Economic theory türkçesi Economic theory nedir

  • Ekonomik teori.
  • Ekonomi kuramı.
  • Karmaşık iktisadi olaylar arasındaki ilişki ve etkileşimlerin, zaman ve mekan boyutundan bağımsız olarak belirlenmesi ve nedensellik ilişkisi çerçevesinde genel bir çözümlemesinin yapılarak ulaşılan kurallar bütünü.
  • Ekonomi teorisi.
  • İktisat kuramı.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Karmaşık iktisadi olaylardan birbirleriyle ilişkili olanları belirleyip sürekliliklerini de saptayarak belli bir genellemeye varmak.
  • İktisat teorisi.
  • İktisadi kuram.

Economic theory ingilizcede ne demek, Economic theory nerede nasıl kullanılır?

Economic : Hesaplı. İktisadi. Ekonomik. İdareli. Ekonomiyle ilgili. İktisadı. Tutumlu.

Theory : Bilgisayar, eğitim, kimya, ekonomi, sosyoloji alanlarında kullanılır. Bilgi edinme sürecinin herhangi bir aşamasında ortaya atılan, geçerlilik ve güvenilirliği bilimsel yöntemle saptanmış bir genel bilgi ve açıklama düzeni. Teori. Düşünce alanında kalan bilgi ve bu nitelikteki bilginin bilimsel temel ve kuralları. gözlem konusu olan bir sınıf olay ve ilişki üzerinde yapılan deneyler sonucu doğruluğu hemen hemen kesinleşen yöntemli açıklama. Bir sonucu ilgilendiren düşüncelerin tümü, düşünce alanında kalan bilgi ve bu bilginin temel ve kuralları. Bilimsel bilgilerden türetilen ve gerçeklenmeye açık olmakla birlikte henüz gerçeklenmemiş olan bilgiler dizgesi, bk. kurmaca. Nazariye. Kuram. Özdeğin , araştırma sınırları içindeki tüm nitel ve nicel ilişki, durum ve devinimlerinin, gözlem, varsayım, deney ve yasalarla belirlenen bilgileri üzerine düşünsel olarak kurulan genel düzenleme.

 

Economic theory of bureaucracy : Bürokrasinin ekonomi kuramı. Hükümet birimlerinin bütçeyi maksimum yapacak şekilde davranacaklarını varsayan ve bütçe büyüklüğü ile bürokratların elde edeceği parasal ve parasal olmayan yararların arasında bir ilişki kuran model.

Economic activities : Ekonomik eylemler. Ekonomik faaliyetler. İnsanların ekonomik mal ve görevleri yaptırma ve bu çalışmalar nedeniyle işletmeleri geliştirme işlemleri.

Economic activity : İktisadi faaliyet. Ekonomik aktivite. Ekonomik faaliyetler. Ekonomik faaliyet.

Economic agent : Ekonomik aktör. İktisadi karar birimi. İktisadi etmen. İktisadi etkinlikte bulunan üretici, tüketici, devlet ve benzeri birimler. İktisadi oyuncu.

İngilizce Economic theory Türkçe anlamı, Economic theory eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Economic theory ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A shift in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

Abnormal budget : Olağanüstü bütçe. Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe.

 

A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

A type mutual funds : Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı. A tipi yatırım fonu.

A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

Economic theory synonyms : a change in individual demand, abnormal budget expenditures, abnormal budget receipts, abolition of forced labour convention, a group shares, ability rent.