Hull türkçesi Hull nedir

  • Kabuğunu ayıklamak (içini çıkarmak için ceviz veya fıstık veya bezelye vb'nin).
  • Kabuğunu ya da çanağını çıkarmak.
  • Gövde.
  • Türlü işlerde kullanılan ağaçtan uzun ve geniş kap.
  • Kabuk (ceviz veya fıstık veya bezelye vb).
  • Kabuğunu soymak.
  • Tekne.
  • Kabuğunu çıkarmak.
  • Geminin tekne kısmı.
  • Zarf.
  • Geminin teknesini vurmak.
  • Çerez kabuğu.
  • Kabuk.
  • Gemi omurgası.

Hull ile ilgili cümleler

English: They scraped barnacles off the hull of the ship.
Turkish: Geminin gövdesinden kaya midyelerini sıyırdılar.

Hull ingilizcede ne demek, Hull nerede nasıl kullanılır?

Hull policy : Kasko poliçesi.

Convex hull : Dışbükey zarf. Dışbükey örtü.

Husk hull : Baklagil ve buğdaygil tanelerini saran kılıf. Kavuz kabuk.

Leguminouse husk and hull : Baklagil hasatında harman yerinde kalan kılıf, kabuk, örtü, yaprak kırıntıları ve bunların tozlarından ibaret kısmı. Baklagil kavuz ve kabuğu.

Peanut hull : Yer fıstığı zarı. Yer fıstığı işlemesinde elde edilen, kırık iç fıstık içerebilen, iç yer fıstığının dışını örten zardan oluşan bir ürün.

Hulls : Kabuğunu çıkarmak. Geminin teknesini vurmak. Kabuğunu soymak.

Hullo : Merhaba. Vay be. Alo. Bkz.hello. Yahu. Maşallah.

Hulling : Kabuğunu ayıklamak (içini çıkarmak için ceviz veya fıstık veya bezelye vb'nin). Kabuk. Gövde. Çerez kabuğu. Tekne. Kabuğunu çıkarmak. Kabuk (ceviz veya fıstık veya bezelye vb). Zarf. Türlü işlerde kullanılan ağaçtan uzun ve geniş kap. Kabuğunu soymak.

 

Huller : Kabuk soyma makinesi. Kabuğunu soyan kimse veya şey. Kabuğunu çekirdeğinden soyan alet.

Hullos : Alo. Merhaba.

İngilizce Hull Türkçe anlamı, Hull eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hull ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Carapace : Karapas. Bağdaşmaz arayüzey. Bazı hayvanlarda sırtı tamamen veya kısmen örten kitin veya kemikten oluşan kalkan. Sıklıkla akarlarda idiosomayı kaplayan dorsal sklerotinize tabaka. birçok kabukluda başın üst skleritlerinin arka ve yan genişlemeleri tarafından oluşturulan yapı, üst kabuk. Kaplumbağa kabuğu. Kabuk (hayvan). Karapaks. Bazı hayvanlarda sırtı tamamen ya da kısmen örten kitinsi ya da kemiksi kalkan. kaplumbağalarda kabuğun tümsek olan dorsal kısmına verilen ad. bağa. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Keels : Tomruk işaretlemek için kullanılan kırmızı bir boya. Soğutmak. Sıcak bir sıvıyı karıştırarak soğutmak. Karina. Gemi. Kömür mavnası. Omurga. Alabora etmek. Teknecik.

Bisque : Bisküvi. Koyu çorba. Sırsız porselen. Sırsız beyaz porselen.

Barque : Yelkenli gemi. En az üç direkli yelkenli gemi. Yelkenli tekne. Barka. Barko.

Carcase : Kadavra. Bina iskeleti. Gövde et. Kalıntı. Enkaz. İskelet. Vücut. Kesilmiş hayvanın kanı akıtılıp yüzüldükten, deri, kuyruk ve bütün iç organları böbrek ve yağlar hariç çıkarıldıktan sonra geriye kalan bütün gövde, karkas.

 

Calyx : Kalis. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kese, fincan, çanak, kupa. çok papillalı böbreklerde idrarın toplanıp pelvis renalise geçtiği kese biçimindeki oluşum. Mercanlarda, kalsiyum karbonat yapıda olan, kase biçimindeki dış iskelet. Kase biçiminde organ. Böbreklerin çanak şeklindeki parçası (tıp veya medikal terimi). Kaliks. Kadeh. Çanak.

Glider : Kayık. Planör. Kayakçı. Elcik. Planör pilotu.

Cartridges : Kartuş. Kutu. Film kutusu (fotoğrafçılık terim). Fişek. Pikap. Hartuç.

Bisques : Bisküvi. Sırsız porselen. Sırsız beyaz porselen. Koyu çorba.

Casing : Kasa (kapı, pencere). Kılıf. Koruyucu kaplama. Mermi kovanı. Boru kılıfı. Çerçeve. Kasa. Dış lastik. Kasa kapı veya pencere. Bumbar.

Hull synonyms : cordell hull, hulls, bodies, envelops, synkline, coverings, gliders, airframe, fuselage, frame, basin, envelopes, frustums, cartridge, bodying, calyces, peel away, adverbial, carcasses, carcases, unshelling, husked, calyxes, carcass, hulling, frustum, floatage, decorticate, unshell, adverb, excoriate, cemented layer, body.

Hull ingilizce tanımı, definition of Hull

Hull kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To strip off or separate the hull or hulls of. To toss or drive on the water, like the hull of a ship without sails. The outer skin of a kernel. To free from integument. The outer covering of anything, particularly of a nut or of grain. The husk. As, to hull corn.