Discourager türkçesi Discourager nedir

  • Caydıran.
  • Vazgeçiren.
  • Cesaret kıran.

Discourager ingilizcede ne demek, Discourager nerede nasıl kullanılır?

Discourage from : -den caydırmak. -den vazgeçirmek. Vazgeçirmek. -den cesaretini kırmak.

Discourage : [#caydırma Caydırmak]. Cesaret kırmak. Gözünü korkutmak. Korkutmak. Engellemek. Mücadele gücünü kırmak. Yıldırmak. Vazgeçirmek. Önlemek. Cesaretini kırmak.

Discouraged : Ümit ve güveni kırılmış. Cesareti kırılmış. Bezgin. Hevesi kırılmış. Vazgeçirilmiş. Caydırılmış.

Discouraged him : Onu vazgeçirdi. Onu caydırdı. Onun cesaretini kırdı.

Discouraged worker : Ekonominin daralma dönemlerinde, iş buldukları anda çalışmaya hazır olmalarına karşın, iş bulma umudunu kaybettikleri için herhangi bir kanalı kullanarak iş aramayan ve dolayısıyla işgücü tanımı içinde yer almayan aktif nüfus. Cesareti kırılmış emek.

Undiscouraged : Hayal kırıklığına uğratılmamış. Cesareti kırılmamış.

Discourse : Ciddi ve ayrıntılı bir şekilde yazmak. Ayrıntılı bir şekilde konuşmak. Bahsetmek. Konuşmak. Nutuk. Söylemek. Söylev. Üzerinde durmak. Tez. İşlemek.

Be discouraged : Hevesi kırılmak. Cesareti kırılmak.

The discouraged worker hypothesis : Cesareti kırılmış emek önsavı. Ekonominin daralma dönemlerinde, işsizlerin iş bulma umudunu kaybetmesi nedeniyle iş başvurularının azalmasına bağlı olarak işgücüne katılım oranının düşeceğini ve dolayısıyla işsizlik oranının daha düşük düzeyde hesaplanacağını savunan yaklaşım.

 

Felt discouraged : Cesaretsizleşen. Ümidini kaybeden. Cesaret edemeyen. Cesaretsizlik hisseden.

İngilizce Discourager Türkçe anlamı, Discourager eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Discourager ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Get down : Alçalmak. Bozum olmak. Aşağıya indirmek. Tamamen keyfine bakmak. Bunalmak. Düşmek. (resmi olmayan) kısıtlamalarını kaldırmak. Güçlükle yutmak. İnmek. Kaydetmek.

Dismay : Umutsuzluk. Yeis. Korku. Can sıkmak. Dehşet. Keder. Dehşete düşürmek. Perişan etmek. Umutsuzluğa düşürmek. Ümitsizlik.

Throw cold water on : Şevkini kırmak. Eleştirerek bir şeyin çekiciliğini azaltmak. Pişmiş aşa su katmak.

Deject : Üzmek. Moralini bozmak. Kederlendirmek. Hevesini kırmak. Neşesini kaçırmak.

Dissuader : Engelleyen. Caydırıcı kişi.

Cast down : Üzmek. İndirmek. Devirmek. Morali bozuk. Yere atmak. Aşağı atmak. Keyfini kaçırmak. Canını sıkmak.

Dispirit : Cesaretini kırmak. Keyfini kaçırmak. Moralini bozmak. Neşesini bozmak. Mücadele gücünü kırmak.

Dissuading : Aklını çelen. Vazgeçirmek. Kandıran. Kandırmak. Aklını çelmek. Caydırma. Caydırmak.

Deter : Cesaret kırmak. Alıkoymak. Caydırmak. Engellemek. Yıldırmak. Vazgeçmek. Mani. Vazgeçirmek. Gözünü korkutup vazgeçirmek.

Pour cold water on : (olumsuz bir şekilde eleştirerek) hevesini kırmak. Umudunu söndürmeye çalışmak. Pişmiş aşa su katmak. Hevesini kırmaya çalışmak. Pişmiş aşa soğuk su katmak. Tenkit etmek.

 

Discourager synonyms : reject, demoralize, dishearten, restrain, intimidate, disapprove, demoralise, depress, dissuasive, put off.

Discourager zıt anlamlı kelimeler, Discourager kelime anlamı

Approve : Razı gelmek. Razı olmak. Onamak. Doğru bulmak. Beğenmek. Olumlu bulmak. Tasvip etmek. Onaylamak. Kabul etmek.

Encourage : Cesaret vermek. Gayretlendirmek. Desteklemek. Yüreklendirmek. Korumak. Cesaretlendirmek. Özendirmek. Takviye etmek. Teşvik etmek.

Elate : Sevindirmek. Neşelendirmek. Mutlu etmek. Çok neşelendirmek. Gururlandırmak. Saadet içinde. Çok sevindirmek. Coşturmak. Memnun. Sevinçli.

Discourager antonyms : hearten.

Discourager ingilizce tanımı, definition of Discourager

Discourager kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who discourages.