Molecule türkçesi Molecule nedir

  • Fizik, kimya alanlarında kullanılır.
  • Bir özdeğin bağımsız olarak var olabilen ve onun kimyasal özelliklerini taşıyan en küçük birimi.
  • Kimyasal bağlarıyla bir arada tutulan bir grup atom.
  • Zerre.
  • Molekül.
  • Tozan.
  • Küçük parçacık.
  • Öğe ya da bileşikleri oluşturan ve onların tüm özgül niteliklerini gösteren en küçük birim özdek.
  • Özdecik.

Molecule ile ilgili cümleler

English: A molecule is made up of atoms.
Turkish: Bir molekül atomlardan yapılmıştır.

English: A water molecule has two hydrogen atoms and one oxygen atom.
Turkish: Bir su molekülünün iki hidrojen atomu ve bir oksijen atomu vardır.

English: Ammonia's molecule is composed of four atoms.
Turkish: Amonyağın molekülü dört atomdan oluşur.

English: This molecule has a crystalline structure.
Turkish: Bu molekül, kristalli bir yapıya sahip.

English: A water molecule is composed by three atoms: two hydrogen and one oxygen.
Turkish: Bir su molekülü üç atomdan oluşur: iki hidrojen ve bir oksijen.

Molecule ingilizcede ne demek, Molecule nerede nasıl kullanılır?

Activated molecule : Uyarılmış molekül. Aktifleşmiş molekül. Aktive olmuş molekül; yüksek enerjili fosfat bağı yüklenmiş ve böylece diğer bir molekülle kendiliğinden birleşmeye hazır bir molekül.

 

Adapter molecule : Protein sentezi sırasında amino asitleri mrna kalıbı üzerindeki uygun yerine bağlayan küçük rna molekülleri (trna). Adaptör molekül. Protein sentezi sırasında aminoasitleri, mrna kalıbı üzerindeki uygun yerine bağlayan küçük rna molekülleri.

Amphoteric molecule : Aynı zamanda hem asit hem de alkali yüklü olan molekül. Aynı zamanda hem asit, hem de baz yüklü olan molekül. Amfoterik molekül.

Cd molecule : Cd molekülü. Özgül monoklonal antikorlar aracılığıyla tanınan ve bağışıklık sisteminde lökosit ve kan pulcuklarının üzerinde sunulan hücre yüzey molekülleri.

Diatomic molecule : İki öğecikten yapılmış özdecik türü. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. İki atomlu molekül. Çift atomlu molekül. Çift öğecikli özdecik. Klor (cl2), hidrojen (h2) gibi kalımlı durumdayken iki atomdan oluşan molekül.

Polar molecule : Ucaylı molekül. Kutupsal molekül. Ucaysal özdecik. Polar molekül. Elektriksel yük dağılımı, süreğen bir elektriksel çiftucay oluşturan özdecik. Ucaysal molekül.

Dipole molecule : Dipol molekül. İkiucaylı molekül.

Polyatomic molecule : Çoköğecikli özdecik. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. İkiden artık öğecikli özdecik.

Gram molecule : Gram molekül. Molekül-gram. Grammolekül. Bir bileşikteki öğelerin atomsal kütle birimi olarak verilen atom ağırlıkları toplamının, gram türünden yazılan kütle niceliği. (kısaltılarak mol denir.). Molekül ağırlığı.

Cell adhesion molecules : Hücre adhezyon molekülleri.

İngilizce Molecule Türkçe anlamı, Molecule eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Molecule ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Aughts : Nesne. Sıfır. Hiç. Şey. Hiçbir şekilde.

Particles : [#parça Parçacık]lar. Zerrecikler. Parçacık. Tanecik. Edat. Taneler. Takı. İlgeç.

Dipole molecule : Dipol molekül. İkiucaylı molekül.

Corpuscles : Kürecik. Kan hücresi. Parçacık. Kan yuvarı.

Chain : Ölçme zinciri ile ölçmek. Boyunduruk. Zincir. Çatıyı gergin tutmada kullanılan ağırlık. sahnede bir şeyi gergin tutmak için kullanılan ağırlık gereci. tiyatro konuşmasında ünsüz harflerin ortaya çıkmasıyla organların tembelliğinden doğan durum. Sınırlama. Dekor zinciri. Silsile (dağ). Zincire vurmak. Zincirlemek. Kayıt altına almak.

Aught : Hiçbir şekilde. Hiç. Nesne. Şey. Zerre kadar. Sıfır.

Coenzyme : Koferment. Eşözgen. Bir enzimi aktifleştiren enzimin protein olmayan bileşeni. koferment. Bir enzimi aktif duruma getiren, enzimin protein olmayan bileşeni, koferment. Koenzim. Bir enzime katalizör olarak yardımcı olan molekül.

Macromolecule : Proteinler, polisakkaritler ve diğer doğal ve sentetik polimerlerde olduğu gibi birkaç binden milyonlara uzanan molekül ağırlığına sahip çok büyük polimerik zincir yapısına sahip bir molekül. İri molekül. Özdecik ağırlığı binleri bulan çoğuz türü özdecik. Büyük molekül. Çok sayıda monomer birimlerin veya yapı taşlarının bir araya gelmesiyle meydana gelen protein, nükleik asit, polisakkarit gibi biyopolimerler. İril özdecik. Biyoloji, fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir çoğuz özdeciği gibi çok büyük özdecik. Dev molekül. İril molekül.

Corpuscle : Kan küreciği. Kan hücresi. Öğecik ve öğecik çekirdeği boyutlarında (10-(...)cm.—10-(...) cm.), bağımsız nitelikli, evrenin temel taşlarını oluşturan öğecikaltı tanecik. Tanecik. Parçacık. Kürecik. Damla. Kan yuvarı. Korpüskül. Yuvar.

Glimmered : İma. Işık vermek. Azıcık miktar. Hafifçe pırıldamak. Işık vermek (hafif). Parıldamak. Hafif ışık. Parıltı. Hafif pırıltı.

Molecule synonyms : chemical group, protein molecule, chemical chain, identification particle, mote, chylomicron, ace, building block, flyspeck, crumbing, atomies, group, speck, molecules, material, unit, atom, atomy, supermolecule, glimmers, particle, corpuscule, edta, crumbed, radical, stuff, grinding, ethylenediaminetetraacetic acid, atoms, crumb, glimmer, grain.

Molecule ingilizce tanımı, definition of Molecule

Molecule kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One of the very small invisible particles of which all matter is supposed to consist.