Factual situation türkçesi Factual situation nedir

Factual situation ingilizcede ne demek, Factual situation nerede nasıl kullanılır?

Factual : Gerçek. Eksiksiz. Olaylarla ilgili. Gerçekle ilgili. Gerçeklere. Harfi harfine. Gerçeklere dayanan. Tam. Olguya, olgusal durumlara ilişkin olan. Fiili.

Situation : Halet. Memuriyet. Yer. Yağday. Görev. Durum. Vazife. Ekmek kapısı. Oyunda seyirciyi etkileyen görünüş. vaziyet.

Factual conformity : Gerçekçi uygunluk.

Factual finding : Gerçeklere dayalı keşif.

Factual question : Yanıtlayıcının toplumsal ve kişisel ayrıtlarına ilişkin bilgiler elde etmek üzere sorulan soru. Olgusal soru.

Factual report : Olay raporu.

İngilizce Factual situation Türkçe anlamı, Factual situation eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Factual situation ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Actuality : Aktüalite. Hakikat. Hakiki vaziyet. Eylemsellik. Gerçek. Gerçeklik. Güncellik.

Fact : Olgu. Doğru bilgi. Eylem. Bilgi. Vak'a. Çarpınım. Olgusal gerçek. Vakıa. Gerçek olay. Unsur.

Things : Eşya hukuku. Palto. Şapka. Gidişat. Eşyalar. Eşya. İşler. Şeyler. Durum.

Postures : Hal. Kasım kasım kasılmak. Kurulmak. Tutum. Dik durmak. Poz vermek. Yapmacık tavır takınmak. Durum. Tavır.

Ball game : Durum. Top oyunu. Beysbol. Eski meksika yerlilerinin dikdörtgen biçimindeki özel alanlarda, topa elle dokunmadan dinsel amaçla oynadıkları oyun. Basketbol veya beysbol veya amerikan futbolu (us). Top ile oynan oyunun (uk). İş.

 

Position : Sav. Duruş. Doğum sırasında yavrunun belirli bir noktasıyla apertura pelvis kranyalisin belirli noktaları arasındaki ilişki, pozisyon. Taneciğin yeri, bunu veren konsayılar. Mevki. Pozisyon. Makam. Koymak. Durum. İş.

Setup : Kurulum. Oyun. Tertibat. Organizasyon. Düzen. Değişik donanım birimlerinin birleşiminden oluşan bir bilgisayarda, birimler arasındaki, bağlantıların düzenlenmesi ve bilgisayarın belli bir sorun üzerinde çalışabilmesi için gerekli ayarların yapılması. Kurma. Yazılım ve donanım konfigürasyonu (bilgisayar). Kurgu. Tertip.

Truths : Herkesin bildiği gerçek. Temel gerçeklik. Doğruluk. Hakikat. Temel hakikat. Gerçek. Esas hakikat.

Condition : Kayıt. Şarta bağlamak. Durum. Hayvanların bakım ve beslenmelerine göre gösterdikleri zayıflık veya topluluk durumu. Gerekli ya da zorunlu olan şey. Koşul. Form. Koşullandırmak. İyi bir kondisyona getirmek (oyuncuyu).

Status : Prestij. Yasal durum. Sosyal durum. Konum. Değerge. Toplumsal ya da mesleki durum. Durum. Hal. Statü.

Factual situation synonyms : stances, truth, station, posture, state of affairs, postured, state, stance.