımı, definition of Desperate

Desperate kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Without hope. Given to despair. One desperate or hopeless. Hopeless.