Facts türkçesi Facts nedir

Facts ile ilgili cümleler

English: He explained the facts at length.
Turkish: O gerçekleri ayrıntılı olarak açıkladı.

English: A few important facts emerged after the investigation.
Turkish: Soruşturmadan sonra birkaç önemli gerçek ortaya çıktı.

English: He travels about the world gathering facts about little known countries.
Turkish: O, az bilinen ülkeler hakkındaki gerçekleri toplamak için dünyayı dolaşıyor.

English: Ali reported the facts to Mary.
Turkish: Ali Mary'ye gerçekleri bildirdi.

English: He will learn the facts in the course of time.
Turkish: O zaman içerisinde gerçekleri öğrenecek.

Facts ingilizcede ne demek, Facts nerede nasıl kullanılır?

Facts and figures : Tam rakamlar. Kesin veriler.

Facts of life : Cinsel yaşamın ayrıntıları. Kuşlar ve arılar. Cinsellik ve üreme ile ilgili bilgi. Hayatın gerçekleri.

Facts of the case : Olayın unsurları.

Accommodate facts to theory : Gerçeği teori ile bağdaştırmak.

The facts in dispute : Taraflardan hiçbirinin üzerinde görüş birliği içerisinde olmadığı tartışmayı çevreleyen olaylar veya gerçekler. Tartışmanın gerçekleri.

Dry facts : Kuru olaylar. İlgi çekmeyen bilgi. Sade olaylar. Konu ile ilgisi olmayan detaylardan arındırılmış bilgi. Yalın olaylar.

 

Embroidered the facts : Olayları süsledi. Bire bin kattı. Hikayeyi olduğundan abartılı gösterdi. Gerçekleri abarttı. Olayları abartı.

Bare facts : Olduğu gibi. Açık olaylar. Çıplak gerçek. Çıplak gerçekler.

Bear witness to facts : Vukuatlara şahitlik etmek. Olaylara şahitlik etmek.

Falsification of facts : Aldatmak amacıyla gerçeklerin değiştirilmesi. Gerçeklerin çarpıtılması.

İngilizce Facts Türkçe anlamı, Facts eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Facts ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Constituent : Temsilci atayan kimse. Oluşturan parçalardan her biri. Kurucu unsur. Elemen. Öğe. Kurucu. Bileşen. Seçmen. Bir örüntü içinde örgütlenmiş alt öğe.

Phenomena : Olağanüstü şey. Algılanabilen şey. Doğal olay. Harika. Fenomenler. Bilince yansıyan olay. Fenomen.

Candid : Riyasız. Tarafsız. Açık. Saf. Dobra. Gizli çekimde kullanılan. Samimi. Toksözlü. Dobra dobra.

Sooth : Doğru. Yatıştırıcı. Doğruluk.

Actuality : Gerçek durum. Eylemsellik. Gerçeklik. Güncellik. Aktüalite. Hakiki vaziyet.

Actions : Çarpışma. İcraat. Davranış. Etkileme. Amal. Çalışma. Etki. Amel. Eylemler.

Faits : (fransızca) gerçek. Olmuş (iyi yıllanmış peynirle alakalı).

Factor : Öge. Faktör. Kahya (isk.). Finansör (üretimde). Bir sonucun ortaya çıkmasına yol açanların her biri. birden fazla sayıda aracın bir araya gelerek bir ürünün oluşmasını sağlaması, etmen. Vadeli satış yapan firmaların her türlü mal ve hizmet satışından doğan haklarını devralan finansal kuruluş. Alacaklandırıcı. Kalıtımsal özellik taşıyan gen. Çarpan.

 

Business : Tecimevi. Sorun. Ticarethane. Mesele. Firma. Konu. Ticaret. İş yazışması.

Facts synonyms : the true, element, genuineness, conjuncture, verb, activity, gestes, as large as life, disillusioned, observation, information, capacity, index, deed, really, estates, earnest, info, actuals, circumstance, reason, experience, attitudes, ingredient, record book, item, cases, indicant, matter of fact, state of affairs, case, component, dinkum.

Facts zıt anlamlı kelimeler, Facts kelime anlamı

Specific : Muayyen. Açık. Özgül. Özgü. Belirli. Kendine has. Özellikli. Özel. Bir türe özgü. Kesin.

General : Genel. General. Halk. Ordu komutanı. Baş. Komutan. Orgeneral. Genel ilkeler. Umum.

Particular : Belirli. Ayrıntılı. Olağandışı. Özellik. Farklı. Muayyen. Madde. Detaylı. Müşkülpesent. Nokta.

Facts antonyms : unreality.