Examiners türkçesi Examiners nedir

Examiners ingilizcede ne demek, Examiners nerede nasıl kullanılır?

Board of examiners : Müfettişler kurulu.

Bank examiner : Banka müfettişi. Banka murakıbı. Bankalar yeminli murakıbı. Bankalarda yapılan işlemleri inceleyen ve denetleyen kişi. Banka denetçisi. Bankaların güvenirliliğini sağlamak üzere habersiz olarak denetim yapmakla görevli olan kişi. Bankalar murakıbı.

Chief examiner : Baş müfettiş.

Cross examiner : Sorgucu. Sorgu görevlisi. Karşı taraf tanığını sorgulayan kimse.

Customs examiner : Gümrük muayene görevlisi. Gümrük kontrolörü.

Examine thoroughly : Derinlemesine irdelemek. Ayrıntılı bir şekilde araştırarak. Dikkatlice kontrol ederek. Dikkatle inceleyerek.

Examiner : Sınavı yapan kimse. Sorgulayan kimse. Denetçi. Ayırtman. Sorgu hakimi. Sınavlarda, soruların hazırlanmasından notların verilmesine dek tüm değerlendirme çalışmalarına katılmakla görevli kimse. Muayene eden kimse. Mümeyyiz. İmtihan eden kimse. Gösterim odasında filmi izleyerek görüntülerinin, sesinin, renginin kusursuz olup olmadığını, çizik, çizinti, vb. bulunup bulunmadığını inceleyerek deneti gerçekleştiren, düzeltilmesi gereken aksaklıkları ilgili bölüme bildiren kimse.

 

Examine closely : Yakından incelemek. Dikkatle incelemek.

Examine for clues : İpuçlarını veya işaretleri araştırmak.

Hearing examiner : Kurumun kendi yasal yetkilerini uygulayabilmesi için inceleme veya idari soruşturma yürütmek için devlet kurumunun atadığı memur. Soruşturma memuru.

İngilizce Examiners Türkçe anlamı, Examiners eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Examiners ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Canvass : Gözden geçirmek. Reklam yapmak. Propaganda yapmak. Seçmenleri dolaşarak oy istemek. Görüşmek. Oy toplamak. Tartışmak. Sipariş toplamak. Anket yapmak. Kamuoyu yoklaması yapmak.

Look into : Soruşturmak. Araştırmak. İçeri bakmak. İçine bakmak. Kitaba dalmak. İncelemek. Bakmak. Gözden geçirmek. Yoklamak.

Querist : Soruşturma yapan kimse. Soru soran kimse.

Trace : İşaret. Bilgisayar, ekonomi alanlarında kullanılır. Ortaya çkmak. İz sürmek. Dayandırmak. Dayanmak. Çizmek. İzini sürmek. İz. İzinden gitmek.

Screen : Sahnenin, oyunu engellemeyecek bir yerine konulan ve film ya da diya yansıtmakta kullanılan ak gergi. Sürekli olarak bir duvarda asılı duracak ya da gerektiğinde taşınabilecek biçimde yapılan ve göstericiden çıkan görüntüleri yansıtan düz yüzeyli bir eğitim aracı. bk. saydam perde. Kalburdan geçirmek. Karşı oyuncuların topa vuranı görmesine engel olma. Beyazperde. Gergi. Perde. Filme almak (kitap vb.). Bir oyuncunun, arkadaşının sayı yapmasını kolaylaştırmak amacı ile, bunu önlemek isteyen karşı takım oyuncusunun hareketini, ona dokunmadan kısıtlaması. Ekran.

 

Superintendents : Başkomiser (ingiliz ingilizcesi). Polis şefi (amerikan ingilizcesi). Denetmen. Kapıcı. Bina sorumlusu. Kontrolör.

Catechize : İlmihale dayanarak din dersi vermek. Sorguya çekmek. İlmihal öğretmek. Dini konuları soru cevap yoluyla öğretmek. Soru cevap yöntemiyle öğretmek. Hristiyanlıkta ilmihale dayanarak din dersi vermek.

Review : Bir yazılı görüş ya da veriyi eleştirmek üzere gözden geçirme. Kritiğini yapmak. Bir daha gözden geçirme. Tekrar etmek (ders). Yeniden göz atmak. Gözden geçirmek. Yeniden inceleme. Denetim yapmak. Yargıtayca mahkeme kararının yeniden incelenmesi.

Consider : Bilmek. İçinden geçirmek. İyice düşünüp taşınmak. Düşünmek. Göz önünde tutmak. Görmek. Addetmek. Derpiş etmek. Üzerine düşünmek. İtibar göstermek.

Look at : Yargılamak. Gözden geçirmek. Göz önüne almak. Bakmak (sözlüğe vb). Göz atmak. Bakılacaklar. Ele almak. Bakmak. Seyretmek.

Examiners synonyms : superintendent, suss out, comptrollers, sift, sieve, overseers, investigator, view, quiz, scrutineer, compare, interrogating judge, cross examine, scrutator, check out, examinator, check into, check up on, canvas, coroner, check over, query, investigate, scrutineers, interrogators, querists, follow, questioners, appraise, examiner, overseer, scrutinize, reexamine.