Eyebrow türkçesi Eyebrow nedir
- Kaş.
Eyebrow ile ilgili cümleler
English: He's got the biggest eyebrows I've ever seen.
Turkish: O, şu ana kadar gördüğüm en büyük kaşlara sahip.
English: He showed his disapproval by raising an eyebrow.
Turkish: Kaşını kaldırarak onaylamadığını gösterdi.
English: Do you pluck your eyebrows?
Turkish: Kaşlarını yolar mısın?
English: He raised his eyebrows.
Turkish: Kaşlarını kaldırdı.
English: Ali raised his eyebrows.
Turkish: Ali kaşlarını kaldırdı.
Eyebrow ingilizcede ne demek, Eyebrow nerede nasıl kullanılır?
Eyebrow pencil : Kaş kalemi.
Knitting the eyebrow : Kaş çatma.
Raise an eyebrow : Şaşkınlıktan gözleri faltaşı gibi açılmak.
Eyebrows : Kaş.
Raise eyebrows : Endişeye neden olmak. Şaşırtmak.
Would you please pluck my eyebrows : Kaşlarımı alır mısınız.
Eyebar : Ucu gözlü çubuk. Gergi çubuğu. Gözlü çubuk.
Eyebath : Gözü temizlemek için kullanılan küçük kap. Göz banyosu için kullanılan kadeh. Göz kabı.
Eyeballs : Belirli bir siteyi ziyaret eden internet kullanıcıları. Spesifik bir ürün kullanan internet kullanıcıları.
Eyeball to eyeball : Bir insanla yüz yüze. Göz göze. Yüz yüze. Baş başa. Göz küresi göz küresine.
İngilizce Eyebrow Türkçe anlamı, Eyebrow eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Eyebrow ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Bezel : Façeta. Sivri uç. Değerli bir taş veya saat camını tutan kertik. Lamba çerçevesi. Bıçağın eğimli ağzı. Yüzük kaşı. Kenar. Çıkıntı. Şev.
Eye brow : Gözün üzerinde bulunan çıkıntı ve bu çıkıntı üzerinde büyüyen kısa yumuşak tüyler.
Brow : Yamaç. Tepe. Çehre. Alın. Kenar. Yüz.
Vignetted : Vinyet. Edebi bir eserde üzerine bir süreliğine yoğunlaşılan düşünce veya obje hakkında izlenim yaratılacak sahne. Süs çizmek. Süslemek. Kitap süsü. Bir kişiyi veya durumu hoş bir biçimde betimlemek. Nakış. Kısa hikaye. Skeç.
Vignettes : Kitap süsü. Skeç. Nakış. Vinyet. Süs çizmek. Kısa hikaye. Süslemek. Bir kişiyi veya durumu hoş bir biçimde betimlemek. Edebi bir eserde üzerine bir süreliğine yoğunlaşılan düşünce veya obje hakkında izlenim yaratılacak sahne.
Vignette : Bezek. Edebi bir eserde üzerine bir süreliğine yoğunlaşılan düşünce veya obje hakkında izlenim yaratılacak sahne. Süs çizmek. Kitap süsü. Vinyet. Nakış. Kısa hikaye. Marka olarak kullanılabilen ve kütüğe yazılabilen biçimler. Bir kişiyi veya durumu hoş bir biçimde betimlemek. Süslemek.
Brows : Kenar. Alın. Yamaç. Kaşlar.
Hair : Saçlar. Kıl. İpince. Kafatasının derisi üzerinde uzayan kıllara verilen özel ad. tüy. kıl. Tüy. Çok ince. Deri içerisinde ve dışında yer alan, kesitinde medulla, korteks ve kıl kütikülası bulunan, kuvvetli, düz ve genellikle kaba olan yapağıdan daha düz esnek epidermal oluşumlar. dermiste yatık uzanan kıllar deri yüzeyinden dar açıyla dışarı açılırlar. vücudun değişik bölgelerinde çeşitli doğrultularda örgülenmeler yaparlar. İplik biçiminde olan herhangi bir deri uzantısı, kıl. trikom. kuş tüyü. Hayvan ve insanların derisinden çıkan belirsiz sayıda ince tel. Saç.
Eyebrow synonyms : venae palpebrales, human face, eyebrows, supercilium, face.
Eyebrow ingilizce tanımı, definition of Eyebrow
Eyebrow kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The brow or hairy arch above the eye.

Bu kısımda Eyebrow kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Eyebrow ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Eyebrow anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Eyebrow ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.