Economic reform türkçesi Economic reform nedir
- Bir toplumun iktisadi yapısının değiştirilmesi ve/veya daha iyi duruma getirilmesi savıyla yapılan her türlü düzenleme.
- Ekonomi politikasında (bir topluluğun ulusun vs) revizyon ve değişim.
- İktisat alanında kullanılır.
- İktisadi reform.
- Ekonomik reform.
Economic reform ingilizcede ne demek, Economic reform nerede nasıl kullanılır?
Economic : İktisadi. İktisadı. Ekonomik. Tutumlu. İdareli. Hesaplı. Ekonomiyle ilgili.
Reform : Düzelmek. Reform. Genel olarak herhangi bir kuruluşta, devlet düzeninde eskimiş ya da bozulmuş olan yanları düzeltmek. osmanlı tarihinde gerileme döneminden başlanarak zaman zaman batı örneğine göre girişilen yenileşme ve ilerleme atılımlarına verilen ad. Gelişmek. Geliştirmek. Düzeltim. Islahat. Düzeltmek. -de reform yapmak.
Economic activities : İnsanların ekonomik mal ve görevleri yaptırma ve bu çalışmalar nedeniyle işletmeleri geliştirme işlemleri. Ekonomik eylemler. Ekonomik faaliyetler.
Economic activity : Ekonomik faaliyet. Ekonomik aktivite. Ekonomik faaliyetler. İktisadi faaliyet.
Economic agent : Ekonomik aktör. İktisadi etkinlikte bulunan üretici, tüketici, devlet ve benzeri birimler. İktisadi karar birimi. İktisadi etmen. İktisadi oyuncu.
Economic aid : Maddi yardım. Ekonomik veya mali yardım. Ekonomik yardım. İktisadi yardım. Mali destek. Finansal destek.
İngilizce Economic reform Türkçe anlamı, Economic reform eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Economic reform ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
A change in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.
Abnormal budget : Olağanüstü bütçe. Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe.
Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.
A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.
A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.
Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.
A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.
Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.
Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.
A type mutual funds : Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiyede kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı. A tipi yatırım fonu.
Economic reform synonyms : a change in demand, a change in individual demand, a shift in individual demand, abnormal budget receipts, a shift in supply, ability to pay principle.

Bu kısımda Economic reform kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Economic reform ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Economic reform anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Economic reform ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.