Precursor türkçesi Precursor nedir

  • Prekursör.
  • Önceki görevli.
  • Prekürsör.
  • Belirti.
  • İşaret.
  • Bozunma zinciri içinde bir nüklidden önce yer alan radyonüklid.
  • Müjdeci.
  • İlk.
  • Herhangi bir hücre, yapı, kimyasal madde vb.den önce oluşanlar.
  • Ön.
  • Ana nüklid.
  • Metabolik bir reaksiyon serisiyle bir molekülün sentezlenebilmesi için gerekli olan öncül moleküller.
  • Prekürsor.
  • Yordayıcı.
  • Öncü.
  • Hava basıncı dalgası.
  • Haberci.
  • Biyoloji, nükleer enerji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Precursor ingilizcede ne demek, Precursor nerede nasıl kullanılır?

Precursor mrna : Öncü mrna. Özellikle ökaryot hücrelerde, intronların çıkarılması ve diğer olaylardan önce, kaydı yapılmış olan ilk mrna.

Amine precursor uptake and decarboxylation cells : Sindirim kanalı epitelinin bazal laminaya bitişik bölgesinde yer alan, polipeptit sentezleyen endokrin hücrelere verilen genel ad. Apud hücreleri.

Amine precursor uptake and decorboxylase cells : Apud hücreleri. Yaygın nöroendokrin sistem hücreleri.

Precursors : Öncü. Müjdeci. Öncüler. Haberci. Önceki görevli.

Precursory : Müjdeci. Ön. Müjdeli. Önceden haber veren. Haberci. Öncü.

Pseudoprecursore : Yalancı prekürsör. Nöromedyatörün prekürsörlerine yapıca benzeyen fakat etkinliği az olan, bu nedenle nöromedyatör miktarında azalmaya neden olan madde.

 

Precurarisation : Süksinilkolinin neden olduğu kas ağrısının yaygınlığını azaltmak için süksinilkolin enjeksiyonundan 3 dakika kadar önce, depolarizasyonsuz blok yapan bir ilacın, mutad felç edici dozunun 1/10-1/5’ine eşit ufak dozda uygulanması işlemi. Prekürarizasyon.

Precut : Önceden kesmek.

İngilizce Precursor Türkçe anlamı, Precursor eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Precursor ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Evidence : Hukuk, ekonomi alanlarında kullanılır. Bir olayın doğruluğunu ortaya koyabilen yöntem. yargı yerinde bir savı gerçekleştirmek için baş vurulan belgeler. Göze çarpma. Şahitlik. İfade. Tanıklık. Şahit. Göstermek. Belirmek. Belirginlik.

Early : Eski. Önceki. -in başlarında. Erken. İlk zamanlarında. Erkenden.

Clew : Şipka (gemi). Kuka. Topak. İz. İpucu. Yumak yapmak. Yumak. Anahtar. İplik yumağı.

Advance guard : Öncü birlik. Öncü kuvvet. Avangard.

Heralds : Müjdelemek. Haber vermek. Müjdecisi olmak. İlan etmek. Yayınlamak. Hanedan armacısı. Takdim etmek. Elçi.

Former : Önceki. Geçen. Sabık. Gövde uçak. Evvelsi. Kalıpçı. Eski. Öncel. Geçmiş.

Fore : Başa doğru. Öndeki. Önde olan. Ön taraftaki. Önde. Pruva. Baş taraf. Başta.

Auspicate : Emare. Başarı ve iyi şans getirmesi için belirlenmiş törenle başlamak. Başlamak.

Clinics : Muayenehane. Çözüm toplantısı. Klinik.

Initiator : Başlatan. Önayak olan kimse. Başlatan kimse. Kaynak. Reaksiyon oluşturan madde. Teşvik eden. Yığın iletişiminde bilgi ve iletiler üreten ve bunları iletişim araçlarıyla alıcıya ileten odak. Başlatıcı.

 

Precursor synonyms : pioneers, pioneer, pioneering, pioneered, material, before time, avant garde, call boy, character, harbingers, firsts, charactered, circumstantial evidence, anting, ante, front, clinic, original, predecessor, cue, cuing, foreruns, heralding, elementary, beacon, despatchers, forward, predictors, bookmark, advanced guard, precursory, first, pacesetters.

Precursor ingilizce tanımı, definition of Precursor

Precursor kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who, or that which, precedes an event, and indicates its approach. A forerunner. A harbinger.