Ethers türkçesi Ethers nedir

  • İki alkol molekülünden bir molekül su çıkarılmasıyla oluşan bileşikler.
  • Kimya alanında kullanılır.
  • Lokmanruhu.
  • Eter.
  • [#gök Gökyüzü].
  • Eterler.

Ethers ingilizcede ne demek, Ethers nerede nasıl kullanılır?

Aethers : Hava. Eter. Lokman ruhu. Gökyüzü. Lokmanruhu. Eskiden beri uzay boşluğunu doldurduğu varsayılan esnek bir madde. Esir.

Bellwethers : Çete başı. Kösemen. Boynunda çan asılı olan koç. Çıngıraklı koç. Önder.

Blethers : Zırva. Saçma sapan konuşmak. Saçmalamak. Saçmalık. Abuk sabuk konuşmak. Saçma. Gereksiz konuşma.

Bletherskate : Saçmalayan kimse.

Teethers : Diş kaşıyıcı. Bebeklerin diş çıkardıklarında dişetlerini kaşımaları için yapılmış plastik oyuncak.

Ether exract : Hy. Ham yağ.

Togethers : Aralıksız. Ortaklaşa. Kendine hakim veya aklı başında. Hep birden. Beraber. Birlikte. Beraberce. Kuyruk (kimse).

Acetic ether : Asetik eter. Asetik eler.

Ether extract : Ham yağ. Bitki ve hayvan dokularında bulunan, suda çözünmeyen, eter, kloroform ve benzen gibi organik eriticilerde çözünebilen, mum, klorofil, yağ asidi ve yağda eriyen vitaminler gibi karmaşık kimyasal yapıda bulunan, yağımsı görünüşleriyle belirgin, havadan kolayca oksijen aldıklarından acılaşan ve bu nedenle birlikte oldukları diğer değerli besin maddelerinin tahrip olmasını hızlandırabilen yağ ve yağ benzeri organik bileşikler, eter özütü, hy. Eter özütü.

 

Ether extract analysis : Yem maddesinin geri soğutucu (sokselet ekstraksiyon cihazı) yardımıyla yağ çözücülerle özütlenmesi sonucu ortaya çıkan besin madde. Ham yağ tayini.

İngilizce Ethers Türkçe anlamı, Ethers eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ethers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Anesthetic : Uyutucu. Anestetik. Solunum ve dolaşım özekleri dışında tüm bedende ya da bir bölümde duyumların yitirilmesine neden olan bileşik. Anestezi meydana getiren, anestezi oluşturucu ilaç, uyartıya karşı hissiz kılan, duyarsız, anestezik. Duyumsuzlaştırıcı. Bayıltıcı. Uyuşturucu. Anastetik.

Heaven : Ç.gökyüzü. Mutluluk. Allah. Tanrı katı. Tanrı. Saadet. Sema. Gök. Cennet.

Acid salt : Asit tuzu. Aynı zamanda asit olan tuz. Bileşimindeki asit hidrojenlerinin bir bölümü metallerle yer değiştirmemiş olan tuz. örn. sodyum bikarbonat (nahco3). Asit tuz. Sodyum klorit.

New : Taze. Savaş silahı olarak kullanılan biyolojik ve veya veya tüksek teknoloji ürünü virüsler. Yaş. Acemi. Görülmemiş. Yeni. Yeni tarihli. Gıcır. Turfanda. Keşfedilmemiş.

Active metals : Demir, çinko gibi ölçün elektrot potansiyelleri hidrojeninkinden daha düşük olan metaller. Etkin metaller. Aktif metaller.

Empyreal : Gök. Göksel. Ulu. Yüce. Gökkubbe.

Aether : Eskiden beri uzay boşluğunu doldurduğu varsayılan esnek bir madde. Hava. Lokman ruhu. Esir.

Alcohols : Alkoller. İçki. Alkol. Bir ya da daha çok hidroksil kökü içeren ve (r) bir aril ya da alkil kökü olmak üzere, r—oh genel formülü ile gösterilen alifatik bileşikler. örn. etil alkol (c2h5oh). İspirto.

 

Otherness : Özgünlük. Diğerlerinden farklı olma durumu. Farklılık. Ayrı olma özelliği. Ayrılmış olma özelliği. Ötekilik.

Skys : İklim. Asuman. Havaya atmak. Gök. Yükseğe atmak. Sema. Hava sahası. Kubbe.

Ethers synonyms : some other, in that location, additive properties, sphere, opposite, air, sky, aldehydes, aliphatic compounds, additive, activated coal, alcoholometry, separate, otherwise, firmament, etheric, acidimetry, different, aethers, active passive metal, azure, separateness, acid radical, distinctness, azures, heavens, alabaster, skies, lokman spirit, acier inoxydable, aliphatic saturated compounds, anaesthetic, another.

Ethers zıt anlamlı kelimeler, Ethers kelime anlamı

Joint : Eklem. İki borunun birbirine birleştirildiği yer. Kırılmış bir kayacın parçaları arasında, gözle görülebilecek derecede bir ayrılma ya da kayma devimi göstermeyen kırık. Birleşik. Birlikte. Eklemek. Birleşmiş. Çatlak. Ek veya oynak yeri yapmak. Raptetmek.

Same : Aynı. Tıpkısı. Benzer. Eşit. Sürüm. Aynısı. Farketmez. Sataktaki istem ve eğilime uygun bir düzeyde malın değişim ve akışımını sağlama. Tıpkı.

Here : Burası. Hey. Buraya. İşte. Burda. Burayı. Burada. Bunda. Bu çekitte.