Eşdeğerlik nedir, Eşdeğerlik ne demek

Eşdeğerlik; Kimya, Matematik, Veteriner alanlarında kullanılan bir terimdir.

Kimya'da terim anlamı:

Bir atom kümesi ya da kökün göreceli olarak birleşme gücü.

Matematik'te terim anlamı:

[Bakınız: ikilkoşullu].

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Bir ilacın diğeri ile belirli standartlar açısından karşılaştırılması sonucunda, eşit olması durumu.

Eşdeğerlik anlamı, tanımı

Eşde : İşte

Eşdeğer : Değerleri ya da işlevleri özdeş olan niceliklerin özelliği.

Eşdeğerlik kalıbı örneği : Eşdeğerlik kalıbının dizimsel değişkenlerini bu değişkenlerin birer değeriyle değiştirimi sonucunda elde edilen eşdeğerlik. Örnek:.

Eşdeğerlik noktası : [Bakınız: dönüm noktası]. İlave edilen titrant miktarının numunedeki analit miktarına kimyasal olarak eşdeğer olduğunu belirten gözlenebilir bir değişim. Bu noktada titrasyona esas olan tepkime sona erer.

Eşdeğerlik noktası potansiyeli : Bir yükseltgenme/indirgenme titrasyonunda ilave edilen titrant miktarının, numunedeki analit miktarına eşdeğer olduğu andaki elektrot potansiyeli.

Nicemsel eşdeğerlik ilkesi : Bir ışılelektrik ya da ışıl akım sürecinde, soğurulan bir ışınım niceminin tüm erkesinin, belirli başka bir biçimide yeniden ortaya çıktığını bildiren ilke.

Karşılaştırılma : Karşılaştırılmak işi.

 

Atom kümesi : Herbrand tabanı için başka bir ad.

İkilkoşullu : Verdien p, q önermeleri için, doğruluk değerleri aşağıdaki çizelgeyle verilen ve p simgelerinden biriyle gösterilen bileşik önerme :Anlamdaş. eşdeğerlik.

Standart : Belli bir tipe göre yapılmış veya ayrılmış, ölçün, ölçünlü, tek biçim. Belirli ölçülere, yasaya, kullanıma uygun olan, ölçün, ölçünlü. Bir işletmede, bir ürünü, bir çalışma yöntemini, üretilecek miktarı, bütçenin para miktarını belirlemek için konulmuş kural. Örnek veya temel olarak alınabilen, ölçün, ölçünlü.

Göreceli : Varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı bulunan, mutlak olmayan, göreli, bağıntılı, izafi, nispi, rölatif.

Birleşme : Birleşmek işi.

Belirli : Açık ve kesin olarak sınırlanmış veya kararlaştırılmış olan, muayyen.

Görece : Bir şeye göre olan, varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı olan, kesin olmayıp kişiden kişiye, zamandan zamana, yerden yere değişebilen, bağıl.

Diğeri : Ötekisi, başkası.

Sonucu : Sonunda, sonra. Netice, nihayet, en son, âkıbet, en sonra, sonunda.

Kümes : Tavuk, hindi vb. evcil hayvanların barınmasına yarayan kapalı yer. Ufak ev.

Karşı : Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Stand : Kullanılmadığı zamanlarda gitarı dengede tutmak için altına yerleştirilen sehpa.

Diğer dillerde Eşdeğerlik anlamı nedir?

İngilizce'de Eşdeğerlik ne demek ? : equivalence, eqivalence