Direct contact group türkçesi Direct contact group nedir

  • Yüz yüze ilişki kümesi.
  • Sosyoloji alanında kullanılır.
  • Üyeleri arasındaki etkileşmenin yüz yüze ilişkiler yoluyla gerçekleştiği toplumsal küme.

Direct contact group ingilizcede ne demek, Direct contact group nerede nasıl kullanılır?

Direct : Kesin. Çevirmek. İdare etmek. Düz. Yönlendirmek. Emretmek. Tam. Duraklamadan. Atfetmek. Yol göstermek.

Contact : Konuşmak. Faktör xıı. Temas faktörü. Kontaklens. Bağlantı kurulan kimse. Değme. Kontak. Değini. Dokunmak. Bir ya da birçok elektrik çevrimini bütünlemek için düzenlenmiş özel ulama yeri.

Group : Türkümlere ayırmak. Grup. Gruplaştırmak. Gruplamak. Küme. Gruplara ayırmak. Sınıflandırmak. Belli kayaç özellikleri olan, iki ya da daha çok sayıda komşu oluşuklar topluluğundan ortaya çıkmış, bir kayaç katman birimi. Birden çok kelimeden oluşan fakat yapı ve anlamındaki bütünlük dolayısıyla cümle içinde tek bir öge gibi işlem gören ve yargı bildirmeyen söz dizisi. ad tamlaması, sıfat tamlaması, iyelikli tamlama, ikilemeli tamlama, birleşik ad, edat grubu, birleşik fiil vb. birer grup oluşturmaktadır: saman rengi, ana kucağı, tatlı elma, dünkü haber, iri iri gözler, halide nusret zorlutuna, pazartesi (<pazar ertesi), ayakkabı, haydarpaşa, sizin için, ona göre, ateş gibi, denizde kum, evdeki iş, alt eylemek, pişman olmak, yapmış bulunmak, osman baba, ayşe nine, ey arkadaş! vb. Bir sınıf veya bu sınıf içindeki bir grup.

 

Direct contact : Direkt temas. Doğrudan temas. Doğrudan değme. Doğrudan temaslı.

Direct contact impregnation : Doğrudan değmeli emdirme. Direkt empregnasyon.

İngilizce Direct contact group Türkçe anlamı, Direct contact group eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Direct contact group ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Aesthetical ideal : Belli bir kümenin, bir halkın kendine özgü sanatsal tasarımlarında yansıyan ve bireyin fiziksel, tinsel yeteneklerinin belli somut tarihsel koşullar altında gerçekleşebilecek özgür, tam ve her yönde uyumlu gelişmesine ilişkin olan ülkü. Güzelduyusal ülkü.

Age distribution : Bir popülasyondaki her bir yaş grubu içerisindeki bireylerin sayısı veya oranı. Bir toplum ya da toplumsal küme nüfusunun yaş kesimlerine göre dağılma oranları. Yaş dağılımı.

Affection : Düşkünlük. Meyil. Anlık süreçlerinin dışında kalan ve insanın toplumsal kümesi içindeki davranışı üzerinde istençli denetimini ortadan kaldıran kısa süreli duygusal tepkiler (kızgınlık, korku vb.) gösterme durumu. Eğilim. Muhabbet. Duygulanım. Alaka. Yakınlık. Etkileme. Şefkat.

Adjustment in marriage : Evlilikte uyum. Eşlerden her birinin öbürü ile birlikte uyumlu bir aile yaşamı oluşturup sürdürme yeterliği.

All round development of individual : Bireyde tinsel niteliklerin, aktöresel arılığın ve fiziksel yetkinliğin uyumlu gelişimi. Tümsel gelişim.

 

Alienation : Yabancılaşma. Uzaklaşma. Yabancı emek. Aralarını açma. Ötekileştirme. Aliyenasyon. Soğutma. Devretme. Devir.

Acculturation : Ekinsel yozlaşma. Bir toplumun ekinine, başka (özellikle daha gelişkin) toplum ya da toplumların ekininden kimi özdeksel ve tinsel öğelerin geçmesi ve o ekinin göreli bütünlüğünün bozularak tutarsızlaşması olayı ya da süreci. Kültürlenme. Bir kültürün başka bir kültürden aldığı tesir. Kültürleşme. Kültür etkileşimleri. Çevresindeki kültürü kabullenme. Kültürel uyum. Kültürlenme ya da kültürel etkileşim.

Aesthetic : Güzelduyu. Bedii. Estetik. Nesnel toplumsal ilişkilerin bireyin uyumlu gelişimine, soyluyu ve alpı özgürce geliştirmesine, çirkin ve aşağılıkla savaşmasına... yardımcı olan ya da olmayan yanlarının duyusal belirişi.

Agression : Saldırı. Kişilerin, toplumsal kümelerin ya da toplumların, başka kişi, küme ya da toplumların doğal varlıklarını, eylemlerini ya da iyelikleri altındaki şeyleri, kendilerine çıkar sağlamak, onlara da zarar ya da acı vermek ve belli davranışlardan caydırmak amaçlarıyla denetim altına almaya girişmeleri.

Adaptive behavior : Adaptif davranış. Uyumcu davranış. Bireyin doğal ve toplumsal çevresinin gereklerine uyacak biçimde davranması. Uyarlamacı davranış. Bireyin çevreyle uyum ilişkileri geliştirmesine yarayan ya da toplumsal düzgülere uygun düşen davranış. Uyumlayıcı davranış.

Direct contact group synonyms : age group, abilities, achievement motive, age grade, agnation, acclimatation.