Elbows türkçesi Elbows nedir

Elbows ile ilgili cümleler

English: Don't put your elbows on the table.
Turkish: Dirseklerinizi masanın üstüne koymayın.

English: Nancy put her elbows on her knees.
Turkish: Nancy dirseklerini dizlerinin üstüne koydu.

English: She put her elbows on her knees.
Turkish: O, dirseklerini dizlerine koydu.

English: Nancy rested her elbows on her knees.
Turkish: Nancy dirseklerini dizlerinde dinlendirdi.

English: Keep your elbows off the table.
Turkish: Dirseklerinizi masaya yaklaştırmayın.

Elbows ingilizcede ne demek, Elbows nerede nasıl kullanılır?

Rub elbows with : - ile birbirini etkilemek. Dirsekleri ile sürtmek. Sosyalleşmek. İle bir arada olmak. İle karşılaşmak. İle bir araya gelmek. Dirsek temasında bulunmak.

Up to the elbows in : Tamamen içinde batmış. Dirseklerine kadar içinde. Tamamen içine dalmış.

Be out at elbows : Üstü başı dökülmek.

Out at the elbows : Üstü başı dökülen. Hırpani. Eskimiş (giysi). Kılıksız.

Up to the elbows : İşi başından aşkın. Çok meşgul. İşi başından aşmış.

Elbow hygroma : Atlarda ve iri cüsseli köpeklerde tuber olecrani bölgesinde sıvı içeren yalancı kese biçimlenmesiyle belirgin ağrısız deri altı şişkinlik. atlarda nal çıbanı olarak bilinir. Dirsek higromu.

 

Elbow somebody out : Atmak. Kovmak.

Elbow out : Kovmak. Atmak.

Elbow pipe : Dirsek boru. Dirsekli boru.

Elbow room : Hareket alanı. Yeterli alan. Hareket edecek alan. Yeterince alan.

İngilizce Elbows Türkçe anlamı, Elbows eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Elbows ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Pokes : Dürtmek. Karıştırmak. Araştırmak. Dürterek sokmak. Dürtüklemek. Parmak baston vb ile dürtmek. Saplamak. Sokmak. Yavaş gitmek.

Nudges : Dirsek ile dürtmek. Hafifçe dürtmek. Dürtmek. Sürükle. Dürtme. Dürtüklemek. Hafifçe dürtme.

Nudge : Hafifçe dürtmek. Hafifçe dürtme. Dürtme. Dürtüklemek. Dürtmek. Dirsek ile dürtmek. Sürükle.

Boost : Cesaretlendirme. Kuvvetini artırmak. Reklamını yapmak. Alttan yukarıya ittirmek. Yardım. Yükseltmek. İtmek. Artış. Yukarıya itmek. Canlandırmak.

Crazy bone : Ağrıya duyarlı olan dirsek kısmı. Dirseğin çarpması sonucu karıncalanmaya neden olan yer. Dirsekte bir şeye çarpınca kolun karıncalanmasına sebep olan sinirin geçtiği yer.

Poke : Araştırmak. Karıştırmak. Dürtüklemek. Dürterek sokmak. Sokmak. Dürtmek. Parmak baston vb ile dürtmek. Aramak. Çıkarmak. Saplamak.

Jostle : İtmek. İtip kakma. İtip kakmak. Sürtünmek. Kakalamak. İtişmek. Dürtüklemek.

Hustle : Acele etmek. İki ayağını bir pabuca sokmak. Yaltaklanmak. Fahişelik yapmak. Sıkıştırmak. Gözünü dört açıp çok çalışmak. İtişip kakışmak. İtmek. İtip kakmak.

Jostles : Dürtüklemek. İtip kakmak. Kakalamak. İtmek. İtişmek. İtip kakma. Sürtünmek.

Nudging : Sarkıntı olma. Hafifçe dürtmek. Sarkıntılık etme. Dürtme. Dürtmek. Dirsekleme. Dirsekle dürtme. Hafifçe dürtme.

Elbows synonyms : articulatio cubiti, cubital joint, musculus articularis cubiti, human elbow, ginglymoid joint, elbow joint, nudged, hinge joint, hustled, arm, boosts, poked, curve, elbowed, cubitus, elbow, hustles, ginglymus, elbowing, bend, funny bone.