Envelops türkçesi Envelops nedir

Envelops ingilizcede ne demek, Envelops nerede nasıl kullanılır?

Closed envelop system : Vergi bildiriminde kapalı zarf yöntemi. Vergilerin ptt eliyle yükümlüye bildirilmesinde gönderilecek belgelerin maliye bakanlığınca saptanacak kapalı zarflara konulması.

Self addressed stamped envelop : Posta pulu eklenmiş göndericinin adresini taşıyan mektup. Sase.

Envelop : Sarmalamak. Kaplamak. Kapatmak. Sarmak. Örtmek.

Envelope : Zarf. Virüs tarafında kodlanan proteinlerle tomurcuklanma sırasında hücreden alınan lipoprotein tabakadan oluşan ve bazı virüs ailelerinde kapsit yapının üzerinde bulunan yapı ögesi. Zarflamak. Mektup zarfı. Bilgisayar, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Değiştirime uğramış bir dalganın en uç bölümlerini yani genliğin üst bölümlerini gösteren eğri.

Envelope address : Mektup adresi.

Envelope feeder : Zarf yazıcı. Zarf besleyici. Zarf besleyicisi.

Envelope delay : Zarf gecikmesi. Zarf geciktirmesi.

Envelope distortion : Zarf bozunumu.

Envelope curve : Uzun dönemde firmanın toplam çıktısı ile maliyetleri arasındaki ilişkiyi gösteren ve firmanın geleceğe ilişkin kararlarında kullandığı ve her bir kısa dönem maliyet eğrisini alttan zarf gibi saran planlama eğrisi. Uzun dönem maliyet eğrisi. Sarma eğrisi. Zarf eğrisi.

 

Envelope detection : Zarfla algılama.

İngilizce Envelops Türkçe anlamı, Envelops eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Envelops ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Becloud : Bulutlandırmak. Zorlaştırmak. Karartmak. İçinden çıkılmaz hale getirmek.

Bestrewed : Yayarak kaplamak. Dağıtmak. Saçmak.

Bespreads : Bulamak. Lekelemek. Saçmak. Bulaştırmak. Yaymak.

Brood over : Gütmek.

Hull : Kabuğunu ayıklamak (içini çıkarmak için ceviz veya fıstık veya bezelye vb'nin). Gövde. Türlü işlerde kullanılan ağaçtan uzun ve geniş kap. Gemi omurgası. Kabuk. Geminin teknesini vurmak. Kabuk (ceviz veya fıstık veya bezelye vb). Tekne. Kabuğunu ya da çanağını çıkarmak.

Bound : Kısıtlamak. Bağlı. Zıplamak. Sınırlamak. Sınırlarını çizmek. Sekip geri gelmek. Kalgımak. Sektirmek. Sıçramak.

Adverb : Belirteç. Fiillerin, sıfatların, sıfat-fiillerin ve görev bakımından zarf niteliğindeki kelimelerin anlamlarını zaman, ölçü, niteleme, yer, yön vasıta, miktar, şart gibi çeşitli bakımlardan etkileyerek daha belirgin duruma getiren veya sınırlayan kelime türü: dün, bugün, yarın, sonra, şimdi vb. (zaman bakımından); ileri, geri, beri, alt (yer, yön bakımından); az, çok, biraz, kısmen, daha, pek vb. (ölçü bakımından); tatlı sert, açık mavi, koyu yeşil, uzun uzun konuştuğu konu, sımsıkı kapatmak, iyi anlamak vb. (niteleme, tarz bakımından): silkindi. yataktan hızla kalktı. başı birdenbire dönmüştü. karyolanın topuzunu zor yakaladı (s. faik, bütün eserleri medarı maişet motoru; berber dükkanının açılma merasimi, s. 147). ateş ilk tereddüdten sonra birdenbire parladı (a. h. tanpınar, sahnenin dışındakiler, s. 323). olduğu yere kayarcasına çöktü (yaşar kemal, ortadirek, s. 314). gittiniz mi, gerçekten mezarlığa elinizde çiçeklerle? (kemal tahir, yol ayrımı, s. 463). kapkara bir yalnızlık içinde, kendi vücudundan bile habersiz düşünmeyi pek severdi (a. f. abasıyanık, bütün eserleri 3, s. 19) vb.

 

Calices : Çanak. Keis. Çanak, kadeh, kap. Kase biçiminde organ. Çanak biçiminde organ. Kaliks (çiçek). Tohum zarfı. Havuzcuk.

Wrap up : Sarmak (paket). Ambalaj yapmak. Özetlemek. Gizlemek. Paketlemek. Sıkı giyinmek. Paket yapmak. Son vermek.

Bundle : Çok para. Toplamak. Bir yığın. Acele ettirmek. Paldır küldür gitmek. Kundaklamak. Palas pandıras yollamak. Sokuşturmak. Bağ.

Envelops synonyms : appeal, binds, belt, adverbs, bush, bandages, tucked up, canopied, beclouding, brood, cleared, blankets, clears, canopies, buy up, close down, calyces, envelop, bury, bind, window envelope, closes, blind, cap, blanket, adv, bundling, bestrewing, encapsulates, container, buying up, capping, wrapper.

Envelops zıt anlamlı kelimeler, Envelops kelime anlamı

Uncover : Kapağını açmak. Açmak. Meydana çıkarmak. Örtüsünü ya da kapağını açmak. Ortaya çıkmasını sağlamak. Su yüzüne çıkarmak. Örtüsünü açmak. Örtüsünü kaldırmak. Ortaya çıkarmak. Şapka çıkarmak.

Unsheathe : Kınından çıkarmak.

Straight line : Düz çizgi. Doğru hat. Düz çizgili. Düz doğru. Doğru.