Fascicles türkçesi Fascicles nedir

Fascicles ingilizcede ne demek, Fascicles nerede nasıl kullanılır?

Fascicle : Demet şeklinde olan. Sinir iplikleri demeti. Fasikulat. Kısım. Fasikül. Kan emen eklem bacaklılarda, deriyi delmeye yarayan ağız kısımlarının bileşimi. demet biçiminde olan. Demetcik. Salkım. Cüz. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Fascicled : Ciltlenmiş. Paketlenmiş. Sarılmış.

Fascicular : Salkımlı. Bölümler halinde. Fasiküler. Fasikül halinde.

Fascicularly : Fasiküller bir şekilde.

Fasciculate : Salkımlı. Fasikül halinde. Bölümler halinde.

Zona fasciculata : Böbrek üstü bezinin kabuğunda hücrelerin birbirlerine paralel kordonlar oluşturduğu, aralarında sinüzoidal kılcal damarların bulunduğu, glukokortikoit hormonlardan olan kortizon, hidrokortizon ve dihidrokortikosteronları salgılayan, çok köşeli hücrelerden oluşan en geniş orta katmanı. Zona fasikulata.

Interfascicular : Demetlerarası. İnterfasiküler.

Fascia axillaris : Mm. pectorales superficiales ile latissimus dorsi'nin yan kenarını birleştiren ak zar, fasya aksillaris. Fasya aksillaris. Aksillar ak zar.

Fascicule : Salkım. Demet. Fasikül. Evrak destesi.

Fascia : Kemer. Sargı, ak zar, şerit, bağ. Fasya. Bant. Şerit. Renkli şerit. Karın sargısı. Sütun kornişi. Sargı.

 

İngilizce Fascicles Türkçe anlamı, Fascicles eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fascicles ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Grape : Sığır veremi. Misket. Peşrev. Asma. Asmagiller (vitaceae) familyasından, yaprakları elsi, bakka tipi meyveleri olan ve meyveleri için kültürü yapılan, ülkemizde 3 tür ve pek çok kültür çeşidi ile temsil edilen, tırmanıcı gövdeli, çalı formundaki bitkiler. Üzüm. Atın diz içindeki yara. Üzüm tanesi.

Portioning : Bölüştürmek. Ayırmak. Parsellemek. Porsiyonlamak. Çeyiz vermek. Hisselere ayırmak. Paylaştırmak. Bölmek. Miras bırakmak.

Nerve tissue : Sinir sisteminin bir parçası olan doku. Sinir doku. Sinirdoku. Birlikte çalışan nöronlar grubu. Sinir dokusu.

Component : Eleman. Tamamlayıcı parça. Bileşken. Kimyasal bileşikleri oluşturan daha yalın bileşikler ya da öğeler. Yönleçsel bir niceliğin yerlem eksenleri üzerindeki izdüşümleri. bir bütünü oluşturan parçalar. Bir bileşkeyi oluşturan yöneylerin her biri. Birleştirme yoluyla kurulan birleşik kelimelerde, birleşmeye katılan kelimelerden her biri: aslanağzı «bir çiçek adı», hanımeli «bir çiçek adı», kadıngöbeği «bir tatlı türü», katırtırnağı «bir bitki adı» birleşik kelimelerinde bu birleşimi oluşturan aslan, ağız, hanım, el, kadın, göbek vb. kelimeler birer birleşen durumundadır. üretici-dönüşümlü (transfoarmational) gramerde, tabanı oluşturduğu kabul edilen ögelerden her biri. Öğe. (tamamlayıcı) parça. Bir bilgisayar donanımını oluşturan en küçük herhangi bir öğe. bileşen sözcüğü de kullanılmaktadır.

 

Corymb : Alttaki çiçek saplarının fazla uzayarak üst yüzeyinin düz bir çiçek kümesi oluşturduğu rasemöz çiçek durumu. korimboz. Korimb. Yalancı şemsiye.

Nerve : Cesaret vermek. Sinir. Birçok sinir telinin bir araya gelmesi ile oluşan yapı. Yüzsüzlük. Arsızlık. Cüret. Cesaretlendirmek. Soğukkanlılık. Kuvvet. Asap.

Bunch : Dermek. Kırışmak. Deste. Deste yapmak. Hevenk. Bir araya toplanmak. Toplamak. Bir araya toplamak.

Integral : Tümlev. Entegral. Tam. Değişken aralıkları ile her aralık ortasındaki işlev değerleri çarpımları toplamının aralıklar küçüldükçe vardığı erey. Bir işlevin, bağlı olduğu değişkenlerin küçük değişimleri için aldığı değerin, değişim aralıkları ile çarpımları toplamının sonsuz küçük değişim aralığı için vardığı erey. Tamamlayıcı. Tek parça. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Tamsayılardan oluşan.

Fragment : Kısım. Yazılı bir yapıttan alınmış bir bölüm. bir kısmı yitirilerek yalnızca bir bölümü kalmış olan yapıt. Parça. Bir yapıtın, iyesine özgü özellikleri taşıyan bölümü. Parçalamak. Bölüm. Kırılmış küçük kemik parçası. Bölük börçük olmak. Parçalanmak.

Cluster : Bir araya gelmek. Türküm. Süt sağım ünitesi montaj tablası. Toplamak. Kümelenmek. Bir araya getirmek. Küme. Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Fascicles synonyms : trigonum cerebrale, fibre bundle, systema nervosum, nervous system, ament, nervous tissue, fornix, fascicule, catkins, ingredient, bunches, clusters, collation, instalment, collations, bundles, the element, fragmenting, grapeshot, bouquet, bunch of grapes, corymbs, nervus, aments, particle, faggots, bundle, portion, element, fascicle, fiber bundle, catkin, beam.