Expects türkçesi Expects nedir

Expects ile ilgili cümleler

English: "Mary earns ten times as much as I do," complained Moustapha "and yet she expects me to pay half of the household expenses."
Turkish: "Mary benim kazandığımın on katını kazanır," Mustafa şikayet etti ve hâlâ ev giderlerinin yarısını ödememi bekliyor.

English: Ali always expects me to help him.
Turkish: Ali hep ona yardım etmemi bekler.

English: Ali expects a lot.
Turkish: Ali çok şey bekliyor.

English: Ali expects Mary back by 2:30.
Turkish: Ali Mary'nin 2.30'a kadar geri dönmesini bekliyor.

English: Ali doesn't know what Mary expects from him.
Turkish: Ali Mary'nin ondan ne beklediğini bilmiyor.

Expects ingilizcede ne demek, Expects nerede nasıl kullanılır?

Expect of : İstemek. Beklemek. Ummak.

Expect the worst : En kötü ihtimalin gerçekleşeceğini ummak. Kendini en kötüsüne hazırlamak.

Did not expect : Öngörmedi. Zorunlu kılmadı. İstemedi. Ummadı. Beklemedi. Tahmin etmedi.

Did not know what to expect : Ne olacağını bilmedi. Ne bekleyeceğini bilmedi. Ne umacağını bilmedi.

Expect : Düşünmek. Ümit etmek. Zannetmek. Sanmak. Bebek beklemek. Beklenti içinde olmak. Ummak. Beklemek.

Expectable : Umulabilir. Beklenebilir. Beklenebilen. Tahmin edilebilir. Kabul edilebilir. Önceden görülebilir. Beklenen.

 

Expectancy theory : Beklenti teorisi. Beklenti kuramı.

Expectancies : İntizar. Bekleyiş. Bekleme. Beklenen şey. Beklenti. Umut. Ümit.

Expectant right : Beklenen hak. Bulgunun gerçekleşmesiyle o anda doğan kişisel hak.

Expectant : Umutlu. Miras beklentisi olan kimse. Hamile. Sabırsızlanan. Bekleyen. Uman. Ümitli. Bebek bekleyen. Gebe. Ümitle bekleyen.

İngilizce Expects Türkçe anlamı, Expects eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Expects ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fanciest : Bayılmak (sevmek vb). Süs. Fantezi. Moda. Beğenmek. Tahayyül etmek. Zannetmek. Aşırı. Süslü püslü.

Abided : Durmak. Kalmak. Dayanmak. Sadık kalmak (vaade veya karara). Kurala uymak. İkamet etmek. Baki kalmak. Sadik kalmak. Sadık kalmak.

Wait : Beklemede olmak. Servis yapmak. Bekletmek. Bekleme yapmak. Hizmet etmek. Pusu. Durmak. Bekleme. Bekletilmek.

Awaits : Hazır olmak. İntizar etmek. Gözlemek.

Attend : Hazır bulunmak. Devam etmek. Katılmak. İlgilenmek. Kulak vermek. İştirak etmek. Dinlemek. Beraberinde getirmek. Eşlik etmek. Hizmet etmek.

Anticipate : Önceden yapmak. -den önce davranmak. Sezmek. Beklenti sahibi olmak. Beklenti içinde olmak. Söylenmeden yapmak. Önceden görmek.

Hope : Beklenti içinde olmak. Arzu etmek. Umut etmek. İstemek. Umut. Ümit.

Believe : İnanmak. İnancı olmak. İman etmek. Kanmak. Kani olmak. Varsaymak. Güvenmek. Yemek. Güven duymak.

Imagine : İmgelemek. Hayal etmek. Zannetmek. Düşlemek. Farz etmek. Hayalinde canlandırmak. Hayal kurmak. Farzetmek. Tasarımlamak. Kafasında canlandırmak.

Ask : Sormak. Davet etmek. Aranmak. Hak etmek. Kaşınmak. İstirham etmek. Rica etmek. İstemek. Çağırmak. Dilemek.

 

Expects synonyms : abides, flatter oneself, figure on, speculate, abidden, trust, expect, foresee, bide, fancies, abideth, demand, assume, judge, conjecturing, weened, conjecture, call, guess, suppose, awaited, bargain on, theorize, think, bargain for, hopes, deeming, opine, fancy, look, be in hopes of, anticipates, hoped.

Expects zıt anlamlı kelimeler, Expects kelime anlamı

Generalist : Genel kültürü kapsamlı kimse. Kültürlü kimse. Kültürlü kişi. Her konuda anlatacak birşeyleri olan bilgili kimse. Genel kültürü kapsamlı kişi.

Unexpected : Beklenilmeyen. Beklenmez. Beklenmeyen. Beklenilmedik. Beklenmedik. Ümit edilmeyen. Umulmadık. Ummadık. Davetsiz.

Surprising : Şaşırtıcı. Hayret verici. Hayrete düşüren. Şaşılası. Sürpriz.