Estufa türkçesi Estufa nedir

  • Pueblo kızılderilileri'nin evindeki toplantı odası.

Estufa ingilizcede ne demek, Estufa nerede nasıl kullanılır?

Acid dyestuff : Asit boyarmadde.

Anionic dyestuff : Anyonik boyarmadde.

Dyestuff : Çeşitli gereçleri, bir çözelti içinde boyamak için kullanılan, doğal ya da yapay renk veren özdek. Boya. Boyar madde. Boya ilacı. Renk maddesi. Boya maddesi. Boyarmadde. Boyarözdek.

Dyestuffs : Boya. Boyarözdek. Boya maddesi.

Ice dyestuff : Azoik boya.

Onium dyestuff : Onyum boyarmaddesi.

Estuary : Nehir. Özellikle gelgit olayının büyük ölçüde görüldüğü kıyılarda, akarsuların ağızlarında oluşan huni biçiminde derin, az çok geniş ve uzun doğal suyolu. Gel-git olayından etkilenen geniş ırmak ağzı. Gelgit olaylarından etkilenen kıyılarda, az çok huniye benzer dere ağzı. Nehir ağzı. Ağzı. Gün ışığında kullanılan. Coğrafya, jeoloji alanlarında kullanılır. Irmak ağzı. Mansap.

Bestud : Kakmak.

Estuation : Gürültü. Karışıklık. Ayaklanma. Çalkalanma. Kargaşa.

Estuaries : Haliç. Nehir ağzı. Haliçler.

İngilizce Estufa Türkçe anlamı, Estufa eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Estufa ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Molecule : Özdecik. Molekül. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Bir özdeğin bağımsız olarak var olabilen ve onun kimyasal özelliklerini taşıyan en küçük birimi. Öğe ya da bileşikleri oluşturan ve onların tüm özgül niteliklerini gösteren en küçük birim özdek. Kimyasal bağlarıyla bir arada tutulan bir grup atom. Tozan. Zerre. Küçük parçacık.

 

Jampack : Maksimum kapasiteye kadar doldurmak veya paketlemek. Sıkıştırarak paketlemek.

Filling : İlk dolum. Dolgu (diş). Sığ bir göl ya da körfezin, dışgüçlerin taşıdığı özdeklerle dolup kara durumuna gelmesi. İlk doldurma. Dolum. Diş dolgusu. Doyurucu. Doldurma. Dolgu.

Earth : Topraklamak. Toprak. Örtmek. Hayvan ini. Yeryüzü. (bitki kökünü) toprakla örtmek. Yerküre. Dünya. Yer. Üzerinde yaşadığımız, güneş dizgesine bağlı gezegen.

Vernix : Ceninin derisini kaplayan yağlı madde. Verniks kazeoza.

Adhesive : Adhezif. Sadık. Yapışık. Zamk. Bulaşkan. Değişik bir özdeğe, fiziksel kuvvetlerle tutunup kalabilme özelliğinde olan. Yapışkan. Değişik bir özdeğe, fiziksel kuvvetlerle tutunup kalabilen ya da bu özelliği ile iki ayrı özdeği birbirine tutturabilen özdek. Yapıştırıcı. Yapışıcı.

Precursor : Hava basıncı dalgası. Haberci. Herhangi bir hücre, yapı, kimyasal madde vb.den önce oluşanlar. Ana nüklid. Biyoloji, nükleer enerji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Müjdeci. Belirti. Metabolik bir reaksiyon serisiyle bir molekülün sentezlenebilmesi için gerekli olan öncül moleküller. Prekursör. Prekürsör.

Dust : Silkmek. Tozlamak. Çöp. Toz almak. Almak. Kimya, madencilik alanlarında kullanılır. Pudralamak. Toz bulutu. Yanıltmak. Pudra.

Fill out : Dolup kabarmak. Kilo almak. Şişmek. Giderek şişmanlamak. Yazılı formu tamamlamak. Cevap vermek (forma, müracata). Toplamak. Şişirmek. Doldurmak. Büyütmek.

 

Ammunition : Askeri mühimmat. Saldırı fırsatı. Koz. Mühimmat. Cephane. Askeri teçhizat.

Estufa synonyms : particulate matter, overstuff, floc, colouring material, plant substance, hazmat, detergent builder, plant material, sorbent material, vernix caseosa, adhesive agent, abrasive material, adhesive material, sorbate, stone, abradant, rock, ground, speck, substance, elastomer, sealing material, humate, colour, radioactive material, coloring material, sorbent, mote, cram, chemical, pad, floccule, emission.

Estufa zıt anlamlı kelimeler, Estufa kelime anlamı

Insulator : Kalorifer. Yalıtım işçisi. Yalıtıcı. Yalıtkan madde. Yalıtaç. Yalıtkan. Bir cismi yalıtkan yapan veya yalıtan herhangi bir madde. Elektrik akımını, ısıyı iletmeyen ya da çok az ileten özdek. İzolatör.

Conductor : Biletçi. Orkestra şefi. Lider. İletken. Elektrik akmının ve ısıl erkenin akabileceği düşük dirençli uçun, sıvı ya da katı özdek. Bir filmin müziklendirilmesinde ya da bir televizyon dinletisinde orkestrayı yöneten kimse. Kondüktör. Paratoner. İdareci. Müdür.

Pull : Torpil. Fırt. Koparmak. Çekiş. Koymak. Kenara parketmek. İltimas. Çekmek. Girmek. Doldurmak.

Estufa ingilizce tanımı, definition of Estufa

Estufa kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : An assembly room in dwelling of the Pueblo Indians.