Doser türkçesi Doser nedir

  • Miktarı ayarlayan kimse.
  • Dozcu.
  • Dozu ayarlayan.
  • Dozaja karar veren kimse.

Doser ingilizcede ne demek, Doser nerede nasıl kullanılır?

Dosers : Dozu ayarlayan. Miktarı ayarlayan kimse. Dozaja karar veren kimse. Dozcu.

Dose cribbing : Yığma bağ.

Dose dependent kinetic : Doza bağımlı kinetik. Dozun artmasıyla ilacın uğradığı farmakokinetik olayın hızı ve boyutu arasındaki lineer ilişkinin, olayın doygunluğa erişmesi sonucu kaybolması veya doğrusal olmayan duruma gelmesi.

Dose equivalent : Doz eşdeğeri. Bir dokunun belirli bir noktasındaki soğrulmuş dozun (d) nitelik etkeninin (q) ve diğer değiştirici etkenlerin (n) çarpımından oluşan değer (h). (h = d.q.n) doz eşdeğer birimi sievert (sv)'dir. eski birimler rem ve milirem'di. 1 sv=100rem=1j. kg¯1.

Dose equivalent limit : Doz eşdeğer sınırı. Vücudun tamamı ya da bir bölümü için, doz eşdeğerinin kabul edilebilir en üst düzeyi.

Dose rate : Doz debisi. Doz derecesi. Doz oranı. Birim zamandaki doz. Işıntı oranı.

Infectious dose 50 : Enfeksiyöz doz 50. Patojen etkenin, bir deney grubunun % 50’sini enfekte etmesi için gerekli olan dozu, ıd50, ortalama enfeksiyon dozu.

Dose protraction : Doz uzatımı. Işınım dozunun düşük düzeyde, uzun süreli olarak uygulanması.

Ambient dose rate : Çevre doz debisi. Yerleşim alanındaki bir noktada, yumuşak dokuyla soğrulan dozun dozölçerle ölçülen eşdeğer debisi.

 

Dose rate meter : Doz derecesi ölçeri. Doz hızı ölçer.

İngilizce Doser Türkçe anlamı, Doser eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Doser ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Old maid : Kızkaçtı. Titiz ve telaşlı tip. Cezayirmenekşesi. Cezayir menekşesi. Evlenmemiş yaşlı kız. Pervane çiçeği. Yaşlı kız. Evlenmemiş yaşlı kadın. Fazla titiz kimse. Kız kurusu.

Dosage : Karıştırma oranı. Doz ayarlama. Tür, yaş ve sağlık durumuna göre ilaçların tedavi dozunun ve uygulama biçiminin belirlenmesi. Bir kerede verilen ilaç. Doz. Bir organizmaya uygulanan madde miktarının zamanla birlikte ifade edildiği doz. Azıcık şey. Dozaj. Bir parça.

Tab : Sekme. Kaytan. Yafta. Flapa. Etiket. Şerit. Kayış. Spolet. Askı. Uç.

Medicament : Tedavide kullanılan kimyasal maddeler, ilaç. Medikament. İlaç.

Booster shot : Rapel aşı. Ek aşı. Aşı rapeli. Aşı. Bağışıklık artırıcı aşı.

Booster dose : Mükerrer aşı. Bağışıklık artırıcı doz. Takviye aşısı.

Also ran : Yarışmayı kaybetmiş kimse. İlk üçe giremeyen at. Başarısızlığa uğrayan politikacı. Tabela yapamayan at. Yarışmayı kaybeden sporcu. Yenilen kimse.

Medication : İlaç verme. İlaç kullanma. İlaçla tedavi. İlaç. Medikasyon. İlaç tedavisi. İyileştirme.

Hit : Yumruk atmak. Vuruş. Rastgelmek. Dürtüş. Vurmak. Bulmak. Yaralamak. İsabet ettirmek. Ulaşmak. Sanat ya da tecim yönünden başarı kazanmış film.

Doser synonyms : medicinal drug, recall dose, dosers, booster, pill, contestant, draught, medicine, tablet, draft, lozenge, lethal dose.

 

Doser zıt anlamlı kelimeler, Doser kelime anlamı

Winner : Güney dakota eyaletinde şehir. Kazanan. Birinci gelen. Galip. Ganyan. Birinci. Büyük başarı.

Untreated : Ham. Arıtılmamış. Müdahale edilmemiş. İyileştirilmemiş. Bakımı yapılmamış. Tedavi edilmeyen. İşlenmemiş. Tedavi edilmemiş.