Factual türkçesi Factual nedir

Factual ingilizcede ne demek, Factual nerede nasıl kullanılır?

Factual conformity : Gerçekçi uygunluk.

Factual finding : Gerçeklere dayalı keşif.

Factual question : Yanıtlayıcının toplumsal ve kişisel ayrıtlarına ilişkin bilgiler elde etmek üzere sorulan soru. Olgusal soru.

Factual report : Olay raporu.

Factual sequence : Olgusal sıra düzeni. Bir değişkenin ötekini zaman ya da oluşum sırası içinde öncelemesi. bk. mantıksal sıra düzeni, nedensellik ölçütleri.

Artifactual : İnsan eliyle yapılmış.

Pseudo factual question : İlk bakışta olgusal bir içeriği varmış gibi görünmekle birlikte gerçekte tasarımsal bir durumu dile getiren anlatımlar karşısında bireylerin tepkilerini ölçmeyi amaçlayan soru. Sözde olgusal sorular.

Nonfactual : Gerçeklere dayalı olmayan. Yanlış. Harfi harfine tam olmayan. Sahte.

Factuality : Gerçekçilik. Gerçeklere dayalı olma durumu. Gerçeklik. Doğru. Gerçek. Doğruluk. Özgünlük.

Factualness : Gerçeklik. Gerçeklere dayalı olma durumu. Gerçekçilik. Hakikilik.

İngilizce Factual Türkçe anlamı, Factual eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Factual ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Verbals : Şifahen. Sözsel. Şifahi. Fiil. Harfiyen. Kelimesi kelimesine. Sözlü. İsim fiil.

Solidest : Masif. Cisimsel. Güvenilir. Sağlam karakterli. Bütün. Katı cisim. Katı madde. Tek parça. Birbirine bağlı.

Dyed in the wool : Şaşmaz. Önyargılı. Sabit fikirli. Dokunmadan önce boyanmış. Tutucu. Hammadde halinde boyanmış. Rengi çıkmaz. Hakiki. Koyu.

Abject : İğrenç. Acınası. Umutsuz. Küçük düşürücü. Son derece kötü. Perisan. Berbat (bir durum). Adi. Gururdan yoksun. Sefil.

Strictest : Sıkı. En katı. Sert. Müsamahasız. Hoşgörüsüz. Katı. Otoriter. Mutlak.

Bona fide : İyi niyetle. Gerçekten. Hilesiz. Bona fide. Hakiki. İyi niyetli. İçten. İyi niyet.

Blanker : Şaşırmış. Anlamsız. Görüntüsüz (televizyon terimi). İfadesiz. Boşluk. Çıkarmak. Silmek. Feshetmek. Yazısız kağıt.

Perfect : Fiilin karşıladığı oluş ve kılışın geçmişte kişinin görgüsü ve bilgisi altında olup bittiğini anlatan zaman. türkçede görülen geçmiş zaman -dı/-du ekiyle kurulur. || tek. şah. geldim (<gel-di-m), || tek. şah. geldin (<gel-di-n), || tek. şah. geldi (<gel-di), || çokl. şah. geldik (<gel-dik), || çokl. şah. geldiniz (<gel-di-niz), || çokl. şah. geldiler (<gel,di-ler) vb. örnekler: ayna ona, cesaret ve güven veren çizgilerle gülümsedi (t. buğra, yalnızlar, s. 113). ben aldım. okuyup da ne olacaktı sanki… okuyanları da gördük. ikiz mi doğurdular, yoksa ilkleri hep oğlan mı oldu? (t. buğra, yalnızlar, s. 182). umduk, bekledik, düşündük. hangi şey umduğumuza uygun düştü (y. k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından ı, s. 13). hayretimi görerek güldü. çok dalgındın. geldim, yanına oturdum. haber almadım, dedi ve gözleri örtülü öne bakarak devam etti (y. k. karaosmanoğlu, göst. e., ııı, s. 21) vb. Tamamlamak. Mükemmelleştirmek. Kusursuz. Bitirmek. Görülen geçmiş zaman kipi. Kusursuz yapmak. Berkemal.

 

Accurate : Sahi. İnce. Yanlışsız. Dakik. Kesin. Yanlış yapmamaya özen gösteren. Doğru. Hassas.

Bang on : Çok doğru. Tamamen doğru. Tümüyle doğru. Tamamen. Bir şeye vurup durmak. Şüphesiz doğru. Aynen öyle.

Factual synonyms : existent, unsentimental, effectives, realists, accomplished, real, perfectly, defacto, complete, as large as life, exact, realist, according to cocker, clearest, completest, definitive, completely, de facto, to the letter, disillusioned, literal, at the time, actualities, dinkum, earnest, actuals, occupational, hard headed, candids, in full, candid, verbal, all out.

Factual zıt anlamlı kelimeler, Factual kelime anlamı

Unreal : Gerçekdışı. Gerçek dışı. Asılsız. Düşsel. Sanal. Gerçek olmayan. Sahte. Hayali.

Factual ingilizce tanımı, definition of Factual

Factual kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Relating to, or containing, facts.