Electromagnetic lens türkçesi Electromagnetic lens nedir
- Elektrikli mıknatıssal mercek.
- Elektron mikroskobunda havası boşaltılmış bir kolonda bulunan ve akım verildiğinde, elektronların geçişi sırasında, oküler, objektif ya da kondansör merceklerinin görevini yapan manyetik mercekler.
- Elektromanyetik mercek.
- Biyoloji alanında kullanılır.
Electromagnetic lens ingilizcede ne demek, Electromagnetic lens nerede nasıl kullanılır?
Electromagnetic : Elektrikli mıknatıssal. Elekromanyetik. Elektrik akımıyla oluşan mıknatıslılık ile ilgili. Elektromanyetizm ile ilgili. Elektromanyetik. Elektrikle mıknatıslanır. Elektriğin manyetik olarak üretimi. Elektriksel mıknatıslılık ilgili.
Lens : Çoğunlukla saydam camdan yüzeyleri çukur ya da tümsek olacak biçimde işlenmiş, ışığı toplayacak ya da dağıtacak nitelikte yassı, çembersel nesne. Objektif. Göz merceği. Elektrik alanı, magnetik alan ya da elektromagnetik alan yardımıyla, yüklü parçacıkların yoğunlaşmasını sağlayan düzenek. Önışıtaç camı. Cam. Adese. Önışıtacın ön yüzeyini örten, kabartma biçimli cam. İçinden geçen koşut ışınları düzenli bir biçimde birbirine yaklaştıran ya da birbirinden uzaklaştıran saydam nesne. tiyatroda daha çok yakınsak mercek kullanılır. bk. dışbükey mercek. İrisin ardında bulunan saydam bölge olup imgenin ağ tabaka üzerine net düşebilmesi için ışığın odak noktasını ayarlayan saydam yapı. petek gözde her bir parçanın önünde bulunan ve saydam tabakanın değişmesi ile meydana gelmiş olan bölge.
Electromagnetic compatibility : Uyumluluk. Elektromanyetik uygunluk. Elektromanyetik bağdaşırlık. Elektromanyetik uyumluluk.
Electromagnetic coupling : Elektromanyetik kavrama. Elektromanyetik kuplaj.
Electromagnetic delay line : Elektromanyetik gecikme hattı.
Electromagnetic disturbance : Elektromanyetik bozulma. Elektromanyetik bozanetken.
İngilizce Electromagnetic lens Türkçe anlamı, Electromagnetic lens eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Electromagnetic lens ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Abductor muscle : Abdüktör kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas.
Abiotic factor : Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Abiyotik faktör.
Abiotic environment : Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik çevre. Cansız çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik ortam.
Abo blood groups system : Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi. Abo kan grupları sistemi.
Acacia : Akasya. Akasya sakızı. Mimoza. Arap zamkı. Salkım ağacı. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler.
A protein : Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. A proteini. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein.
A cell : A hücresi. Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.
Abambulacral area : Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi. Abambulakral bölge.
Aardwolf : Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür. Yeleli sırtlan. Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli.
Aardvark : Borudişli. Yer domuzu. Yerdomuzu. Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Karınca yiyen.
Electromagnetic lens synonyms : aardvarks, a site, a chromosome, abramis zone, a cells, abacus bodies.

Bu kısımda Electromagnetic lens kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Electromagnetic lens ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Electromagnetic lens anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Electromagnetic lens ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.