Esplanades türkçesi Esplanades nedir

Esplanades ingilizcede ne demek, Esplanades nerede nasıl kullanılır?

Esplanade : Düzlük. Gezinti yeri. Kordon. Gezi. Meydan. Bina önü gezi meydanı. Geziyolu. Kıyıda gezinti yeri.

İngilizce Esplanades Türkçe anlamı, Esplanades eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Esplanades ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Clearing : Ödenekliklerde, kimi bölümlerde yeterli olmayan ödeneklere durumu yeterlinin üstünde bulunan öbür bölümlerden ekleme ya da düşülme yapılmak yoluyla gerçekleştirilen ödenek aktarması. bir paranın bulunduğu sayışımdan bir başkasına geçirilmesi için yapılan işlem. Aydınlatma. Mal değişimi. Alan. (orman) açık alan. İkili ticaret anlaşması çerçevesinde ülkeler arasında dışalım ve dışsatımdan doğan alacak ve borçların döviz kullanılmadan karşılıklı olarak denkleştirilmesine dayalı dış ticaret biçimi. Dokuların alkolünün giderilmesi için ksilol ve metil benzoat gibi maddeler kullanılarak parlatılması. sofralık pirinç üretiminde tanelere mekanik bir işlem ve genellikle sürtünme yoluyla düz ve pürüzsüz yüzey meydana getirme işlemi. bu şekilde hayvan beslemede kullanılan pirinç kepeği üretilir. Sayışma. Kliring.

 

Cord : Lastik ipliği. Yüksek akım çekebilen, telleri kalın bir yalıtkanla kaplı kordon. Bağcık. Bağ. Fitil. İple bağlamak. Odun tartı birimi. Dışlastiğin katmanlarına katılan pamuk, ipek, naylon gibi iplikler. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Elektrik akımı ileten, üzeri yalıtkanla örtülü, çeşitli boydaki madenden kalın tel.

Agorae : Açık alan. Pazar yeri.

Maidan : Alan.

Outings : Tozma. Tur. Çıkma. Gezme. Gezinti. Evden dışarı yapılan küçük gezi veya seyahat.

Concourses : Kalabalık. Konuşma. İzdiham. Gelme. Terminal salonu. Park gezinti yolu. Bir araya gelme. Toplanma. Açık alan.

Excursion : Ayrılma. Kısa yolculuk. Tur. İşlenmekte olan belli bir ünite ya da konu ile ilgili olarak, öğrencilere ilk elden halkı kimi canlı yaşantılar kazandırmak amacıyla okul yöresinde düzenlenen gezi. Sefer. Çelişki. Çevre gezisi. Kısa gezinti. Gezinti.

Braid : Bağlamak. Örgü. Tutturmak. Bant. Şerit. Örmek. Saç örgüsü. Saçını örgü yapmak. Şeritle süslemek.

Funicle : Göbek bağı. Plasenta ile tohum taslağını birleştiren sap. Funikulus. Funikül.

Commons : Park. Ortak alan. Yemek salonunda verilen yemek. Avam üyeleri. Paylaşılan yiyecekler. Toplumun tüm bireylerinin yararlanacağı doğal kaynaklar. Kafeterya. Porsiyon. Çevre. Pay.

Esplanades synonyms : arena, promenading, plain, plateau, evenness, drawcord, touring, flexes, circus, ambulatories, parade, sightseeing, flatness, fen, floor, flex, outing, proms, funiculus, plainness, fening, live stage, plateauing, promenaded, agora, plainest, concourse, circuit, prom, promenades, parkways, tour, journeyed.