Doughnut türkçesi Doughnut nedir

  • Pislik.
  • Lokma benzeri tatlı.
  • Gözleme.
  • Lokma.
  • Lokma benzeri bir tür tatlı.
  • Tatlı çörek.
  • Yağda kızarmış şekerli çörek.
  • Halka.
  • Halka şeklinde.
  • Donat.
  • Halka şeklinde gözleme.

Doughnut ile ilgili cümleler

English: Ali drank a second cup of coffee and ate another doughnut.
Turkish: Ali ikinci fincan kahveyi içti ve bir çörek daha yedi.

English: I am eating a doughnut.
Turkish: Bir tatlı çörek yiyorum.

English: Have a doughnut.
Turkish: Bir tatlı çörek ye.

English: I like German doughnuts a lot.
Turkish: Alman böreklerini çok seviyorum.

English: Ali ate a dozen doughnuts all by himself.
Turkish: Ali tek başına bir düzine çöreğin hepsini yedi.

Doughnut ingilizcede ne demek, Doughnut nerede nasıl kullanılır?

Doughnut chart : Halka grafik. Halka grafiği.

Doughnut chart autoformat : Halka grafik otomatik biçim.

Doughnut group : Halka grubu.

Doughnut hole size : Halka delik boyutu.

Doughnut size : Halka boyutu.

Dough boy : Kaynatılmış veya derinlemesine kızartılmış ve etli hamur ya da sıcak ekmek olarak kullanılan hamur. Birinci dünya savaşı sırasında abd askeri (askeri argo). Birinci dünya savaşında amerikan askeri.

Simple doughnut chart : Basit halka grafik.

For doughnut slice labels : Halka dilimi etiketleri için.

Format doughnut group : Halka grubunu biçimle.

 

Doughnuts : Donuts. Tatlı çörek. Lokma benzeri tatlı.

İngilizce Doughnut Türkçe anlamı, Doughnut eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Doughnut ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Chew : Çiğnenen tütün. Tütün parçası. Derin derin düşünmek. Düşünüp taşınmak. Çiğnemek. Kafa yormak. Kurmak. Ağız ile çiğnemek. Gevelemek.

Blighters : Genç adam. Delikanlı. Sinir bozucu tip. Gıcık herif. Boş herif. Gıcık tip. Herif.

Halo : Sinema, televizyon, ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Çok özel hava koşullarında güneş veya ay etrafında ışık çemberi. Işık halkası. Bir kişiyi ya da işi değerlendirirken yalnızca belirli bir niteliği göz önünde bulundurmaktan ya da öznel kanıların; önyargıların etkisinde kalmaktan doğan yanılma payı. Önyargıların etkisinde kalmaktan kaynaklanan hata ihtimali. Duyarkatın üzerine gelen ışığın tabana çarpıp yansıyarak aynı duyarkatı ikinci kez etkilemesinden doğan ve görüntülerdeki çok ışıklı nesneleri çevreleyen ışıklı teker. fosforlu özdeklerin bulunduğu bazı alıcı ışıtaçlarından dolayı televizyon görüntülerinde ortaya çıkan aynı durum. Hale. Olasılı yanlış. Bazı kutsal kişilerin başı etrafında gösterilen ışık çemberi. Ayla.

Orbicularly : Dairesel olarak. Sirküler bir şekilde.

Doughnuts : Donuts.

Cockhead : Adi şerefsiz. Ciğeri beş para etmez tip. Şerefsiz. Adi. Aşağılık herif.

Crapping : Bok. Süprüntü. Ivır zıvır döküntü. Çöp. Sıçmak. Zırva. Saçmalık. Değersiz eşya. Çerçöp.

Bolus : Kapsül. İri hap. Bol. Yoğunluğu ve atom numarası dokununkine eşdeğer olan ve radyoterapide kullanılan dolgu maddesi. Topak. Küme, kitle. bol. Büyük hap. Top. Nükleer enerji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

 

Circle : Çevirmek. Atletizm, bilgisayar alanlarında kullanılır. Çevresini dolaşmak. Atma döngüsü. Daire. Çevrelemek. Devretmek. Daire içine almak. Kuşatmak. Çark etmek.

Chews : Tütün parçası. Gevelemek. Çiğnemek. Derin derin düşünmek. Düşünüp taşınma. Çiğneme. Tütün çiğnemek. Ağız ile çiğnemek. Düşünüp taşınmak.

Doughnut synonyms : fairy circle, fairy ring, raised doughnut, asshole, bangles, bangle, bite, bit, collets, flapjack, donuts, hotcake, annuloid, mutterings, lookouts, toroidal, bails, monitress, observation, toroid, die, griddlecake, bits, morsel, bail, brioche, sinker, cricoid, annular, gobbets, annulation, annulose, blighter.

Doughnut zıt anlamlı kelimeler, Doughnut kelime anlamı

Angular : Kemikleri sayılan. Açılı. Arkadaşlık kurması zor. Açısal. Çöp gibi (argo terim). Köşeli. Soğuk. Zayıf. Sevimsiz. Bir deri bir kemik.

Doughnut ingilizce tanımı, definition of Doughnut

Doughnut kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A small cake (usually sweetened) fried in a kettle of boiling lard.