Disipline nedir, Disipline ne demek

Disipline; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • "Sıkı düzen ve denetim altına alınmak, zapturapt altına alınmak, denetim altında tutulmak" anlamlarında disipline edilmek, "sıkı düzen ve denetim altına almak, zapturapt altına almak" anlamlarında disipline etmek, "kendi kendine veya dış etkilerle düzen ve denetim altına girmek" anlamında disipline olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz

Disipline ile ilgili Cümleler

  • Üniversite, Mark Zuckerberg'ı veritabanını hacklediği için disipline verdi.
  • Onun disipline ihtiyacı var.
  • Çinli bayan arkadaşlarımın onları disipline sokmamdan hoşlandıklarını biliyorum.

Disipline tanımı, anlamı:

Disiplin : Kişilerin içinde yaşadıkları topluluğun genel düşünce ve davranışlarına uymalarını sağlamak amacıyla alınan önlemlerin bütünü. Öğretim konusu olan veya olabilecek bilgilerin bütünü, bilim dalı. Bir topluluğun, yasalarına ve düzenle ilgili yazılı veya yazısız kurallarına titizlik ve özenle uyması durumu, sıkı düzen, düzence, düzen bağı, zapturapt.

Disipline girmek : Disiplinli bir biçimde yaşamaya başlamak.

Düzen : Dolap, hile. Yerleştirme, tertip. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Bez dokuma tezgâhı. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Alet edevat takımı.

 

Denetim : Denetleme.

Altın : Üstün nitelikli, değerli. Altından yapılmış sikke. Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au). Bu elementten yapılmış.

Alınmak : Alma işi yapılmak. Uyarlanmak. Bir sözün, bir davranışın kendisine söylediğini veya yapıldığını sanarak incinmek, kırılmak. Elde edilmek.

Zapturapt : Disiplin.

Tutulmak : Yakalanmak. Bir organ veya bir şey hareket edemez olmak. Tutma işi yapılmak veya tutma işine konu olmak. Birine tutkun olmak, sevmek. Kapatılmak, sarılmak. Ay ve Güneş, tutulma olayına uğramak. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncu yakından izlenmek, tutulmak, markaja alınmak. Tutuk duruma gelmek. Ünlü olmak, meşhur olmak.

Edilmek : Etme işine konu olmak, yapılmak.