Difficult position türkçesi Difficult position nedir

Difficult position ile ilgili cümleler

English: Divorce can put mutual friends of the divorcing couple in a difficult position, particularly if it's an acrimonious split.
Turkish: Boşanmalar, boşanan çiftlerin ortak arkadaşlarını zor durumda bırakabilir, özellikle de ayrılık sert ve tantanalı olmuşsa.

Difficult position ingilizcede ne demek, Difficult position nerede nasıl kullanılır?

Difficult : İnatçı. Zorlu. Kazık. Çatal. Zor. Müşkülpesent. Meşakkatli. Belalı. Huysuz. Zor beğenen.

Position : Oyuncuların alanda yer alış durumu. Görev. Rütbe. Hal. Hayvanlardan radyolojik görüntü alınırken belirli bir organ ve bacaklar için istenen duruş biçimi. vaziyet. Durmak (bir yerde). Vaziyet. Pozisyon. Doğum sırasında yavrunun belirli bir noktasıyla apertura pelvis kranyalisin belirli noktaları arasındaki ilişki, pozisyon. Makam.

Difficult child : Uğraşılması zor çocuk. Zor çocuk.

Difficult decision : Zor karar. Cevap veresi zor soru. Verilmesi zor karar.

Difficult labor : Zor doğum. Zorlu doğum. Sorunlu doğum.

Difficult of access : Sorunlu erişim. Zor eşirim. Erişilmesi zor.

İngilizce Difficult position Türkçe anlamı, Difficult position eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Difficult position ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Standoff : Uzak durma. Savma. Ayrılık. Soğukluk. Tehir. Beraberlik. Mühimmat dolgusu alt kısmı ile hedef arasındaki mesafe. Uzaklaştırma. Yenişememe.

Predicament : Zor durum. Kötü durum. Tatsız durum. Çıkmaz. Halet. İkilem. Kategori. Kötü vaziyet. Badire.

Predicaments : Kötü vaziyet. Tatsız durum. Kötü durum. Kategori. Zor durum. Bela. Çıkmaz. Halet. Badire.

Standoffs : Yenişememe. Tehir. Mühimmat dolgusu alt kısmı ile hedef arasındaki mesafe. İlgisizlik. Beraberlik. Soğukluk. Uzak durma. Ayrılık. Uzaklaştırma.

Stalemates : Pata etmek. Beraberlik. Çıkmaz. İkilem. Kilitlenme. Köşeye sıkıştırmak. Yenişememe. Kazanan veya kaybedenin olmadığı durum. Çıkmaza sokmak.

Toughie : Çıkmaz. Zor durum. Kabadayı. Bıçkın.

Dead end : Çıkmaz sokak. Kör uç. Ölü uç. Kör baca. Küldösak. Boru son ucu. Çıkmaz.

Impasses : Kördüğüm. Çıkmaz sokak. Güç durum. Zor durum. Çıkmaz. İçinden çıkılmaz durum.

Stalemate : Çıkmaz. Yenişememe. Beraberlik. Kilitlenme. Kazanan veya kaybedenin olmadığı durum. Çözümsüzlük durumu. Çıkmaza sokmak. Pata etmek.

Blind alley : Çıkmaz. Sonu olmayan şey. Fomiks. Çıkmaz sokak. Sonucu umutsuz iş.

Difficult position synonyms : conundrums, impasse, stalemating, conundrum, dilemma.