Faits türkçesi Faits nedir

  • Hakikat.
  • (fransızca) gerçek.
  • Olmuş (iyi yıllanmış peynirle alakalı).
  • Olay.
  • Durum.

Faits ingilizcede ne demek, Faits nerede nasıl kullanılır?

Parfaits : Parfe.

Fait accompli : Oldu bitti. Olup bitti. Olupbitti. Oldubitti. Olmuş bitmiş iş. Emrivaki. Başarıyla sonlandırılmış iş. Emri vaki.

Au fait : Haberdar. Haberi olan. Bilen.

Fait : Erkek ismi.

Faith : Vaat. Bir şeyin doğruluğunu tanıtlamasız kabul etme. Sadakat. İnanç. İman. Niyet. Bağlılık. Şeref sözü. İnan.

Faithful to : Sadık.

Faith no more : Ünlü amerikan rock and roll grubu.

Faith cure : Telkinle tedavi. İmanla tedavi.

Faithful copy : Orjinaline benzeyen kopya. Orjinal gibi görünen kopya.

Faith healing : Telkinle tedavi. İnançla iyileştirme. İmanla tedavi. İnançla iyileşme.

İngilizce Faits Türkçe anlamı, Faits eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Faits ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Buddhism : Budizm. Buda dini.

Analogy : Andırış. Genel olarak benzer olmayan ve bir kavram altında toplanamayan nesneler arasında kimi yanları, özellikleri ve ilişkileri bakımından benzerlik kurulması. Paralellik. Benzeşim. Analog. Örnekseme. Bilgisayar, biyoloji, hukuk, eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Analogi. İki şey arasında kimi yönlerden uygunluk durumu. bir ya da birkaç bakımdan benzerlik gösteren şeylerin başka bakımlardan da benzerlik göstereceğini ileri süren bir tür çıkarsama. benzerliklerin yardımıyla bilinmeyeni elde etme yolu. Yapı ve köken bakımından benzemeyip görevde benzeme durumu.

 

Attitude : Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Tavır. Oyunculukta bir karakterin ya da tipin yetişmesini, özelliklerini, kültürel çevresini ve konumunu belirleyen görünüş. tavır yalnızca hareketlerle değil, konuşmayla da ortaya çıkar. Duruş. Bireyin insanlar, olaylar ve cansız varlıklar karşısında takındığı davranış biçimi. Poz. Düşünce. Dansçının gövdesini tek bacağı üzerine durdururken, öbür bacağını doksan derecelik bir açıyla kaldırması ve dizden bükerek geriye getirmesi. Bakış açısı.

Truth : Sıhhat. Şeniyyet. Dürüstlük. Gerçek. Gerçek durum. Filvaki. Doğru. Doğruluk. Gerçekliğin, düşüncede gerçeğe uygun biçimde yansıması.

Apparitions : Görünme. Cilve. Çıkıverme. Görüntü. Harry potter'da kişinin kendini bir yere teleport etmesi. Tayf. Hayalet.

Gospels : Hz isa´nın öğrettikleri. Gerçek. Dört incil´den biri. Hristiyanlığın esasları. Asıl gerçek. Bir inanç sisteminin temel ilkeleri. İncil. Müjde.

Case : Husus. Ruhsal, toplumsal ve bedensel bakımdan çevresine başarılı bir biçimde uyması için inceleme ve bakım konusu olan kişi (öğrenci) ya da aile (ana-baba). yakınma konusu olan ve çözümü beklenilen sorun. Görüş. Mahfaza. Hasta. Hal. Kap. Hukuksal olay. Bir konu, sorun, durum ya da sürecin gözlenmesi için elverişli ya da örnekçeli olduğu gerekçesiyle seçilen ve derinliğine gözlem konusu yapılan birim olay.

 

Zoroastrianism : Zerdüştçülük. Zerdüştlük. Zerdüşt tarafından kurulmuş olan eski iran dini (din).

Manichaeism : Manihaizm. Madde ve ruhun iyi ve kötü diye ayrılmasına dayanan üçüncü yüzyıl pers kökenli dinsel öğreti. Manişeizm. Manişeylzm. Hristiyan dini dualizmi.

Estate : Arazi. Malikane. Arsa. Sınıf. Konak. Yurtluk. Hal. Emlak. Tabaka.

Faits synonyms : cataphatism, christian religion, religious cult, asian shamanism, revealed religion, supernatural virtue, manichaeanism, mithraicism, hsuan chiao, doctrine of analogy, cultus, religious belief, apophatism, religious mysticism, theological virtue, brahminism, heathenism, cult, shinto, sikhism, belief, episodes, conjuncture, reality, casus, estates, gospel, attitudes, hindooism, jainism, capacity, episode, hinduism.

Faits zıt anlamlı kelimeler, Faits kelime anlamı

Atheism : Ateizm. Tanrısızlık. Zındıklık. Allahsızlık. Tanrıtanımazlık. Tanrıya inanmama. Kimi toplum ve bireylerde görülen tanrı ya da tanrıların varlığına inanmama durumu, krş. tanrıcılık, cancılık, atasoyculuk, tapıncakçılık. Allah'a inanmama. Allahı inkar etme. Dinsizlik.

Unbelief : İnançsızlık. İmansızlık.

Faits antonyms : cataphatism, apophatism, doctrine of analogy.