Distinguish between türkçesi Distinguish between nedir

Distinguish between ile ilgili cümleler

English: Animals cannot distinguish between truth and falsehood.
Turkish: Hayvanlar gerçek ve gerçek dışı arasında ayrım yapamaz.

English: Dogs can't distinguish between colors.
Turkish: Köpekler renkler arasında ayrım yapamazlar.

English: You should distinguish between right and wrong.
Turkish: Doğru ve yanlışı ayırt etmelisin.

English: Ali cannot distinguish between reality and imagination.
Turkish: Ali gerçeklik ve hayal arasındaki farkı ayırt edemez.

English: The dog cannot distinguish between colors.
Turkish: Köpek renkleri ayırt edemez.

Distinguish between ingilizcede ne demek, Distinguish between nerede nasıl kullanılır?

Distinguish : Ayrı tutmak. Kendini göstermek. Ayrım yapmak. Farkı görmek. Fark etmek. Sivriltmek. Tanımak. Ayırt etmek. Seçmek. Anlamak.

Between : İla. Araya. Arasına. Arada. Ortasında. Arasında. Ortada. Aralarında.

Distinguish oneself : Ayrılaşmak. Temeyyüz etmek. Sivrilmek. Kendini sivriltmek. Kendini göstermek.

Distinguishability : Fark edilebilirlik. Farkına varılabilme durumu. Ayırt edilebilirlik. Ayrılabilirlik. Seçilebilirlik.

Distinguishable : Ayırt edilebilir. Fark edilebilir. Farkedilebilir. Seçilir. Görülebilir.

Distinguishableness : Farkına varılabilme. Fark edilebilme. Ayırt edilebilme. Ayrılabilme. Seçilebilme.

 

İngilizce Distinguish between Türkçe anlamı, Distinguish between eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Distinguish between ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Disaffiliate : İlişkisini kesmek. İlişiğini kesmek. Kesmek.

Appropriates : İç etmek. Kendine maletmek. Özelleştirmek. Mülk edinmek. Tensip etmek. Sahipsiz birşeyi almak. Münasip. Üstüne oturmak. Uygun. El koymak.

Allocating : Paylaştırmak. Bölüştürmek. Ayırma.

Dismembered : Uzuvları bedenden ayırmak. Uzuvlarını kesmek. Parçalarına ayırmak. Parçalamak. Organlarını ayırmak. Sökmek.

Barge into : Kabaca lafa girmek. İçeri dalmak. (gayriresmi) davetsiz girmek (örneğin, he wasn't invited so he barged into the party {partiye davet edilmemiş, o da davetsiz katıldı}). Lafını kesmek (örneğin, my sister-in-law always barges into the conversation when ı speak with my mother-in-law {kaynanam ile konuşurken baldızım sürekli lafımı keser}). Lafı kaba bir şekilde kesmek. Konuşmayı kesmek. Sözü kesmek. Kaba bir şekilde lafa girmek. Konuya karışmak.

Allotting : Kura ile belirlemek. İfraz etmek. Paylaştırmak. Vermek (süre). Tanımak (süre). Pay etmek. Hisselere ayırmak. Hisseye ayırmak. Bölüştürmek.

Allocate : Özgülemek. Bölüştürmek. Dağıtmak. Tahsis etmek. Pay etmek. Ödenek ayırmak. Paylaştırmak. Ayırtmak. Tertip etmek. Yerini tayin etmek.

Disaffiliates : İlişkisini kesmek. Kesmek. İlişiğini kesmek.

Carve up : Bıçaklamak. Paylaştırmak. Taksim etmek.

Abstracts : Özetlemek. Damıtmak (biyoloji terimi). Aşırmak. Bildiri özetleri. Özet çıkarmak. Çalmak. Soyutlamak.

Distinguish between synonyms : cleaved, break down, allocate to, allocates, abstract, allocated, appropriated, cleaves, allots, dismembers, branch, disaffiliated, appropriate, cleave, allot, dismembering, dismember, allowing, disaffiliating, cleaving, allow, allows.