Draw the line türkçesi Draw the line nedir

  • Set çekmek.
  • Sınır çizmek.
  • Bir dur demek.
  • Yapmayı reddetmek.
  • Çizgiyi çekmek.
  • Bir sınır koymak.
  • Karşı çıkmak.
  • Aşmamak.
  • Reddetmek.
  • Limit çizmek.
  • İzin vermemek.

Draw the line ile ilgili cümleler

English: Ali knows where to draw the line.
Turkish: Ali nerede sınır koyacağını biliyor.

English: We should draw the line between public and private affairs.
Turkish: Biz resmî ve özel işler arasına çizgi çizmeliyiz.

Draw the line ingilizcede ne demek, Draw the line nerede nasıl kullanılır?

Draw : Bir çek veya poliçenin düzenlenerek imza edilmesi ve ilgiliye gösterilmek üzere lehtara veya hamile verilmesi işlemi. Bir oyunu takımların golsüz ya da eşit sayıda gol atarak bitirmesi. Çekiş. Çekme. Keşide. Berabere biten oyun. İlgi çekici şey. Yem. Karalamak. Çekim.

The : Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belgili tanımlık. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır.

Line : Bir sokaktaki yapıların, birbirine bakarak içerde ve dışarda yerleşmelerini önlemek, sokağa koşut ve sokaktan eşit uzaklıkta yer almalarını sağlamak üzere, önyüz çizgilerinin çakışması ya da koşut gitmesi istenen varsayımsal çizgi. Oyun alanını bölen, sınırlayan, belirleyen boyadan şerit. İki uzak nokta arasında veri iletişim ortamı sağlayan herhangi bir bağlantı. Astar kaplamak. Düzdizim çizgisi. Sıra. Çizgi çizmek. Doldurmak. Askı halatı. Dizmek.

 

Draw the line at : Limit çizmek. Bir sınır koymak. Yapmamak. Reddetmek. Set çekmek. Dur demek. Sınır çizmek. Çizgi çekmek. Bir konuda sınır koymak.

Draw the attention : Göze çarpmak. Dikkat çekmek.

The line : Ekvator. Hat.

Draw the curtain : Perdeyi çekmek. Perdeyi kapamak.

Draw the sword : Kılıç çekmek. Savaş açmak.

Draw the curtain over something : Üzerine sünger çekmek. Bir daha sözünü etmemek.

Draw the longbow : Atıp tutmak. Gerçek sınırını aşmak. Desteksiz atmak. Hikaye (masal) anlatmak. Abartmak. Bol keseden sallamak. Atmak. Uydurmak. Bir olayı süslemek. Yüksekten atmak.

İngilizce Draw the line Türkçe anlamı, Draw the line eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Draw the line ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dikes : Suyolu. Şedde. Süslemek. Ark. Set yaparak korumak. Sevici kadın. Hendek. Kazmak. Lezbiyen. Kanal.

Argue against something : Aksini iddia etmek. İtiraz etmek.

Contravened : Uymamak. Karşı gelmek. Çiğnemek. Başkaldırmak. İhlal etmek. Çatışmak. Bozmak. İtiraz etmek.

Dam up : Bastırmak. Baraj yapmak. Engellemek. Frenlemek.

Contravenes : Bozmak. Çatışmak. Başkaldırmak. Aykırı davranmak. Karşı gelmek. Uymamak. İhlal etmek. Çiğnemek.

Antagonize : Düşman etmek. Kışkırtmak. Kızdırmak. Aleyhine çevirmek.

Disallowing : İnkar etmek. İptal etmek. Saymamak. Menetmek.

Barricading : Siper. Barikat yapmak. Barikat. Engel. Barikat kurarak savunmak. Tabur. Mania. Geçiş engeli. Barikat kurmak.

 

Diked : Kanal. Süslemek. Kazmak. Hendek açmak. Ark. Etrafına set çekmek. Şedde. Set yaparak korumak. Suyolu.

Refuses : Kabul etmemek. Direnmek. Karşı koymak. Ayak diremek. İmtina etmek. Elinin tersiyle itmek. Cerh etmek. Kaçınmak.

Draw the line synonyms : challenge, draw the line at, cast offs, diking, draw a line, antagonizing, stick at, bank up, dike, declare off, disallows, dam, damming up, brush off, have none of, refusing, be dead against, demark, contravening, bank, argue against, forbid to, antagonised, disallow a claim, controverts, controverted, antagonise, disallowed, abnegates, controverting, refused, contravene, refuse.