Dipl türkçesi Dipl nedir

Dipl ile ilgili cümleler

English: Ali is being quite diplomatic, isn't he?
Turkish: Ali oldukça diplomatik oluyor, değil mi?

English: Ali hung his diploma on the wall.
Turkish: Ali diplomasını duvara astı.

English: Ali is diplomatic, isn't he?
Turkish: Ali diplomatik, değil mi?

English: A student from Oslo who falsified his diploma to get into college is sentenced to prison.
Turkish: Üniversiteye girmek için diplomasında tahrifat yapan Oslo'lu bir öğrenci hapse mahkum edildi.

English: Ali is diplomatic.
Turkish: Ali diplomatiktir.

Dipl ingilizcede ne demek, Dipl nerede nasıl kullanılır?

Diplacement : Yer değiştirme, yerinden oynama, yerinden çıkarılma. Deplasman.

Diplacusis : Diplakuzi. Bir sesin iki ses olarak duyulduğu duyma bozukluğu.

Diplegia : Çift taraflı inme. İki tarafı felç. İki taraflı felç. Dipleji.

Diplex : Dipleks.

Diplexer : Verici bir yayaçla ortak bir besleme kablosu ve dalgalıktan yararlanan resim ve ses vericilerinin çıkışlarının bağlandığı aygıt. alıcı dalgalıklarda iki dalgalığı ortak bir iniş kablosuna bağlayan aygıt. ortak dalgalıklarda bu dalgalığın çıkışını değişik almaçların girişlerine dağıtan aygıt. Köprü. Düpleksör. Çiftleyici. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

 

Diplexers : Köprü. Düpleksör. Çiftleyici.

Diplo : Çift.

Diplococcal : Diplokok (çift halde oluşan küre biçimli bakteri) grubu ile ilgili. Diplokok grubuna özgü.

Diplobiont : Diplobiyont. Hayat devrinde en az iki tip bireyle karakterize olan organizma.

Diplobacilli : Bölündükten sonra ayrılmayıp çiftler halinde birbirine bağlı kalmış çubuk şeklindeki bakteriler. Diplobasil.

İngilizce Dipl Türkçe anlamı, Dipl eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dipl ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bigeminal : Dual. Simetrik. İkili.

Horologe : Saat. Zaman ölçer.

Operate : Ameliyata almak. İşlemek. Kullanmak. Çalıştırmak. Ameliyat yapmak. Borsada işlem yapmak. Çalışmak. İşletmek. İş görmek. Spekülasyon yapmak.

Diploid : Yarısı anneden yarısı babadan gelen o türe has kromozom hücresi. Diploit. Aynı kromozom takımından iki tane kapsayan hücre ya da birey. Aynı kromozom takımından iki tane kapsayan hücre veya birey. Çoğu yüksek organizmaların somatik hücrelerinde olduğu üzere, her bir kromozomdan iki adet olması durumu. birbirinin aynısı halindeki çift kromozom setine sahip olan hücre. kalıtsal. Diployid. İkikatlamh. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Face : Katlanmak. Yüz ifadesi. Örtmek. Dönmek. Çehre. Karşı olmak. Uzbilimsel olarak iki boyutla gösterilen, bir özdeğin bir evresini öteki evrelerinden ya da başka özdekerden ayıran sınır yüzü. Karşı karşıya olmak. Şeref. Şekil.

Couples : Eş. İki. Çiftler. Karı koca.

Timekeeper : Zaman kaydedici. Metronom. Kronometre. İş saatlerini yazan alet. Süre yargıcısı. Koşuların süresel sonuçlarını saptayan yargıcı. Zaman tutan kimse. Zaman hakemi. Sögen hakemi. Zaman göstergesi.

Dipl synonyms : couple of, couples of, diplo, binary, bi, di, amphi, conjugate, timepiece, couple, diad, ambi, binal, control.