Examples türkçesi Examples nedir

Examples ile ilgili cümleler

English: He adds examples in Russian.
Turkish: O, Rusça örnekler ekler.

English: He gave several examples of how we could change things.
Turkish: İşleri nasıl değiştirebileceğimiz hakkında birkaç örnek verdi.

English: Carpentry and bricklaying are examples of manual labor.
Turkish: Marangozluk ve tuğla duvar örme el işçiliği örnekleridir.

English: Bus ticket, handbag, and children's playground are examples of compound nouns.
Turkish: Otobüs bileti, çanta, çocuk oyun alanı bileşik isimlere örnektir.

English: Don't forget to follow my examples during your trip abroad.
Turkish: Yurt dışındaki gezin sırasında benim örneklerimi izlemeyi unutma.

Examples ingilizcede ne demek, Examples nerede nasıl kullanılır?

Examples and practices : Örnekler ve tanıtımlar.

Poolability examples : Havuzlanabilirlik örnekleri.

Exampless : Örnekler.

Example of contract price : Vergi yöntemi yasasına göre tarım kazancının saptanılmasında uygulanan bir ölçü sağlanacağı düşünülen üretim ortalaması tümdeğerinin satış ortalama değerine oranlaması yoluyla elde olunan götürü gider eşlemesi. Götürü gider eşleri.

Example sentence : Örnek cümle.

Follow the example : Daha önce yapıldığı gibi yapmak. Örneği takip etmek. Davayı takip etmek.

 

Be an example : Örnek olmak. Örnek teşkil etmek.

Followed his example : Onun örneğini takip etmiş. Örneği tarafından rehberlik edilmiş.

Gave an example : Örnek verdi. Numune sağladı. Misal verdi.

For example : Sözgelimi. Farzı mahal. Mesela. Örneğin. Örnek olarak. Sözgelişi. Farzımahal. Bir örnek verecek olursak. Örnek vermek gerekirse.

İngilizce Examples Türkçe anlamı, Examples eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Examples ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Lessons : Dersler.

With illustrations : Betimlemelerle. Resimlerle. Çizimlerle.

Ensample : Nümune. Örneklerle açıklamak. Örnek yoluyla göstermek. Örneklemek. Örnek göstermek.

Representative : Mümessil. Temsili. Temsilen. Vekil. Tipik. Temsil eden. Milletvekili. Sembolik. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.

Exemplars : Kopya. Timsal. Sembol. Numune. Nüsha. Model. Suret. Simge.

Copy : Eşlem. Kopya etmek. Kopya. Basımevinin bulunmasından önce yazmaların elle çoğaltılması işi. Kopya çekmek. Kaynak verilerde hiçbir değişiklik yapmadan, verileri bir veri ortamından okuyup, değişik de olabilen bir fiziksel biçimde, başka bir ortama yazma. örn. bir deste delikli kartı mıknatıslı kuşağa aktarma. sonuç, aktarmanın yapıldığı koşullara bağlı olarak, özgün kaynaktan belli ölçülerde değişik görünümlere de dönüştürülebilir. veri kaynağına ve sonucun amacına göre türlü bağlamlarda "aktarma" sözcüğünün çizelgede gösterilen eşanlamlıları kullanılır: aktarma türleri: ..tablo. Taklit etmek. Kopyası çıkarılabilmek. Çoğaltı. Nüsha.

 

Original : İlginç tip. Başlangıç. Özgün canlı. Bir şeyin ilk biçimi. Orijinal. Organizatör. Esas. Yaratıcı. Asıl metin. Gerçek.

Duplications : Kopya. Tekrar. Kopyalama. Suret. Çoğaltma. Teksir.

Paradigm : Biyokimyada deneysel bir model veya örnek. Dizi. Numune. Kip. Örnekçe. Çekim örneği. Paradizm. Numune-i imtisal.

Dampness : Rutubetlilik. Pusluluk. Yaşlık. Nem. Islaklık. Nemlilik. Rutubet.

Examples synonyms : mental representation, internal representation, quintessence, object lesson, case in point, microcosm, illustration, exampless, warnings, ensamples, exempla, exemplar, exponent, teachings, period, prefiguration, lectured, example, archetypal, holotype, instances, sample, duplication, epitome, exemplification, epitomes, trainings, precedent, training, illustrations, exemplifications, class, specimen.