Embouchures türkçesi Embouchures nedir

  • Ağız.
  • Çalgıyı ağıza yerleştirme şekli.
  • Nehir ağzı.
  • Ağız kısmı.

Embouchures ingilizcede ne demek, Embouchures nerede nasıl kullanılır?

Embouchure : Ağız. Ağız kısmı. Nehir ağzı. Nefesli çalgıların ağızlığı. Çalgıyı ağıza yerleştirme şekli.

İngilizce Embouchures Türkçe anlamı, Embouchures eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Embouchures ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Brink : Eşik (felaket için). Kıyı. Kenar. Ağız (kaya, uçurum). Eşik. Kenar (uçurum için).

Embouchure : Nefesli çalgıların ağızlığı.

Beestings : İlk süt. İneğin doğumdan sonraki ilk sütü. Ağız sütü. İlk gelen süt. Ön süt. Ağız (süt).

Beak : Kuşların ağızlarında sert çıkıntı yapan kısım. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kuşların keratinden oluşan, şekli, büyüklüğü, rengi türlere göre değişen bir ağız uzantısı. Büyük burun. Öğretmen (ingiliz ingilizcesi). Dimdik. Kakaç. Gagalamak. Hakim.

River mouth : Akarsuların göl veya denizlere açıldığı bölgelerde akarsuyun etkisi altında kalan, su ürünleri üretimine elverişli alanlar, mansap. Akarsu ağzı. Irmak ağzı. Mansap.

Inflows : İçeriye akma. Giriş. Akış. Akın.

Wind instrument : Üflemeli müzik aleti. Üflemeli çalgı. Nefesli saz. Nefesli çalgı.

 

Cutting edge : Keskin nitelik. Bıçak-kepçe ağzı. En gelişmiş aşama. Dişçiliğe ait el aletinin keskin çalışma açıcı. Kesici kenar. Keskin kenar. En ileride olma. Bıçak ağzı. Kesici uç. En öndeki yer.

Influx : Giriş. Üşüşme. Akış. Girdi. İçeriye akma. İstila. Akın. Akın etmek. Kitlesel akın.

Embouchures synonyms : biestings, wind, debouchment, brinks, outfalls, inflow, beaks, beastings, outfall, estuaries, brims, estuarine, mouthpiece, colostrum, blade, influxes, dialect, aperture, brim, estuary, accent, chops.