Expatriates türkçesi Expatriates nedir

  • Yabancı yöneticiler.
  • Sürgün edilmiş kimse.
  • Gurbetçi.
  • Yabancı ülkede yaşayan kimse.

Expatriates ingilizcede ne demek, Expatriates nerede nasıl kullanılır?

Expatriate oneself : Vatandaşlıktan çıkmak. Göç etmek.

Expatriate : Vatandaşlıktan çıkarmak. Gurbetçi. Tabiiyet değiştirmek. Sürgün edilmiş kimse. Sürgün etmek. Yabancı ülkede yaşayan kimse. Göç etmek. Sürmek. Kendi ülkesinden göç etmek. Başka ülkede yerleşmek.

Expatriated : Kendi vatanından başka bir memlekete yerleşmiş. Göç etmiş. Memleket dışına sürülmüş. Sürmek. Sürgün etmek.

Expatriating : Sürmek. Kendi vatanından başka bir memlekete yerleşme. Sürgün etmek. Memleket dışına sürme. Memleket dışına çıkma. Göç etme.

Expatriation : Yabancı ülkeye yerleşme. Vatandaşlıktan çıkarma. Vatandaşlıktan çıkarılma. Göç. Sürgün. Vatandaşlığı kaybettirme. Iskat.

Expatriations : Sürgün. Iskat. Vatandaşlıktan çıkarılma. Yabancı ülkeye yerleşme. Vatandaşlığı kaybettirme. Göç. Vatandaşlıktan çıkarma.

İngilizce Expatriates Türkçe anlamı, Expatriates eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Expatriates ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Throw out : İleri sürmek. Reddetmek (tasarı). Kovmak. Işık yaymak. Söylemek. Yaymak. Çöp atmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Sürmek (bitki).

 

Particularize : Ayırmak. Ayrıntıları ile belirtmek. Tek tek ayrıntılarını belirtmek. Ayrıntılara girmek.

Exemplify : Örnek olmak. -in örneği olmak. Göstermek. Resmi onaylı suretini çıkarmak. Örnek vermek. Örneklemek. Örneklerle açıklamak. Örnek oluşturmak. Örnek göstermek. Örneklerle göstermek.

Specialise : Mütehassıs olmak. Ayırmak. İhtisas kazanmak. Sınırlamak. Özel bir hale getirmek (specialize olarak da yazılır). Kendini belirli bir mesleğe veya araştırma alanına adamak. Uzmanlaşmak. İhtisaslaşmak. Özel olarak yapmak. (britanya ingilizcesi) uzmanlaşmak.

Gastarbeiter : Göçmen işçi. Yabancı işçi. (almanca) yazınsal olarak misafir işçi anlamına gelir.

Elucidate : Açıklığa kavuşturmak. Açıklamada bulunmak. Aydınlığa kavuşturmak. Açıklamak. İzahat vermek. İzah etmek. Işık tutmak. Aydınlatmak. Anlatmak. Açığa kavuşturmak.

Enlarge : Geliştirmek. Boyutunu büyütmek. Büyümek. Büyütmek. Büyültmek. Çoğaltmak. Uzatmak. Ayrıntıya girmek. Genişlemek. Genişletmek.

Clarify : Aydınlanmak. Anlaşılır olmak. Açıklanmak. Açıklamak. Açıklık getirmek. Arıtmak. Aydınlatmak.

Deport : Sürmek. Borsada deport. Sürmek (sınırdışı vb). Borsa oyuncusunun elinde bulunmayan, ileride fiyatının düşeceğini beklediği ve vade sonunda teslim etmek üzere yüksek fiyattan sattığı taşınır değeri, vade tarihinde yeteri kadar bulamaması durumunda, üçüncü kişilerden belli bir primle geri ödemek üzere satın alması. Sürgün etmek. Uzaklaştırmak. Sınır dışı etmek. Yurtdışına sürmek. Dışlamak.

 

Flesh out : Ayrıntılı hale getirmek. Semirtmek. Dolgun olmak. Ayrıntılarıyla anlatmak. Şişmanlatmak. (fiziksel anlamda) gelişmeye başlamak.

Expatriates synonyms : kick out, specialize, dilate, expand, exposit, clear up, elaborate, expatriate, particularise, exile, set forth, expel, detail, specify, lucubrate, expat, instance, expound, illustrate.

Expatriates zıt anlamlı kelimeler, Expatriates kelime anlamı

Repatriate : Yurduna geri göndermek. İade etmek. Ülkesine geri göndermek. Bir mülteciyi ülkesine geri göndermek. Vatanına geri gönderilen kimse. Geri dönmek. Tekrar ülkesinin vatandaşlığına girmek. Uyruğunda olduğu ülkeye geri göndermek. Ülkesine iade edilen kimse. Ülkesine iade etmek.

Obfuscate : Sersemletmek. Örtmek. Gizlemek. Kafasını karıştırmak. Şaşırtmak. Karartmak. Perde çekmek. Allak bullak etmek (zihnini).

Generalize : Genelleme yapmak. Genellemek. Genelleştirmek. Genelleştirilmek. Yaygınlaştırmak.

Expatriates antonyms : contract.