Doğma nedir, Doğma ne demek

Doğma; Astronomi alanında kullanılan bir terimdir. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de isimsıfat olarak kullanılır.

  • Doğmak işi
  • Doğmuş.
  • Ortaya çıkan, kaynaklanan, meydana gelen.

Astronomi'deki terim anlamı:

Güneş, Ay ve yıldızların gözerimi üstüne çıkması.

Doğma ile ilgili Cümleler

  • “Bir çocuğun insanın eline doğması başka türlü bir sevgi dünyası oluşturuyor.”
  • “Bunu git hocadan sor, elbette benden, senden önce o cennetlik kişinin içine doğmuştur.”
  • O kör doğmadı.
  • “Değişiveren şartlar karşısında gün doğmadan neler doğar diye düşündüğü çok olmuştu.”
  • Ali ve Mary doğmadan önce onların bütün büyük büyük ebeveynleri ölmüştü.
  • Güneşin doğmasına az kaldı.
  • Burada doğmadım fakat çocukluğumun çoğunu burada geçirdim.
  • Kötülük doğmaz, öğrenilir.
  • Fatma'dan doğma.
  • O, onların torun oğlu doğmadan önce kanserin kocasını öldüreceğinden korkuyordu.
  • O, doğurmamış ve doğmamıştır.
  • Tom, Boston'da doğmadı.
  • Ali Mary'nin tanıdığı babası Amerika'da doğmamış tek Amerikalı.
  • “Vücut, sıtma nöbeti gibi sıcakla soğuğun karışmasından doğma garip ürpertilerle titriyordu.”
  • Burada doğmadım ama bütün çocukluğumu burada geçirdim.
  • Doğmak, evlenmek ve ölmek, her zaman para getirir.
  • “Anlamamı istediler. Yanıt hakkı doğarmış, bu da gereksiz dediydim dediydin meselesine götürürmüş işi.”
 

Doğma ile ilgili Atasözü veya Deyim

(biri ötekinin) eline doğmak : yaşlı bir kimse, birini, çocukluğundan beri çok yakından tanımak.

(birine) gün doğmak : isteklerini gerçekleştirmek için iyi bir duruma erişmek veya eline olağanüstü bir fırsat geçmek.

cevap hakkı doğmak : yanlış, haksız veya suçlayıcı bir ifade dolayısıyla karşı tarafın iddialara cevap verme durumu belirmek.

doğmadık çocuğa don biçilmez : “ele geçeceği, ortaya çıkacağı daha belli olmayan şey için önceden hazırlık yapmak doğru değildir” anlamında kullanılan bir söz.

domuzdan toklu çıkmaz (veya doğmaz) : “kötü huylu kimsenin çocuğu melek huylu olmaz” anlamında kullanılan bir söz.

eksik doğmak : vaktinden önce veya organları gelişmeden doğmak.

gönlüne doğmak : içine doğmak, sezmek, hissetmek.

gün doğmadan kimliği söylenmez : “bir iş iyice belli olmadan sonucu hakkında yargı yürütülemez, yarın ne gibi durumlar veya olaylar çıkacağını kimse bilmez” anlamında kullanılan bir söz.

gün doğmadan neler doğar : “beklenmedik bir sırada umut verici durumlarla da karşılaşma imkânı vardır” anlamında kullanılan bir söz.

gün doğmak : sabah olmak.

güneş doğmak : sabahleyin güneş ufuktan yükselmek.

içine doğmak : bir işin olacağını veya olduğunu hiçbir belirtiye dayanmadan önceden sezinlemek, malum olmak.

kalbe (veya kalbine) doğmak : içine doğmak.

yanıt hakkı doğmak : cevap hakkı doğmak.

Doğma anlamı, kısaca tanımı

Doğmamış buzağı karkas ürünleri : Kesilen ineklerden alınan doğmamış buzağıların bütün karkasından elde edilen, derisi hariç, bütün karkasın öğütülmüş, doğal durumu değiştirilmiş veya taze dondurulmuş biçimi

 

Doğmasal anomali : Embriyo-fetüs gelişiminde ortaya çıkan gelişme bozuklukları.

Gün doğmasj : Güneş'in gözerimi üstüne çıkması.

Iscak doğmak : Güneş doğmak.

Üstüne bir iki güneş doğmak : Sabah yataktan geç kalkmak.

Üzerine bir iki güneş doğmak : Üstüne bir iki güneş doğmak.

Anadan doğma : Çırılçıplak. Doğuştan.

Doğma büyüme : Doğduğundan beri. Başlangıçtan beri.

Doğmaca : Doğaçlama.

Doğmak : Dünyaya gelmek. Düşünce, hayal vb. zihinde birdenbire oluşmak. Ortaya çıkmak, sonucu olmak. Güneş, ay, yıldız ufuktan yükselerek görünmek.

Yıldızlar : Yarış günü onaltı yaşından büyük, onsekiz yaşından küçük olan atletler.

Gözerimi : Gözlemcinin bulunduğu noktadan yeryuvarlağına çizilen teğet düzlemin gökküresi ile ara kesit dairesi.

Üstüne : İlişkin, üzerine, dair. Hesabına. -den sonra. Kendinden önce gelen sözün ikileme biçiminde anlamını pekiştirmek ve sıklığını ifade etmek için kullanılan bir söz. -e göre, uygun olarak.

Yıldız : Çekirdeğinde oluşan füzyon sonucunda açığa çıkan enerjiyi uzaya ışınım biçiminde yayan, ışıklı gök cisimlerinden her biri. Bu biçimde olan. Bir toplulukta, bir meslekte, üstün başarı gösteren kimse. Kuzey 360°'lik yön, kuzey. Baht, şans, talih. Bir noktadan çevreye beş veya daha fazla çıkıntısı olan çok köşeli şekil. Sinema, tiyatro veya müzikhol sanatçısı, star.

Kaynak : Bir suyun çıktığı yer, kaynarca, pınar, memba, göz. Araştırma ve incelemede yararlanılan belge, referans. Sırayı beklemeden başkalarının hakkını alarak mevcut sıranın ön taraflarına girme işi. İki metal veya yapay parçayı ısıl yolla birleştirme yöntemi, kaynaştırıp yapıştırma işi. Gelir, kazanç, sağlık vb.ni sağlayıcı öge. Herhangi bir enerjinin oluşup çevreye yayıldığı yer. Herhangi bir bilim dalında yazılmış olan yazı veya eserlerin bütünü, literatür. Bir şeyin çıktığı yer, menşe.

Meydan : Alan, saha. Fırsat, imkân ya da vakit. Bulunulan yer ve çevresi, ortalık. Mevlevi tekkelerinde ayin yapılmış olan yer. Yarışma, eğlence veya karşılaşma yeri.

Çıkma : Çıkmak işi. Hamamdan çıkarken kullanılan havlu ve kurulanma takımı, çıkacak. Çıkmış. Desteklemek amacıyla verilen para. Bir yazı sayfasının kenarına metinle ilgili olarak yazılan ek, çıkıntı, derkenar. Eski, kullanılmış. Bir yapının üst katlarından dışarıya doğru uzanmış bölüm, balkon.

Kayna : Kayığın iki yanında bulunan ve kıyıya çekmek için ip takılacak çıkıntılar. Şişe.

Çıkan : Çıkarma işleminde bütünden alınan sayı.

Ortay : Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi). Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen (düzlem, çizgi).

Diğer dillerde Doğma anlamı nedir?

İngilizce'de Doğma ne demek ? : rising