Emir cümlesi nedir, Emir cümlesi ne demek

Emir cümlesi; bir dil bilgisi terimidir.

  • Yüklemi emir kavramı veren cümle

Gramer anlamı:

Fiil cümlesinin yüklemi emir kipi olan türü: Üzerine aldığın işi oyalanmadan yap! Kendin getir. Kitap okurken başınızı fazla eymeyin. Oturunuz! Bu konudaki bilgilerinizi özet olarak yazınız ve benzeri

Bilimsel terim anlamı:

Azerbaycan Türkçesi: ämr cümläsi; Türkmen Türkçesi: buyruk sözlemi; Gagauz Türkçesi: izincümlä; Özbek Türkçesi: buyruq gap; Uygur Türkçesi: buyruq cümlä; Tatar Türkçesi: boyeru cömlä ~ boyerıqcömlä; Başkurt Türkçesi: boyoroq höyläm; Kmk: buyruk cumla; Krç.-Malk.: buyrukçuaytım; Nogay Türkçesi: buyrık yıyma ~ talap yıyma; Kazak Türkçesi: buyrıktı söylem; Kırgız Türkçesi: buyruk süylöm; Alt:: t'akaru ermek; Hakas Türkçesi: küsteg predlojeniye; Tuva Türkçesi: kıygırıg tomaa; Şor Türkçesi: könnülüg erbek; Rusça: pobuditelnoye predlojeniye

İngilizce'de Emir cümlesi ne demek? Emir cümlesi ingilizcesi nedir?:

imperative sentence

Emir cümlesi hakkında bilgiler

Emir cümlesi, konuşmacının/yazarın bir eylemin gerçekleştirilmesini buyurduğu cümle türü. Emir cümlelerinin tamamına yakını emir kipinde oluşturulur. Nadiren gelecek zaman kipinde emir cümlelerine de rastlanır.

Emir cümleleri -tonlamaya bağlı olarak- ünlem cümlesi olarak kullanılabilir.

 

Emir cümlesi tanımı, anlamı:

Emir : İstek. Orta Anadolu'da şarap yapımı için üretilen, orta kalın kabuklu, beyaz renkli, kısa ve karışık budanan bir tür üzüm. Buyruk, komut, talimat, ferman.

Cümle : Bütün, hep. Herkes. Dizge, sistem. Bir yargı bildirmek için tek başına çekimli bir fiil veya çekimli bir fiille kullanılan kelimeler dizisi, tümce.

Cümlesi : Hepsi.

Yüklem : Bir konu için olumlanan veya inkâr edilen şey, mahmul. Cümlede oluş, iş ve hareket bildiren kelime veya kelime grubu, haber, mahmul.

Kavram : Bir nesnenin veya düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımı, mefhum, fehva, konsept, nosyon. Karın zarı, periton. Nesnelerin veya olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım, mefhum, konsept, nosyon. Tutam, avuç dolusu.

Konuşmacı : Bir topluluk karşısında etkili, açık, düzgün konuşarak düşüncesini anlatmada, duygusunu aşılamada yetenekli kimse, hatip, konferansçı.

Eylem : Bir durumu değiştirme veya daha ileriye götürme yönünde etkide bulunma çabası. Eyleme işi, fiil, hareket, aksiyon. Fiil.

Gerçek : Yalan olmayan. Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat. Yapay olmayan. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan. Gerçeklik. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. Doğruluk. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Temel, başlıca, asıl.

Tamam : Yanlış ve yalan olmayan, doğru. Eksiksiz. Tamamlanmış, bitmiş. Evet. Bütün, tüm. Beğenilmeyen bir iş veya öneri karşısında söylenen bir söz.

 

Yakın : Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost veya akraba. Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan. Uzak olmayan yer. Uzak olmadan. Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan. Aralarında sıkı ilgi bulunan. Benzeyen, andıran, yaklaşan. Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı.