Exercising türkçesi Exercising nedir

Exercising ile ilgili cümleler

English: I've started exercising more intensively for a shorter amount of time.
Turkish: Ben kısa bir süre için daha yoğun tartışmaya başladım.

English: I believe in exercising regularly.
Turkish: Düzenli egzersiz yapmaya inanıyorum.

English: I broke a bone in my foot while exercising.
Turkish: Egzersiz yaparken ayağımda bir kemik kırdım.

English: I stretch before exercising to prevent injury.
Turkish: Egzersiz yapmadan önce yaralanmayı önlemek için gerinirim.

English: Ali is exercising.
Turkish: Ali egzersiz yapıyor.

Exercising ingilizcede ne demek, Exercising nerede nasıl kullanılır?

Overexercising : Aşırı derecede egzersiz yapmak. Fazlasıyla alıştırma yapmak.

Exercisable : Uygulanabilir. İcra edilebilen. Yapılabilir. Uygulamaya konulabilir. Kullanılabilir veya faal hale getirilebilir. İcrası mümkün.

Exercise : Kullanmak. Alıştırma. Antrenman yapmak. Uygulamak. Hareket ettirmek. Eğitim, jimnastik alanlarında kullanılır. Yaptırmak. Göstermek. Alıştırmak. Egzersiz yapmak.

Exercise bike : Egzersiz bisikleti.

 

Exercise book : Alıştırma kitabı. Ders kitaplarına eşlik edecek biçimde hazırlanan, öğrencilerin ders kitaplarının yardımıyla edinmiş oldukları birtakım bilgileri uygulamalarına olanak sağlayan kitap. Müsvedde defteri. Alıştırma defteri. Ders defteri. Defter.

Exercise parsimony of phrase : Bam teli olmak. Veciz olmak. Kısa ve öz olmak.

Exercise restraint : Ilımlılık veya ölçülülük gösteren. İrade sergileyen. Kendine hakim olan. Oto kontrol ortaya koyan.

Exercise caution : Özenli olmak. Tetikte olmak. Dikkatli olmak.

Exercise control over : Kontrolü veya etkisi altına almak. Üzerinde baskı kurmak.

Exercise regimen : Fiziksel görünüş ve sağlığı geliştirmek için sistematik plan. Egzersiz rejimi. Düzenlenmiş çalışma programı.

İngilizce Exercising Türkçe anlamı, Exercising eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Exercising ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bodybuilding : Vücut geliştirme. Vücut geliştirme sporu.

Dispose of : Zararsız hale getirmek. Tüketmek. Belirli bir düzene göre yerleştirmek. İmha etmek. Yerleştirmek (belirli bir düzene göre). Bertaraf etmek. Satmak. Kurtulmak. Yok etmek. Kocaya vermek.

Comparing : Karşılaştırma. Karşılaştırıyor. Karşılaştıran. Kıyaslama. Kıyas.

Stretch : Uzatma. Germe. Esneme. Büyütmek. Bir gücün etkisi altında numunenin uzunluğunun artması özelliği. Gerginlik. Yetmek. Yayılmak. Genişleme. Kasmak.

Executions : Yorum biçimi. Sergileme. Düzenleme. İdam. İcra. Yapma. İnfaz. İcra-iflas hukuku.

Acclimatizing : Alışmak. Yeni veya farklı iklim şartlarına alışmak. Uyum sağlamak. Havaya alışmak. İklimine alıştırmak. İklime alıştırmak. İntibak ettirmek. İntibak etmek. Ortama alıştırmak.

 

Imposition : Usandırma. Zorla kabul ettirme. Yük. Aldatma. Genel temeller, vergiyi gerçekleştirme yöntemi, yazılım yöntemi, değerlendirme kurulları, bildirme, vergi alacağının kaldırılması, yoklama ve inceleme gibi işlemlerin tümü. Külfet. Koyma. Ceza. Vergi.

Activation : Etkinleşme. Bir öğecik çekirdeğinin, uygun bir ışınımla dövülerek ışımetkin duruma getirilmesi. Görevlendirme. Hareketlendirme. Aktifleştirme. Devreye girme. Harekete geçirme. Hizmete sokma.

Deployed : Sevk edilmiş (ordu). Dağıtmak. Yayılış. Harekete geçirmek. Yaymak. Görevlendirmek.

Employs : Sağlamak. Görevlendirmek. İşlendirmek. İş vermek. İşe almak. Bir hizmet veya işte kullanmak. Görev vermek. Meşgul etmek. Eleman çalıştırmak.

Exercising synonyms : isotonic exercise, physical exercise, arm exercise, muscle building, kegel exercises, exercise set, pubococcygeus exercises, gymnastic exercise, musclebuilding, back exercise, physical exertion, tummy crunch, isometric exercise, cardiopulmonary exercise, administration, neck exercise, completion, acclimatising, activations, isometrics, applies, administers, coinciding, connoting, consummation, acquittal, economize, actuate, accommodate, effectuating, disposal, dispose, completing.