Deteriorated türkçesi Deteriorated nedir

Deteriorated ile ilgili cümleler

English: The situation has deteriorated.
Turkish: Durum kötüleşti.

English: Tom was shocked to see how much his mother had deteriorated since he last saw her six months ago.
Turkish: Tom, en son altı ay önce gördüğünden beri, annesinin ne kadar kötüye gittiğini görmekten şok olmuştu.

Deteriorated ingilizcede ne demek, Deteriorated nerede nasıl kullanılır?

Deteriorated rapidly : Çabucak bozuldu. Hızlıca kötüleşti.

Deteriorate : Fenalaşmak. Bozmak. Gerilemek. Kötüleştirmek. Kötüleşmek. Durumu kötüye gitmek. Bozulmak. Bozulmak (sağlık veya durum vb). Kötüye gitmek. Alçalmak.

Deteriorates : Alçalmak. Bozulmak. Bozmak. Kötüleştirmek. Kötüye gitmek. Fenalaşmak. Gerilemek. Kötüleşmek. Bozulmak (sağlık veya durum vb). Durumu kötüye gitmek.

Deteriorating : Bozmak. Bozucu. Bozulmak. Fenalaşmak. Kötüleşmek. Bozulan (sağlık, durum vb). Gerilemek.

Deterioration : Bozunum. Parçalanma. Bozulma. Kötüye gitme. Fenalaşma. Gerileme. Çürüklük. Kalite kaybı. Kötüleşme.

Deterioration in his condition : Onun durumundaki kötüleşme. Belirli bir durumdaki bozulma (genellikle tıbbi bir durumla ilgili olarak).

 

Deteriorations : Fenalaşma. Parçalanma. Çürüklük. Gerileme. Kötüleşme. Bozunum. Bozulma. Kötüye gitme.

Deteriorative : Kötüleştirici. Bozucu. Kötüleşen. Kötüleştiren. Bozan. Bozulmaya neden olan. Bozulan. Bozuklukla ilgili.

Mental deterioration : Yaşlılıkta ya da erken bunamada zihnin görevini yavaş yavaş yerine getirememesi durumu. Zihin çöküşü.

Deteriority : Daha aşağı bir nitelikte olma. Daha kötü olma durumu.

İngilizce Deteriorated Türkçe anlamı, Deteriorated eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Deteriorated ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Devolving : Üzerine düşmek. Devretmek. Dejenere olmak. İntikal etmek. Devrolmak. Geçmek. Kalmak. Kötüye gitmek. Bırakmak.

Abolish : İptal etmek. Durdurmak. Yürürlükten kaldırmak. Feshetmek. Hükümsüz kılmak. İlga etmek. Kaldırmak. Lağvetmek. Ortadan kaldırmak.

Fell back : Geride kalma. Saatleri geri almak. Geri çekilme. Geri çekilmek.

Drop : Bırakmak (fare). Atmak. Söylemek. Alçalmak. Düşüş. Bitmek. Kesilmek. Kesmek. Düşme. Çıkarmak.

Affect : Sarsmak. Numarası yapmak. Duyguları etkilemek. Hoşlanmak. Dokunmak. Poz yapmak. Etki etmek. Yaşamak ( de). Gibi davranmak. Taslamak.

Sinks : Gömülmek. Yatırmak (sermaye). Vazgeçmek. Düşmek. İnmek. Düşürmek. Fakirleşmek. Batırmak. Basmak. Unutulmak.

Change for the worse : Olumsuz değişiklik. Kötüye doğru gitmek. Kötüye gitmek. Kötüye gidiş.

Feel faint : Fenalık gelmek. Fenalık geçirmek. Bayılacak gibi olmak. Baygınlık gelmek. Fena olmak. Kendini bitkin hissetmek. Bitkin hissetmek. Baygınlık geçirmek. Hali kalmamak.

Capable : Becerikli. Etki altında kalabilen. Muktedir. Eğilimli. Yaman. Meyilli. Kabiliyetli. Yetenekli. Ehliyetli. Kapasiteye sahip.

 

Prone : Mütevazı. Avuç içi aşağı dönük olan. Baş aşağı. Eğimli. Yokuş aşağı. Yüzükoyun. Yüzükoyun yatmış. Kabiliyetli. -e dayanıksız.

Deteriorated synonyms : adulterate, addles, degrade, stalest, drop back, busting, tire, go worse, drop off, go bad, be aggravated, rot, go to pot, busted, devolve, staled, be disconcerted, weary, abolishes, apt to, degrades, be corrupted, draw back, prone to, predisposed, break down, fall away, worsening, apt, become worse, fatigue, be embarrassed, devolves.

Deteriorated zıt anlamlı kelimeler, Deteriorated kelime anlamı

Better : Gelişmek. Daha iyi bir hale gelmek. Daha iyi şekilde. Islah etmek. İyileştirmek. Yakşırak. İyisimi. Geçmek. Daha iyi yapmak. Geliştirmek.

Recuperate : İyileştirmek. Yeniden sağlığına kavuşmak. Telafi etmek. Zararını çıkarmak. Yeniden kazanmak. Geri kazanmak. Sağlığına kavuşmak. Sağlığı düzelmek. Rejenere etmek. Toparlanmak.