Blanker türkçesi Blanker nedir

  • İfadesiz.
  • Tam.
  • Açık yer.
  • Yazısız kağıt.
  • Boş.
  • Anlamsız.
  • Silmek.
  • Görüntüsüz (televizyon terimi).
  • Feshetmek.
  • Boş kağıt.
  • Boşluk.
  • Sövmek.
  • Açık.
  • Boş yer.
  • Şaşırmış.
  • Çıkarmak.
  • Yazısız.

Blanker ingilizcede ne demek, Blanker nerede nasıl kullanılır?

Blanked : Sayıyı önlemek (spor terimi). Silmek. Çıkarmak.

Blankest : Açık. Boş kağıt. Anlamsız. Şaşırmış. Yazısız. Sövmek. Boş yer. Silmek. İfadesiz. Yazısız kağıt.

Blanket : Kapsamak. Reaktör kalbinin çevresine ya da içine yerleştirilen ve zincir tepkimesi yapabilen unsurlardan oluşan kapalı bölge. Bütün olasılıkları içeren. Battaniye. Battaniyeye sarmak. Üretken bölge. Örtmek. Engel olmak. Susturmak.

Blanket bath : Yatalak bir kimseyi baştan aşağı temizleme.

Blanket copyright : Yapıt hakkının, yasalarda belirtilen haklardan bir çoğunu kapsamına alması, bu koşullarla anlaşma yapılması. Çok yanlı hak.

Blanket or locked suture : İlk düğüm konulduktan sonra ipliğin kesilmeden iplik ucunun her defasında yara dudaklarını saran bir önceki iplik halkasının içinden geçirilerek gerilmesi ve işlemin yara sonuna kadar sürdürülüp son bir düğüm konulmasıyla uygulanan dikiş. Kilitli dikiş.

Blanketed : Battaniye ile zıplatmak. Battaniye ile örtmek. Üzeri örtülmüş. Kaplanmış. Susturmak. Üzerine battaniye örtülmüş. Kapsamak. Örtbas etmek. Örtmek. Engel olmak.

 

Blanket order : Bir yayınevi ya da kitapçıya belli bir konuda çıkan kitapların tümünün gönderilmesi amacıyla yapılan ısmarlama. Kapsamlı ısmarlama. Maksadı belirli ancak ürün bazında detaylandırılmayan ve çıkacak ihtiyaca göre verilen sipariş. Açık sipariş.

Blanket net : İstihsal alanlarında suyun dibine veya içine çökertilmek suretiyle kullanılan su ürünleri istihsal vasıtası. Çökertme ağları.

Blanket policy : Genel yangın sigortası poliçesi.

İngilizce Blanker Türkçe anlamı, Blanker eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Blanker ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Unexpressive : Etkileyici olmayan. Manasız. Anlamlı olmayan.

Cavitation : Oyma. Boşluk oluşumu. Çukurlaşma. Kavitasyon. Kabarcık. Kovuklanma. Oyuk. Boşlama.

Blanked : Sayıyı önlemek (spor terimi).

Blanking : Karartma. Kalıpla kesme. Silme. Sayıyı önlemek (spor terimi). Kesme. Taslaklama delme. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Tarayıcı demetin satır başı ya da resim başı yapması sırasında, istenmeyen imlerin ortaya çıkmasını önlemek ve eşleme imleri gibi belirli biçimdeki imleri göndermek için resim bilgisine verilen ara.

Area : Yüzölçümü. Mesaha. Ülke yüzölçümü. Bir araştırma evrenini sınırlayan uzamsal ya da yersel kesim. Yersel alan. İata'nın üç coğrafi bölgesinden biri. Bodrum girişi. Saha. Area.

Blank : Sayıyı önlemek (spor terimi).

Chimerical : Asılsız. Hayali. İmkansız. Saçma. Gerçek olmayan.

Beclouded : Kafası karışmış. Bulutlanmış. İçinden çıkılmaz hale getirmek. Karartmak. Zorlaştırmak. Bulutlandırmak. Kaplamak. Şaşkına dönmüş. Bulutla kaplı.

 

Open area : Açık alan. Açık hava. Kapalı olmayan alan.

Call forth : Gün ışığına çıkarmak. Yol açmak. Sarfetmek. Ortaya çıkarmak. Neden olmak. Kullanmak. Meydan vermek.

Blanker synonyms : moneyman, mackinaw blanket, agape, deadpan, cuss, cross out, aghast, security blanket, absurds, blithering, bawdy, vacant, gap, caverns, blankness, abrogate, absentminded, unmarked, abrogated, abashed, aboveboard, bathetic, bed clothing, in repose, sphinxlike, barer, expressionless, mackinaw, emptier, cleanest, devoid of, straight faced, cavern.

Blanker zıt anlamlı kelimeler, Blanker kelime anlamı

Whiten : Beyazlaşmak. Beyazlaştırmak. Solmak. Ağarmak. Aklamak. Beyazlanmak. Bembeyaz yapmak. Ağartmak. Beyazlatmak. Aklatmak.

Uncover : Deşifre etmek. Kapağını açmak. Açmak. Su yüzüne çıkarmak. Şapka çıkarmak. Ortaya çıkarmak. Üstünü açmak. Örtüsünü açmak. Meydana çıkarmak. Ortaya çıkmasını sağlamak.