Change for the worse türkçesi Change for the worse nedir

  • Kötüye doğru gitmek.
  • Olumsuz değişiklik.
  • Kötüleşmek.
  • Kötüye gitmek.
  • Kötüye gidiş.
  • Bozmak.

Change for the worse ile ilgili cümleler

English: I do not believe the weather will change for the worse next week.
Turkish: Gelecek hafta havanın kötüleşeceğine inanmıyorum.

Change for the worse ingilizcede ne demek, Change for the worse nerede nasıl kullanılır?

Change : Üzerini değişmek. Bozdurmak. Haline gelmek. Para bütünlemek. Aktarmak. Ufak para. Değişmek. Yer değiştirme. Değişikliğe gitmek. Bozmak.

For : -den dolayı. Uğruna. -e. -e göre. -e uygun. Zira. -e karşı. Çünkü. -dır.

The : Belgili tanımlık. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır.

Worse : Daha kötüsü. Beteri. Daha çok. Kötü. Daha fena. Daha kötü şey. Beter. Daha kötü. Daha hasta. Daha da kötüsü.

Change for the better : İyileşmek. İyiye doğru gitmek. İyiye gitmek.

Take a turn for the worse : Kötüleşmeye başlamak. Kötüleşmek. Kötü olmak. Hasta kötüleşmek. Kötü olmaya başlamak. Durumu kötüye gitmeye başlamak. Durumu kötüleşmek. İşler kötüye gitmeye başlamak.

A change for the worse : Kötüleşme. Kötü bir değişiklik. Kötüye gitme.

 

Be none the worse : Bir şey yüzünden daha beter durumda olmamak. -e rağmen çok zarar görmemek. Zarar gelmemek.

Change form : Şeklini değiştirmek. İstihale etmek.

İngilizce Change for the worse Türkçe anlamı, Change for the worse eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Change for the worse ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Adulterating : Seyreltmek. Hileli. Karışık. Hile katmak. Saflığını bozmak. İçine yabancı madde katmak. Değerini düşürmek. Karıştırmak. Yabancı madde karıştırarak.

Abolish : Feshetmek. Ortadan kaldırmak. Lağvetmek. Kaldırmak. Durdurmak. İptal etmek. Hükümsüz kılmak. İlga etmek. Yürürlükten kaldırmak.

Devolving : Devretmek. Geçmek. Üzerine düşmek. Kalmak. Dejenere olmak. Devrolmak. İntikal etmek. Bırakmak.

Go sour : Turşu olmak. Eprimek. Somurtmak. Kesilmek. Suratı asılmak. Tadı kaçmak. Ekşimek. Bozulmak.

Go to the dogs : Rezil olmak. Sefalete düşmek. Mahvolmak. Hayrı kalmamak. Bozulmak. Heba olmak. Hayatı kaymak.

Deteriorating : Bozulmak. Gerilemek. Bozulan (sağlık, durum vb). Fenalaşmak. Bozucu.

Deteriorate : Kötüleştirmek. Bozulmak. Alçalmak. Durumu kötüye gitmek. Bozulmak (sağlık veya durum vb). Gerilemek. Fenalaşmak.

Affects : Yaşamak ( de). Etki etmek. Dokunmak. Numarası yapmak. Hoşlanmak. Sarsmak. Etkilemek. Sevmek. Üzmek.

Addle : Çürük. Kafa karıştırmak. Cılk. Çürütmek. Kokuşturmak. Kokmak (yum.). Şaşırtmak. Kokmak. Bozulmak.

Get worse : Durumu kötüye gitmek. Fenaya varmak. Durumu kötüleşmek. Fenalaşmak. Beterleşmek. Daha kötü olmak.

Change for the worse synonyms : cancerous growth, devolve, go worse, recrudesces, deteriorated, recrudesced, affect, abashes, go from bad to worse, abash, retrograded, go to the bad, adulterate, retrogress, recrudesce, alloyed, abolishes, fall ill, abashing, addles, addling, alloy, recrudescing, deteriorates, go down, addlings, adulterates, devolves, go downhill.