Eyebrows türkçesi Eyebrows nedir

Eyebrows ile ilgili cümleler

English: He's got the biggest eyebrows I've ever seen.
Turkish: O, şu ana kadar gördüğüm en büyük kaşlara sahip.

English: Ali raised his eyebrows.
Turkish: Ali kaşlarını kaldırdı.

English: Your eyebrows look weird.
Turkish: Kaşların tuhaf görünüyor.

English: Jale started plucking her eyebrows when she was twelve years old.
Turkish: Jale on iki yaşındayken kaşlarını yolmaya başladı.

English: Do you pluck your eyebrows?
Turkish: Kaşlarını yolar mısın?

Eyebrows ingilizcede ne demek, Eyebrows nerede nasıl kullanılır?

Raise eyebrows : Şaşırtmak. Endişeye neden olmak.

Would you please pluck my eyebrows : Kaşlarımı alır mısınız.

Eyebrow pencil : Kaş kalemi.

Knitting the eyebrow : Kaş çatma.

Raise an eyebrow : Şaşkınlıktan gözleri faltaşı gibi açılmak.

Eyebrow : Kaş.

Eyebright : Aslanağzı ailesindenyıllık çiçek açan küçük bitki (geçmişte göz tedavisinde ilaç olarak kullanılırdı). Göz otu. Gözotu. Lobelya. Frengi otu.

Eyebeam : Bakış. Nazar. Gözün bakışı. Gözün parıltısı.

Eyeballing : Gözünün içine bakma. Gözünü dikme.

Eyebar : Ucu gözlü çubuk. Gergi çubuğu. Gözlü çubuk.

İngilizce Eyebrows Türkçe anlamı, Eyebrows eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Eyebrows ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Brow : Kenar. Tepe. Çehre. Alın. Yüz. Yamaç.

Face : Karşı karşıya olmak. Göze almak. Astarlamak. Dönmek. İtibar. Göğüs germek. Kaplamak. Tavır. Karşılamak.

Vignetted : Kitap süsü. Bir kişiyi veya durumu hoş bir biçimde betimlemek. Süslemek. Vinyet. Skeç. Nakış. Edebi bir eserde üzerine bir süreliğine yoğunlaşılan düşünce veya obje hakkında izlenim yaratılacak sahne. Süs çizmek. Kısa hikaye.

Vignettes : Kısa hikaye. Süs çizmek. Kitap süsü. Süslemek. Edebi bir eserde üzerine bir süreliğine yoğunlaşılan düşünce veya obje hakkında izlenim yaratılacak sahne. Vinyet. Skeç. Nakış. Bir kişiyi veya durumu hoş bir biçimde betimlemek.

Bezel : Sunucu kapağı. Lamba çerçevesi. Değerli bir taş veya saat camını tutan kertik. Çıkıntı. Yüzük kaşı. Sivri uç. Bıçağın eğimli ağzı. Şev. Kenar.

Vignette : Marka olarak kullanılabilen ve kütüğe yazılabilen biçimler. Bir kişiyi veya durumu hoş bir biçimde betimlemek. Süslemek. Skeç. Süs çizmek. Edebi bir eserde üzerine bir süreliğine yoğunlaşılan düşünce veya obje hakkında izlenim yaratılacak sahne. Bezek. Kitap süsü. Nakış.

Brows : Kaşlar. Yamaç. Kenar. Alın.

Eye brow : Gözün üzerinde bulunan çıkıntı ve bu çıkıntı üzerinde büyüyen kısa yumuşak tüyler.

Hair : Kıl. Saçlar. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kafatasının derisi üzerinde uzayan kıllara verilen özel ad. tüy. kıl. Tüy. Deri içerisinde ve dışında yer alan, kesitinde medulla, korteks ve kıl kütikülası bulunan, kuvvetli, düz ve genellikle kaba olan yapağıdan daha düz esnek epidermal oluşumlar. dermiste yatık uzanan kıllar deri yüzeyinden dar açıyla dışarı açılırlar. vücudun değişik bölgelerinde çeşitli doğrultularda örgülenmeler yaparlar. Hayvan ve insanların derisinden çıkan belirsiz sayıda ince tel. Saç. İpince. Lif.

 

Eyebrows synonyms : venae palpebrales, human face, supercilium, eyebrow.