Explorer türkçesi Explorer nedir

Explorer ile ilgili cümleler

English: Christopher Columbus wasn't an explorer because he loved the sea. He was an explorer because he hated Spanish jails.
Turkish: Kristof Kolomb bir kaşif değildi çünkü denizi seviyordu. O bir kaşifti çünkü İspanyol hapishanelerinden nefret ediyordu.

English: The International Sun-Earth Explorer 3 (ISEE-3) spacecraft made the first ever direct cometary measurements on September 11, 1985 as it flew through the tail of Comet Giacobini-Zinner.
Turkish: Uluslararası Sun-Earth Explorer 3 uzay gemisi kuyruklu yıldız Giacobini-Zinner'in kuyruğu boyunca uçarken 11 Eylül 1985'te ilk doğrudan kuyruklu yıldız ölçümleri yaptı.

English: James Cook was a British explorer.
Turkish: James Cook bir İngiliz kaşifti.

English: Early explorers used the stars for navigation.
Turkish: İlk kaşifler navigasyon için yıldızları kullandılar.

English: Dora is an explorer.
Turkish: Dora bir kâşiftir.

Explorer ingilizcede ne demek, Explorer nerede nasıl kullanılır?

Microsoft network explorer : Microsoft network gezgini.

Explorers : Araştırmacı. Kaşifler. Kaşif.

 

Explore every avenue : Her yola başvurmak.

Explore : Dikkatle incelemek. Araştırmak. İnceleme gezisi yapmak. Keşfe çıkmak.

Explored : Araştırmak. Muayene etmek. Keşfedilmiş. Keşfetmek. Kontrol etmek.

Wexplore : Wgezgini.

Unexplored territory : Tanıdık olmayan ve daha önce araştırılmamış bölge. Keşfedimemiş bölge.

Explores : Araştırmak. Soruşturmak. Açımlamak. Dolaşmak (keşifte bulunmak amacıyla). Muayene etmek. Keşfe çıkmak. İncelemek. Tetkik etmek. Bulmak. Keşfetmek.

Leave no avenue unexplored : Elinden gelen her şeyi denemek. Her türlü yola başvurmak. Her taşın altına bakmak. Çalınmadık kapı bırakmamak.

Explorement : Keşifte bulunma. Keşif. Keşfetme.

İngilizce Explorer Türkçe anlamı, Explorer eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Explorer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Underwater diver : Dalgıç. Kurbağaadam.

Circuiter : Sabit bir rotaya göre seyahat eden kimse (seyahat eden hakime ait). Bir yerden bir yere giden kimse. Göçebe.

Investigator : Muhakkik. Soruşturmacı. Tetkikçi. Dedektif. Tahkik görevlisi. Müfettiş.

Ferret : Hafiye. Dağgelinciği ile avlanmak. Kovmak. İpek şerit. Dağgelinciği. Araştırmak. Arayıp taramak. Dedektif. Yaban gelinciği.

 

Analysts : Analiz uzmanı. Çözümlemeci. Analist. Çözümleyici. Psikanalist. Tahlilci.

Ferreting : Dağgelinciği. Yaban gelinciği. Kovmak. İpek veya pamuktan ince kurdela (bağlama veya süsleme için). Dağgelinciği ile fare ve tavşanları geleneksel avlama fiili. Arayıp taramak. Bağlama kumaşı. Dağgelinciği ile avlanmak. Dedektif.

Emigratory : Dolaşan. Gezen. Konar-göçer. Mevsime göre yer değiştiren kuşlar veya diğer hayvanlarla ilgili. Göçebe.

Passengers : Yolcular. Yolcu. İşten kaytaran kimse. Beleşçi.

Spelaeologist : Mağara bilimci. Mağaralar keşfeden ve inceleyen kimse. Mağara kaşifi. Mağara araştırmacısı. Mağara keşfeden kimse. Mağarabilimci.

Investigative : Araştırma. Araştırmayla ilgili.

Explorer synonyms : potholer, internet explorer, heuristic, inquiring, discoverer, analyst, discoverers, pathfinders, chainman, someone, journeyer, adventurer, ie, gadders, itinerants, searching, mobile, spelunker, inquisitive, investigators, speleologist, inquisitory, soul, passenger, forager, researcher, investigatory, contemplators, foragers, somebody, explorers, pathfinder, gallivanter.

Explorer ingilizce tanımı, definition of Explorer

Explorer kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Also, an apparatus with which one explores, as a diving bell. One who explores.