Farces türkçesi Farces nedir

Farces ingilizcede ne demek, Farces nerede nasıl kullanılır?

Farce comedy : Çok çapraşık, iç içe geçmiş dolantılar dizisinden oluşan oyun çeşidi. yanlış anlamalar, yanılmalarla sürüp giden, bir noktada arapsaçına dönen durum, sonunda mutlu bir çözüme ulaşır. salon güldürüsü, bulvar güldürüsü, hafif güldürü denilen çeşitler de gerçekte birer vodvilden başka bir şey değildir. bunlar, sinema ve televizyona genellikle bir tiyatro oyunundan aktarılır, bu yüzden de çok kez tiyatro kokusu taşır. Taşlamalı güldürü. Vodvil. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Farce : İlkel, yalınç güldürme öğelerinden yararlanan, kimi kez inanırlığın sınırını aşan, gülümsemekle yetinmeyip güldürmeyi erek edinen hafif komik oyun (örn. ortaçağda "maitre pathelin"). Güldürü öğesi hareketlerden ve nüktelerden çıkan oyun; düşünceden çok göze ve duyulara yönelir. vurgu, kişiyi karikatürleştirerek ve olayları abartarak elde edilir. Saçmalık. Fars. Kaba komedi. Sulu komedi. Maskaralık. Fars (tiyatro terimi). Kaba güldürü. Saçma.

Farceur : Fars (kaba komedi tiyatrosu) yazarı. (fransızca) mizahçı veya şakacı. Bir farsta oynayan kimse. Şakacı. Muzip.

 

Farceurs : Fars (kaba komedi tiyatrosu) yazarı. Bir farsta oynayan kimse. (fransızca) mizahçı veya şakacı. Muzip.

Farcical : Evlere şenlik. Saçma sapan. Absürt. Gülünç. Kaba komedi ile ilgili. Zırva. Saçma. Abuk sabuk. Tuhaf. Fasa fiso.

Cardiac infarct : Kalp enfarktüsü.

Farcical comedy : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Çok çapraşık, iç içe geçmiş dolantılar dizisinden oluşan oyun çeşidi. yanlış anlamalar, yanılmalarla sürüp giden, bir noktada arapsaçına dönen durum, sonunda mutlu bir çözüme ulaşır. salon güldürüsü, bulvar güldürüsü, hafif güldürü denilen çeşitler de gerçekte birer vodvilden başka bir şey değildir. bunlar, sinema ve televizyona genellikle bir tiyatro oyunundan aktarılır, bu yüzden de çok kez tiyatro kokusu taşır. Taşlamalı güldürü. Vodvil.

Farcical sketch : Güldürüyü temel alan kukla oyun betiği. Kukla güldürüsü.

Farcy : Farsi. At çıbanı. Ruam hastalığının daha hafif ve kronik seyirli şekli. ruam hastalığında deride oluşan ülser veya çıban. Atlarda çıkan çıban türü.

Farcical act : Abuk sabuk komik hareket. Aşırı derecede veya ölçüsüz komik hareket.

İngilizce Farces Türkçe anlamı, Farces eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Farces ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Charade : Taklit yaparak güldürme. Sessiz sinema oyunu. Zırva.

Magnetomotive force : Mıknatısla süren kuwet. Manyetomotor kuvvet. Mıknatıslal yük-süren kuvvet. Bk. mıknatıssal erkil. Mıknatıslı devinim kuvveti.

Smallholder : Küçük çiftlik sahibi. Küçük toprak sahibi. Çiftlikten küçük topraklara sahip olan veya buraları kiralayan kimse (ingiliz ingilizcesi).

 

Thrust : Saldırmak. Sıkıştırmak. Hücum etmek. Tıkmak. Dayamak. Saplamak. Süngülemek. İtmek. Zorla (bir duruma) sokmak. Dürtmek.

Cultivator : Yetiştirici. Saban. Kültivatör. Ekici. Çiftçi.

Agriculturist : Tarımcı. Ziraat uzmanı. Ziraatçi. Çiftçi. Ziraatçı. Tarım uzmanı.

Blather : Zırva. Saçma sapan konuşmak. Saçmalamak. Saçma sapan konuşma.

Forester : Orman sakini. Korucu. Orman görevlisi. Orman memuru. Orman bekçisi. Ormancı.

Antic : Soytarılık. Acayip. Tuhaflık. Tuhaf. Maskara.

Farce : Güldürü öğesi hareketlerden ve nüktelerden çıkan oyun; düşünceden çok göze ve duyulara yönelir. vurgu, kişiyi karikatürleştirerek ve olayları abartarak elde edilir.

Farces synonyms : plantation owner, life force, sodbuster, elan vital, coriolis force, contadino, stock raiser, physical phenomenon, lorentz force, torsion, airy fairy, foolery, repulsion, tenant farmer, gases, stockman, ballocks, drolleries, absurd, clowneries, mockery, comics, bilges, apple sauce, comedies, agriculturalist, repulsive force, blethered, cohesion, vitality, bathetic, blethering, absurdities.

Farces zıt anlamlı kelimeler, Farces kelime anlamı

Attraction : Getirtme. Tanecikleri birbirine yaklaştıran kuvvet. Çekicilik. Albeni. Cazibe. Atom, yükün ve molekülleri birbirine yaklaştıran etkileşim. (genellikle, çift ucaylı iki parçacığı yöneltme, bir çift ucaylı parçacığı, ucaysız parçacıkta eyletme ve ucaysız parçacıklar arasındaki dağılım etkileriyle oluşur.). Çekim. Sempati. Bir turistin ziyaret edip görmek istediği yer. Çekici şey.

Centripetal force : Merkezcil kuvvet. Bir nokta çevresinde dolanan bir nesnenin, dolanım özeğine doğru olan ivmesini oluşturan kuvvet. Ortaya çekici kuvvet. Merkezcil çekim kuvveti. Özekçil kuvvet. Santripetal kuvvet.

Repulsion : Geri tepme. Bir öğeciğin bir parçacık ya da erke nicemi ışıdığı anda toplam devinirliğinin korunabilmesi için ters yönde bir itim edinmesi. Tiksinti ve korku. İtme. Repulsiyon. Tiksinme. Cisimlerin birbirini itme gücü. Geritepki. Birbirini uzaklaştırma gücü. Biyoloji, fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Farces antonyms : centrifugal force, refrain.